1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. 14 ayda 80 kadına adli yardım
14 ayda 80 kadına adli yardım

14 ayda 80 kadına adli yardım

Kadından Yaşama Destek Derneği, "Şiddete Karşı Diren" Proje Koordinatörü, Avukat Mine Atlı, "stepup"kampanyası ile ev içi şiddete karşı farkındalık yaratıldığını belirtti

A+A-

Deniz Abidin

Kadından Yaşama Destek Derneği, Şiddete Karşı Diren Proje Koordinatörü, Avukat Mine Atlı, KAYAD olarak yaklaşık 20 yıldır kadınlar üzerinde çalıştıklarını belirterek, kadına yönelik en derin sorunun ev içi şiddet olduğunu saptadıklarını söyledi. Atlı, şiddete karşı diren projesinin ev içi şiddet konusunda farkındalık yaratmak ve baskı unsuru yaratmak için başlatıldığını kaydetti.

Atlı, ev içi şiddetin önlenmesi için hukuki ve siyasi adımların atılması gerektiğini belirterek, direnişçilerin desteklenmesi için bunun şart olduğunu söyledi. Projenin beş ayaktan oluştuğunu ifade eden Atlı şunları söyledi:

“En büyük gayemiz adli yardım sunulmasıdır”

"Bunlardan biri ev içi şiddet yasası ve taslağının hazırlanması, bunun lobiciliğini yapmak için yasanın içinde öngördüğümüz bir takım hizmetleri dernek olarak vermektir. Ev içi şiddet yasasıyla birlikte bizim en büyük gayemiz adli yardımın sunulmasıdır. Örneğin, 5 yıldan daha fazlayı gerektiren bir suç işlemiş olsanız, avukat tutmaya ekonomik gücünüz yoksa devlet size ücretsiz olarak bir avukat atar. Çünkü hukukta adil yargılama vardır. Adil yargılama mühesesi içinde bir yargı sürecinden geçmezse o kişiyi yargılayamazsınız. Ancak eşi tarafından hergün şiddet gören bir kadın cebinde para yoksa gönüllü bir avukat tutsa bile aile mahkemesine erişemezsiniz.

“Eşinin başından aşağı kaynar su döken vaka biliyoruz”

 Düşünün ki vakalarımızdan biri olan, eşinin başından aşağıya kaynar su döken bir vaka biliyoruz. Kadın boşanmak istese ve gönüllü bir avukat bulsa bile muhayitlik davayı dosyalamadan önce bir miktar pul masraflarını karşılamak gerekir. Koruma emri almak istiyorsanız yine bir takım maddi engelle karşılaşırsınız. Biz diyoruz ki kadının ekonomik durumu ne olursa olsun, devletin bu tarz durumlarda aile mahkemesine erişimin sağlanması için kadınlara adli yardım sunması gerekir"

"Kadınlara adli yardım sunulmalı"

Atlı, Ev İçi Şiddet Yasası içinde kadınlara adli yardım sunulmasının dâhil olmasını istediklerini belirterek, bu ihtiyacın gerekliliğini göstermek için KAYAD olarak proje kapsamında 15 kadına adli yardım sunmayı düşündüklerini söyledi. Atlı, 2015 yılının Mart ayında çok sayıda başvuru olduğunu ifade ederek, 14 ay içinde 80 kadına adli yardım yapıldığını açıkladı. Barolar Birliği ile birlikte yapılan projenin fazla duyulmamış olmasına rağmen 80 kadına adli yardım verildiğini anlatan Atlı, geçtiğimiz aylarda bin kişi ile yapılan anket sonuçlarını hatırlattı.

Atlı şunları belirtti, "Biz bu ankette bin kişiye ekonomik, fiziksel ve cinsel şiddeti sorduk. Her 3 kadından birinin fiziksel şiddet gördüğü saptandı. Anket sonucu şu görüşe vardık ki, ev içi şiddet konusunda konuşamıyoruz bile. Bundan utanan kadınlar var. Başka birinin şiddet gördüğünü ifade etmek daha kolay geliyor"

"Basın önemli"

