1. YAZARLAR

  2. Cem Kar

  3. “1964’ün ilk güneşi doğuyor. 1964’ün ilk sabahı…”
Cem Kar

Cem Kar

Havadis
Yazarın Tüm Yazıları >

“1964’ün ilk güneşi doğuyor. 1964’ün ilk sabahı…”

A+A-

Bazen bir film, bazen bir kitap ve bazen de bir paragraf yazı veya bir başkasının anısını anlatan bir yazı hayatınızda köklü değişikliklere neden olabilir. 

O filmi her izlediğinizde o dönüm noktanız veya o günlerdeki düşünceniz aklınıza gelir.  
O kitabı her gördüğünüzde veya okuduğunuzda fikirlerinizin nasıl değiştiğini bir kez daha hatırlarsınız…
O paragrafı her aklınıza getirdiğinizde o olayı, o kişiyi anımsarsınız…

Benim de hayatımda beni derinden etkileyen, dönüm noktalarına sebep olan filmlerim, kitaplarım ve paragraflarım var…

*
2012 yılında Mine Çeliker ile birlikte Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş'ın hayatından kesitler sunan bir sergi hazırladık. Sergiyi anlamlandırmak için yalnızca Denktaş'ın resimlerinin değil, O'nun sözlerinin de olması gerektiğine kanaat getirdik.
Konu ile ilgili onlarca kitap topladık. Bu kitaplar arasında rastladığımız bir yazı bizleri çok derinden etkilemişti. 

O günden bu güne her yeni yıl olduğunda Denktaş’ın 1963 olaylarının ardından 1 Ocak 1964’te kaleme aldığı yazı aklıma gelir. 

Bugünkü yazımı Denktaş’ın bundan 51 yıl önce yazdığı, beni çok derinden etkileyen, o günlerde neler yaşandığını net bir şekilde ifade eden ve her ne olursa olsun umudunu kaybetmeyen bir liderin sözleri ile sonlandıracağım. 

Söz Denktaş’ın: 

“1964’ün gelişini kutlayan dünyanın mutlu insanları, akşamın verdiği yorgunluğun derin uykusundan hala uyanamamışlar! 

Tüm insanlığın dileği, 1964’ün kendilerine mutluluk getirmesi… 
Peki ya bize? 

Günlerden beri bir ölüm kalım mücadelesi veren, göç yollarında ezilen, hunharca öldürülen, katliama uğrayan Kıbrıs Türklerine, 1964 neler getirecek? 
Bilemiyoruz…
Bir mücadele içerisindeyiz. 
Var olmakla yok olmak arasındaki ince çizgideyiz… 
21 Aralık’tan bu yana zar zor geçinen insanlara dün buzhaneden dağıtılan yemekler nefes aldırdı… 

1964’ün ilk güneşi doğuyor. 
1964’ün ilk sabahı…

Tanrıma, Kıbrıs Türkleri için dua ediyorum: “İkinci bir Girit olmayalım. Çocuklarımız esaret içinde büyümesin, ezan sesleri susmasın, özgür, mutlu ve barış içinde yaşayalım.”

Lefkoşa’daki mevzileri dolaşıyorum. 
Mücahitler, günlerdir siperlerde. 
Aç, yorgun ve uykusuz. 
Yiyecek kıtlığı var. “Bir ihtiyacınız var mı?” diyorum. 
“Sadece silah ve mermi istiyoruz” diyorlar. 
Lefkoşa sokaklarında derin bir sessizlik hakim…
Klinikler yaralılarla dolu. 
Bu sessizliği şehit analarının, kadınların, çocukların hıçkırıkları, ağlamaları yırtıyor.  
Etrafımı sarıyorlar, “Ne olacağız?” diye soruyorlar… 

Ne olacağız?
İyi olacağız… 
Türkiye arkamızda… 
Tanrı zalimlere derslerini er geç verecektir… ”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.