1. YAZARLAR

  2. İsmail Bozkurt

  3. 12 Haziran Sonrası
İsmail Bozkurt

İsmail Bozkurt

Vatan Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

12 Haziran Sonrası

A+A-


Konuşulsa da konuşulmasa da, yazılsa da yazılmasa da Kıbrıs Türk kamuoyunun 12 Haziran 1911 sonrası konusunda için için kaynamakta olduğunu Mısır’daki Sağır Sultan bile biliyor.

Fevzi Tanpınar, “Arif mi yoksa arife mi” başlıklı köşe yazısında, konuyu esprili biçimde diline dolayarak “bayram mı olur seyran mı bilinmez ama 12 Haziran’dan sonra buralarda çok şeyin değişeceğini herkes bir şekilde biliyor” biçiminde bir yargıya vardı ve konu ile “sorulu yanıtlı mini bir sınavla” dalga geçti.

Ve tabii ki bunu yüzde yüz haklı olarak yaptı.

Yüzde 99.99 değil! 

12 Haziran Sonrasının Politik Gündemi

Aslında Tanpınar’ın sınav sorularını, soruluktan çıkarınca 12 Haziran sonransın politik gündemi, eksik olsa da konular itibarıyla ortaya çıkmış oluyor.

Şöyle ki:

    Kamu maliyesini denkleştirme
    Devletin bazı kurumlarını "yükünü kaldıramıyor" gerekçesiyle özelleştirme
    Demografik temsiliyetin parlamentoda oluşturulabilmesi
    Kamuda verimliliğin artırılması
    Temiz toplum, temiz siyaset

Elbette ki bu gündem maddeleri Kıbrıs Türk halkının tüm sorunlarını içermiyor.

Zaten öylesine bir sorunlar yumağı söz konusudur ve her gün yumağa yeni sorunlar eklenmektedir ki, sağlıklı bir gündem saptama olanağı pek yok!

En iyisi, gündemi bir tek “siyaset kurumu” maddesine indirgemektir galiba!  

Tanpınar, olası uygulama biçimlerini esprili ve aslında inceden inceye sistemle dalga geçerek “ÖSYM şifresiz test”e de göndermelerde bulunarak sayıyor ama biz onlar üzerinde durmayacağız.

Ya Kıbrıs Sorununda Gündem?

Temmuz 2011’deki üçlü zirve öncesi olan 12 Haziran sonrasında Kıbrıs gündeminin yeni unsurlar içermesi söz konusu olabilir mi?

Bilemem, ancak Kıbrıs Türk siyasal kurumunun genelde bunun çok da ayırımında olduğunu sanmıyorum.

Yaşananlar ve sürecin geldiği nokta, artık saplantılı ideolojik yaklaşımlardan uzaklaşıp Ada gerçeklerine uygun politikalar üretilmesini gerektiriyor ama bizim siyasal kurumumuz bunu yapabilecek potansiyeli harekete geçirme birikimi, mahareti ve manevrasına sahip görünmüyor.

Böyle olunca da, “harmanlara sığmayan” ipleri başkalarının eline vermeme isteği, istençten yoksun slogansı politikalarla, zorunlu olarak başkalarının yaptığının peşinden gitme sonucu yaratıyor.

12 Haziran sonrasında benzer bir senaryo yaşanmayacağını kim söyleyebilir?

Son Olarak

Şu iki hususu vurgulamadan edemeyeceğim:

Kıbrıs sorununda saplantılı ideolojik ve ütopik yaklaşımlardan uzaklaşıp “Ada gerçeklerine uygun politikalar” üretilmeden dıştan gelebilecek etkilenme ve baskılara karşı koymanın olanağı yoktur.

Devlet düzeni bakımından, siyaset kurumunu sorun, popülizmi sistem olmaktan çıkaramayan, popülizmin sistem üzerindeki baskısını azaltmayan iyileştirmeler içermeyen bir gündem eksik olacaktır.

Sonuçta 12 Haziran sonrasında politik arenanın şenlenme olasılığının yüksek olduğunu söyleyebiliriz!

“Şenlenme” derken, Tanpınar’ın geçtiği dalgaya koşut olarak “güleriz ağlanacak halimize” biçimindeki bir şenlenmeden söz ettiğimi vurgulamış olayım.

 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.