1. YAZARLAR

  2. Halil Sadrazam

  3. 20 Temmuzlarda sorguladıklarım
Halil Sadrazam

Halil Sadrazam

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

20 Temmuzlarda sorguladıklarım

A+A-

Bugün Kıbrıs’ta, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı yapılan Yunan darbesinin ardından Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) başlattığı Kıbrıs’ı işgal harekâtının kırkıncı yıldönümüdür. Bu yıldönümünde dikkat çeken bazı hususları sorgulamak istiyorum.

Tam 40 yıldır bu harekâtın başladığı günün yıldönümlerinde Kıbrıs’ın kuzeyinde hesapsız harcamalar yapılmakta ve törenler düzenlenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan 50 yıl kadar sonra ilk defa olarak böyle bir harekât yapmıştı. Buna rağmen Türkiye’de Kuzey Kıbrıs temsilciliklerinin bulunduğu birkaç yerdeki kısıtlı etkinlikler hariç herhangi bir kutlama yoktur. Neden TSK’nin harekâtı Kıbrıs’ta kutlanırken Türkiye’de 20 Temmuz hatırlanmadan geçilmektedir? Türkiye Cumhuriyeti devlet ve hükümet yetkilileri (bugünkü törenlerde yer alan TC Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül gibi) Türkiye’de herhangi bir kutlama yapmazken neden Kıbrıs’a gelerek burada törenlere katılmaktadır?

20 Temmuz sabahı başlayan harekât bütün Kıbrıslılar tarafından büyük bir sevinçle ve gözyaşlarıyla karşılanırken bugün neden büyük bir kesimde sevinç kaybolmuş sadece gözyaşları kalmıştır?

“Kıbrıs’ta bozulan anayasal düzeni yeniden kurmak” maksadıyla başlatıldığı iddia edilen harekât sonrasında neden anayasal düzen kurulmamış ve Kıbrıslı Türkler Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki haklarına kavuşamamıştır.

20 Temmuzda başlayan harekât garanti anlaşmasından doğan hakları kullanarak yapılmıştı. Fakat TSK’nin hataları nedeniyle harekât baştan planlandığı gibi gelişmemiş, planlanan hedeflere ulaşılamamış ve TSK unsurları dar bir alanda sıkışıp kalmıştı. Bu nedenle uluslararası kurallar yok sayılarak 14 Ağustos’ta ikinci bir harekâta girişildi. Bunun büyük bir yanlış olduğu o günden bilindiği halde neden bu yanlıştan dönerek anlaşma yolları aranmamıştır?

Neden “Mutlu Barış Harekâtı” adı verilen harekât sonrasında Türkiye, imzaladığı uluslararası anlaşmalara aykırı olarak Kıbrıs’a nüfus taşımış ve Kıbrıslı Türkleri eritmeye başlamıştır? Bugün ülkemizin gerçek nüfusu belirsizdir fakat Kıbrıslıların azınlığa düştüğü bir gerçektir. Ülkede kriminal olaylar artmıştır. Ankara’nın dayatmalarıyla kimliğimiz ve kültürümüz kaybolmaktadır. Buna rağmen neden hala daha şükran edebiyatı yapılmaktadır? “Mutlu Barış Harekâtı” adı verilen harekâttan tam 40 yıl sonra ülkemizdeki insanlar neden mutsuzdur?

Kıbrıs’ta verilen mücadele 20 Temmuz 1974’de başlamış ve birkaç gün içinde bitmiş değildir. Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin Lozan’da tamamen terk ettiği ve 1950’de “Kıbrıs diye bir sorunumuz yoktur” denildiği zamanlardan başlayarak adada uzun bir mücadele verilmiştir. Neden özellikle 1963 sonrasında büyük sıkıntılar içinde verilen mücadele değersiz gösterilerek sadece 1974’deki birkaç günlük harekât öne çıkarılmaktadır?

Ayni şekilde Kıbrıs’ta hayatını kaybetmiş bütün şehitlere hakaret edercesine nöbet yerinde uyurken hayatını kaybeden tek bir şehit adına neden özel törenler düzenlenmektedir?

Kıbrıs’ta bir devlet çatısı altında birleşmek için görüşmeler yaptığımız güneydeki toplum 1974 travmasını yaşar ve 20 Temmuzları nefretle anarken, kuzeyde Türkiye’nin işgal harekâtı neden kutlanmaktadır?

Ülkemizde pekçok eksiklik ve aksaklıklar varken, en basitinden yangın tehlikesi çok yüksek olduğu halde yangınlara karşı gerekli tedbirler alınamazken törenlere bunca para neden harcanmaktadır? Barış için harcanabilecek paralar neden harekâtı hatırlatan savaş uçaklarından savrulan dumanlarla havaya atılmakta ve anlamsız ses kirliliği yaratılmaktadır?

Sadece zorunlu olarak protokole mensup kişilerin ve silahlı kuvvetler mensuplarının katıldığı törenler ve tören provaları neden her yıl halkın daha fazla tepkisini çekmektedir?

20 Temmuz 1974’den tam 40 yıl sonra bugün tören alanındakileri selamlayan Sayın Cumhurbaşkanı’nın yanında neden yasalarımızda yer almayan bir rütbe işaretiyle yabancı bir kişi yer almaktadır. Yasalarımızda son rütbe tuğgeneralken ve bunun rütbe işareti belirliyken Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı makamını işgal eden bu kişinin taktığı işaretler ne anlama gelmektedir? Sayın Cumhurbaşkanı yanında durabilecek ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı makamına getirilebilecek bir Kıbrıslı subay neden yoktur? 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.