Atlı, başlatılan projenin bir ayağının da farkındalık yaratmak olduğunu söyleyerek, ev içi şiddetin basına nasıl yansıtıldığının önemli olduğunu kaydetti. Kadını ve aileyi deşifre edecek metinlerin doğru olmadığını dile getiren Atlı, ev içi şiddetin altında yatan esas sebebin inanç sistemi olduğunu kaydetti. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini körükleyen bir dil kullanıldığı zaman sorunun çözülmediğine dikkat çeken Atlı, daha beter sorunun körüklendiğini belirtti. "Kıskançlık şiddeti getirdi" gibi gazetelerde yer alan haberleri eleştiren Atlı, bu gibi başlıklarla kıskançlığın meşrulaştığını anlattı. Atlı, kıskançlığın aslında toplumsal cinsiyet eşitsizliği belirtisi olduğunu kaydetti.

"KAYAD olarak kampanyalara katılacağız"

Atlı, projenin eğitim alanındaki bir diğer ayağının Avrupa'da eğitim almak olduğunu vurgulayarak, KAYAD olarak Avrupa'nın şiddete karşı kadın ağı toplantısına katıldıklarını anlattı. Bu ağın artık bir üyesi olduklarını ifade eden Atlı,  her yıl düzenlenecek olan kampanyalara katılacaklarının altını çizdi. Atlı, farkındalık kampanyasının beş ana mesajı olduğunu söyleyerek, ülkedeki eksiklikler doğrultusunda bu mesajları seçerek "stepup" kampanyasına katıllacaklarını kaydetti. Atlı, ülkede beş gereksinimin hiçbirinin ülkede yerinde olmadığına dikkat çekerek, beş mesajın tümünün kullanıldığını söyledi.

"Farkındalığın artırılması mesajı verildi"

Atlı şöyle devam etti, "Katılan herkese hangi mesajı kullanmak istediğini belirttik ve katılan herkes ev içi şiddet temelinde farklı mesajlar yayınladı. Bunlardan bir tanesi, sığınma evinin olmayışdır. Bu bizce devlet tarafından yapılan en büyük insan hakkı ihlalidir ve acizliktir. Bu anlamda biz çok büyük sorunlar yaşıyoruz. Sığınma evlerinin en büyük kuralı ev gibi olmasıdır. Bir diğeri yedi yıldır çalışan bir ihbar hattıdır. Bizim yedi yıldır çalışan bir ihbar hattımız var. Tek bir kişinin gönüllü özverisi ile ücret almadan bu yapılıyor. Bu yanlıştır. Çünkü bu çok özverili bir iştir. Dolayısıyla o kişinin yalnız olmaması gerekir. Ekip halinde bir vardiya sistemi kurularak bunun yapılması gerekir. Mesajlardan bir diğeri de eğitim verilmesidir. AB ülkelerinde meslek gruplarına bu konularda eğitimler veriliyor. Örneğin, polislere okuldan mezun olmadan önce bu eğitim verilir. Tüm bunlara ilaveten farkındalığın artırılması mesajı verildi"

"Katılım çok yüksek oldu"

Atlı, "stepup" kampanyasına başta Cumhurbaşkanı Akıncı olmak üzere katılımın çok yüksek olduğunu belirterek, kampanyanın toplum için önemli olduğunu kaydetti. Atlı, aile içi şiddet yasasının taslak çalışmalarının sürdüğünü, Eylül ayına kadar tamamlamayı hedeflediklerini belirtti. Gerekli uzmanlardan da destek alacaklarını ifade eden Atlı, bu yasayı en kısa sürede Meclis'e sunmayı istediklerini söyledi.

"Çok ciddi yanlış algılamalar var"

Atlı sözlerini şu şekilde tamamladı, "Şiddetle ilgili toplumumuzda çok ciddi yanlış algılamalar vardır. Ev içi şiddet bizde yaşanmaz, Türkiye'de yaşanır gibi...Bir diğer yanlış algı da okumayan, para kazanmayan kadınlar şiddet görür şeklindedir. Biz bu iki yanlış algıyı daha önce sonuçlarını açıkladığımız anketle çürüttük. Ev içi şiddet gösterenin de ev içi şiddet görenin de annesinin babasının doğum yeri dâhil gösterdiği şiddetle hiçbir bağlantısı yoktur. Aynı şekilde eğitim durumunun da şiddet üzerinde hiçbir etkisinin olmadığını yaptığımız anket çalışması gösterdi" 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.