1. YAZARLAR

  2. Özgün Kutalmış

  3. 20 Temmuz, 1974’e nasıl gelindi? 2
Özgün Kutalmış

Özgün Kutalmış

Gündem Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

20 Temmuz, 1974’e nasıl gelindi? 2

A+A-

Geçen yazımda Rumların Kıbrıs’taki mücadelelerinin bağımsızlık değil, Enosis, yani Yunanistan’a bağlanma mücadelesi olduğu noktasında bitirmiştim. Nitekim 1950 yılında Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi öncülüğünde ve Kıbrıslı Türkleri yok sayan 2. Enosis Plebisiti yapıldı. Bugün dahi en ilerici geçinen Komünist Rum AKEL Partisinin Parti Program veya Tüzüğünde Enosis Ülküsü vardır. 1 Nisan 1955 yılı baharında patlayan ilk bomba ile EOKA tedhiş örgütü faaliyete geçti. EOKA için tedhiş örgütü tanımlaması yaptım. Çünkü EOKA örgütü kurtuluş savaşı veren bir örgüt değildi. Amacı Megalo İdea ülküsüne göre Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamaktı. O yıllarda geçerli olan toplumların kendi kaderlerini kendileri belirlemeleri prensibine göre güya İngilizlere karşı Kıbrıs’ın bağımsızlığı için mücadele ettikleri imajını yaratmaya çalıştılar ve sadece İngilizlere saldırdılar. Kıbrıs Rum Toplumunun Kendi Kaderini Belirleme Hakkını savunurlarken, Kıbrıs Türkünü yok sayıyorlardı. İşte o zaman devreye giren İngiliz emperyalizmi iti ite kırdırma taktiği güderek, çeşitli yollarla Kıbrıslı Türklerle Rumları karşı karşıya getirdiler. EOKA örgütüne karşı Türklerin savunmasını üstlenecek karşıt bir örgüt kurulmasını teşvik ettiler ve göz yumdular. Kıbrıslı Türkler de bu adada varlıklarını devam ettirecek ve güven içinde yaşayabilecekleri böyle bir örgütlenmeye dünden razı idiler. Enosis yolunda Ingiliz’den sonra Kıbrıs Türklerini de önünde engel gören EOKA o zaman Türklere yönelik öldürme dahil şiddet eylemlerine başladı. Yüzlerce Türk kurulan pusularda veya ıssız yerlerde öldürüldüler. Karma köylerde azınlıkta olan Kıbrıs Türkleri 1958 yılında köylerini terk etmek durumunda kaldılar. Örneğin Balikitre, Minareliköy, Aytotoro (Çayırova) gibi. Terkedilen köylerdeki Türk malları yağma ve talan edildi. Özellikle 1958 yılı Temmuz ve Ağustos ayında şiddetlenen EOKA ve TMT arasındaki çatışmalarda yüzlerce Rum ve Türk her iki tarafça öldürüldü. EOKA ateşkes istedi. Akabinde yapılan Londra’daki görüşmelerde Londra ve Zürih Anlaşmaları ile Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Kurucu ortak oldukları Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Kıbrıslı Türkler kamuda %70/30, Kıbrıs Ordusunda %60/40 temsil edilecek, her ilçede Türk ve Rum ayrı belediyeler olacaktı. Aslında her iki taraf da Cumhuriyete inanmamışlardı. Makarios daha anlaşmaların mürekkebi kurumadan Cumhuriyeti Enosise giden bir sıçrama tahtası olarak yorumlarken, Türk liderler de Taksim yolunda bir merhale olarak görüyorlardı. Bundan dolayı da ömrü uzun olmadı. Kıbrıs Türklerinin bütün kazanımlarını yok sayan ve Kıbrıs’ı bir Elen Cumhuriyeti’ne döndürecek olan Makarios’un meşhur 13 maddelik Anayasa değişiklik önerileri ortamı gerdikçe gerdi. 1963 Aralık sonunda da iki toplum kendilerini birbirlerine karşı savaşır durumda buldular. Can güvenliği olmadığı için Türkler Cumhuriyetteki görevlerine gidemediler. Bir şekilde gidebilenleri de kimse bugüne kadar göremedi. O zaman müştereken kullanılan Lefkoşa Hastahanesinde yatan hasta, ameliyatlı, hatta lohusa Kıbrıslı Türkler öldürüldü. O dönemde bazıları Kıbrıs Türk Liderliği’nin zorlamasıyla da olsa tam 103 Türk köyü daha emniyetli sayılan komşu Türk köylerine sığınmak zorunda kaldılar. Güya akan kanı durdurmak için adaya acilen BM Barış Gücü gelebilmesi için, Kıbrıs’ı Rumların kontrolündeki bir Elen Cumhuriyeti’ne dönüştüren 4 Mart, 1964 tarihli 186 sayılı Güvenlik Konseyi kararına Türk tarafı evet durumunda kaldı. Gelen BM askerleri tüm Rum saldırılarında rapor tutan seyirci konumundaydılar. 7-8 Ağustos Erenköy saldırılarında Türkiye havadan müdahale etmek zorunda kaldı. Daha sonra yapılan görüşmelerde çeşitli Amerikan kökenli Acheson, George Ball gibi plânlar hep Rum tarafınca reddedildi. Hatta Türkiye Karpaz Burnunda 50 yıllığına kiralanacak bir üs karşılığında Rumların Kıbrıs’taki hakimiyetine bile evet demişti. Bereket versin Popaz Makarios kabul etmedi. 15-16 Kasım Köfünye saldırısında 24 Türk öldürülünce Türkiye adada bulunan ve Kıbrıslı Türklere karşı savaşan Yunan Tümeninin çekilmesini ve barikatların  kaldırılmasını istedi. Türk ültimatomunu göğüsleyemeyen Rumlar, adadan Yunan Tümeninin çekilmesini ve barikatların kaldırılmasını kabul ettiler. O barikatlarda Türklere yapılan tüm aşağılayıcı, onur kırıcı Rum davranışlarına karşı, Kıbrıslı Türkler can korkusu ile hep “Malista kirye” yani peki efendim diye cevap verirlerdi. Barikatlar açıldıktan sonra 1968 yılında önce Beyrut’ta İki toplum arasında sözde Kıbrıs sorununa çözüm bulma yönünde ilk görüşmeler başladı. Sonra bu görüşmelere Türkiye ve Yunanistan’dan da destek amaçlı gelen anayasa profesörlerinin katılımı ile Kıbrıs’ta devam edildi. 1973 yılında Denktaş’la Kleridis bir metin üzerinde anlaştı. Buna göre Kıbrıslı Türkler 1960 Anayasasından kaynaklanan birçok hakkından vaz geçerken, sadece, o da Türk İşlerine bakacak bir bakanlığa razı oldu. Ancak 5 ilçede yine ayrı ve özerk belediyeler olacaktı. Popaz bereket versin bunu da kabul etmedi. Bu sıralarda Kıbrıs’ı süratle Yunanistan’a bağlamak için EOKA B kuruldu. Akabinde de 15 Temmuz faşist Yunan Darbesi ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Elen Cumhuriyeti olduğu açıklandı. 20 Temmuz 1974’e giden yola çakıl taşları böyle döşendi. Yani 20 Temmuz sebeb değil sonuçtur. Yorumu okuyucularıma bırakıyorum. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.