1. YAZARLAR

  2. Serhat Kotak

  3. 20 Temmuz’un düşündürdükleri
Serhat Kotak

Serhat Kotak

Gözlem
Yazarın Tüm Yazıları >

20 Temmuz’un düşündürdükleri

A+A-

1974 Barış Harekatı’nın üzerinden tam 38 yıl geçmiş. Bodrumdan bodruma sğınırken küçücük bir çocuk olarak değil sanki de aniden büyümüş biri olarak anneme kardeşlerim birkaç günlük bebek olan Aslı ve 4 yaşında olan Tonguç için yardım edebilmek ve bana verilen görev olan Aslı’nın ihtiyaçlarının bulunduğu çanta ve portatif radyomuzu sıkı sıkı elimde tutardım. Tehlike yaklaştığı ve taşınmamız gerektiği anda ben o çanta ve radyoyu alır koşmaya hazır annemin vereceği talimatı beklerdim.

Bodrumun kapı aralığında müsade edildiğinde dışları bakıp o F5 ve F104’lerin dalıp dalıp bomba atışlarını seyretmekten çok mutlu olmuştum. Çocuk işte... çıplak gözle görebileceğin mesafede savaş uçakları bomba atıyorsa ve sen de bunu rahatça görebiliyorsan tehlike büyüktür ama ben o manzara karşısında çok sevinmiştim. Artık kurtulacaktık...

O dönemde herkesin bir görevi vardı eminim ama 20 Temmuz günü benim devamlı aklıma dönemin liderleri ve nasıl onları hakettikleri gibi hatırlamadığımız geldi. 20 Temmuz 1974’e gelene kadar Türk Yönetiminde imkansız görevleri kabul eden ve o coşkulu günde de Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’la beraber yönetimde olan, Türkiye Hükümeti ile ve adaya çıkan Barış Kuvvetleri Komutanblığı ile koordinasyonu yöneten, harekat biter bitmez de göçmenlerin kuzeye gelmeleri ve bunların kalabilecekleri evlere yerleştirilmesi dahil inanılmaz zorluktaki  görevleri yüklenip başaranlardan sözediyorum. Herkesin 20 Temmuz’la ilgili bir anısı vardır da birine o günkü hükümet kimlerden oluşuyordu deseniz kaçımız doğru cevap verebilir sizce?

Oysa bu kişiler liderlerimiz Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’la beraber cemmattan halka giden yolda bizleri yokluklarla bile olsa tam bir “devlet” mekanizması içerisinde özveri ile “o güne” hazırlamışlardı. Onları bu liderlik ekibinin bir paröası olarak onurlandırmamız gerekmez mi?

1974 sonrası siyasi açıdan Rumlarla nasıl bir anlaşmaya girileceği belli olmadığından devletimizin ismi önce Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi sonra da Kıbrıs Türk Federe Devleti oldu. Ancak Emperyalist güçlerden de yüz bulan Rum-Yunan ikilisinin anlaşmaz tutumu ve Birleşmiş Milletler nezdinde yaptıkları haksız girişimler bizi artık kaçınılmaz olan tam bağımsızlığın eşiğine getirmişti. Bu gün Rum tarafına geçip Starbuck’ta Vanilla Latte’nizi yudumlarken ahkam kesmek çok kolay ama birkaç dakika için kendinizi 1983’teki KTFD Hükümetinde bulunan bakanların yerine koyunuz. Ortada UBP-DHP Koalisyonu. Başbakan Rahmetli Mustafa Çağatay, Demokratik Halk Partisi Başkanı da Rahmetli Babam İsmet Kotak.  Kabine Cumhurbaşkanı Denktaş ile tam bir uyum içerisinde çok cesur ve tarihi bir karar alıyorlar.

Kesin olarak vurgulamak isterim ki bu kararı herkes alamazdı. Ulusların terihlerinde ender olan bir kırılma noktası olur. O noktada liderlik görevini üstlenenler bazı kararlar verirler ve bu kararlarla da uluslarının geleceğini şekillendirirler. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanı kararı da böyle bir karardır. Siz o kabinede olsaydınız bu cesur kararı o günün şartlarında verebilirmiydiniz? Verirseydiniz o günden sonra acaba doğru mu yaptım diye kahrolurmuydunuz yoksa gururla yolunuza devam mı ederdiniz? İşte o tip kararları verebilecek sorumluluk ve cesarete sahip ender insanlardan oluşan o Bakanlar Kurulu önce Cumhurbaşkanı Denktaş’la ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile koordine halinde KTFD Meclisinde de gereken kararı ürettirdiler ve Cumhuriyetimiz ilan edildi.

Peki size o kabinede görev yapan kimler vardı diye sorsam cevaplayabilirmisiniz? Halbuki devletimizxin kurucularından bahsediyoruz. Yıllarca yaşadığım Amerika’da “Founding Fathers” deseniz çocuklar bile hemen saymaya başlarlar...

Başbakan Küçük ve Cumhuriyet Meclisi Başkanı Bozer’e bu konuda görev düşmektedir. 20 Temmuz veya 15 Kasım geldiğinde bu liderleri de anımsamak ve anımsatmak görevimiz olmalı. Önümüzde 15 Kasım’a kadar birkaç ay vardır. Bence KKTC’nin kuruluş yıldönümünde 20 Temmuz’da görevde olan kabineyi ve KKTC ilanını gerçekleştiren kabineyi de onore eden bir tören gerçekleştirebiliriz. Örneğin Cumhuriyet Meclisi’nin giriş salonuna kabine üyelerinin resimleri ve o dönemdeki görevleri yazılabilir. O kapıdan her giren insan da onları anar ve Cumhuriyetimiz’in ilanına kadar giden süreçte lidelerimiz Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’a o kutsal hedefe ulaşırken yanlarında görev yapanları da hatırlama fırsatı verir.

Ne dersiniz, birbirimizle boğuşmayı biraz için bile olsa bir kenara atıp KKTC’de böyle kutsal ve gerekli şeyler de yapabilirmiyiz? İnşallah Sayın Başbakan ve Sayın Meclis Başkanı bu konuyu ele alırlar. 15 Kasım’a çok zaman yok ama yeterli zaman çok...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.