Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

12.12.12

A+A-

“Maya Takvimi”ne göre dünyanın sonu bu tarihte gelecekti…

 

Ancak 12 Aralık 2012’nin üstünden bir yıl geçti ve hala dünya olduğu yerde duruyor…

 

O tarihte belki dünyanın sonu gelmedi ama bizim yüreğimize hiç dinmeyecek bir acı düştü…

 

Arif Hasan Tahsin’imizi, Arif Hocamızı kaybettik…

 

Hani “insan her şeye alışır” derler ya, biz onsuz olmaya bir türlü alışamadık…

 

Her alanda, her anlamda onun yokluğunu çekiyoruz…

 

“Ah Arif Hoca ah, keşke hayatta olaydın” diyoruz…

 

Ama yok işte, bizlere bir mücadele yolu çizdi ve “benden bu kadar” deyip aramızdan ayrıldı…

 

Arif Hoca’yı en son o günün sabahında görmüştüm…

 

Heyecanlıydı, çünkü hayatını verdiği KTÖS’te düzenlen etkinliğine kendi evinden canlı yayınla katılacaktı…

 

Son anına kadar onu yalnız bırakmayan sevgili dostum Arda Gündüz’ün kolunu tutuyordu…

 

Ben işe gitmek için yanından ayrıldım, sonuçta akşama görüşecektik…

 

Telefonum çaldı, arayan Arda Gündüz’dü, “Ali koş, acele hastaneye gel Arif Hoca’yı kaybettik” dedi…

 

Şaka olması için yalvardım ama hastaneye gittiğimde gerçek tam karşımda duruyordu…

 

Arda yıkılmış oturuyordu ve beni görünce hıçkırıklar içinde üzerime sarıldı…

 

O an yıkıldım…

 

Gerçekten şu anda yazarken bile zorlanıyorum…

 

Arif Hoca ile her karşılaştığımızda, “Ali yazını okudum, güzel” derdi…

 

Halbuki benim yazdığım birçok yazıda hata vardı…

 

Ancak o yinede “güzel” derdi…

 

Bana kimseden korkmamamı söyler, aynı yolda devam etmemi tavsiye ederdi…

 

Bugün ilk günkünden daha iyi ve doğru bir şekilde yazabiliyorsam bunu Şener Levent’e borçluyum…

 

Bana her zaman bir “baba” gibi davrandı ve hala da öyle davranıyor…

 

Benden umutlu olduğunu ve aynı yolda devam etmemi söylüyor…

 

Ayrıca yaptığım her hata da bana bir babanın oğluna kızdığı gibi kızar…

 

Artık hatanın büyüklüğüne göre Şener Levent’in bana hangi oranda kızdığını siz düşününüz…

 

Bu beni çok mutlu ediyor çünkü Şener Levent gibi birisi tarafından önemsendiğimi hissediyorum…

 

O gerçekten işine aşık ve en doğru şekilde yapmayı seven bir gazeteci…

 

Üstelik çok disiplinli…

 

Arif Hoca yazdığım yazıda “hata var mı” diye bakmazdı, çünkü kendi de yazarken kurallara uyan birisi değildi…

 

O nedenle, Arif Hoca’ya göre her yazdığım yazı güzeldi…

 

Anlayacağınız ben gerçek anlamda yazı yazmaya Afrika’da başladım…

 

Ve bu işi en iyi bilen insan Şener Levent’ten hala bir şeyler öğrenerek yolda devam ediyorum…

 

Arif Hoca’yı toprağa vermeden önce KTÖS’ün önünde onun için düzenlenen anmaya katılmıştım…

 

Ve o gün orada gözyaşlarım sel olmuştu…

 

Kimse beni ağlarken görmesin diye kendimi içeri attım ve anma bitene kadar orada ağladım…

 

Sonra hep beraber Arif Hoca’yı toprağa verdik…

 

Şener Levent o gün Arif Hoca’nın mezarı başında konuşurken ayakta durmakta zorlanmıştı ve yere düşmemesi için onu kolundan Hasan Kahvecioğlu tutmuştu…

 

İşte o gün Şener Abi’nin Arif Hocaya karşı duyduğu sevgi ve saygının büyüklüğünü anlamıştım…

 

Dün biz seni andık Arif Hoca…

 

Tüm mücadele arkadaşların ve Arda Gündüz ile ben oradaydık, senin ömrünü verdiğin sendikada…

 

İnan burada herkes seni çok özlüyor ve seni ağlayarak değil, bir devrimci gibi gülümseyerek anıyor…

 

Bir gün yeniden seninle görüşeceğimiz güne kadar da bu böyle devam edecek…   

  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.