1. YAZARLAR

  2. Ali Kişmir

  3. 24 TAMAM AMA YA GERİSİ?
Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

24 TAMAM AMA YA GERİSİ?

A+A-

Yıl 2013…

Sözde bu ülkeyi yönetmeye talip olan partiler, bugünlerde hükümet kurma çalışmaları yapıyorlar…

Tıpkı yıl 1981’de ve sonrasında olduğu gibi…

Peki, ne için?

Tabii ki ömrümüzden boşu boşuna 5 yılı daha çalabilmek için…

80’li yıllarda evlenen insanlarımız, bugün torun sahibi olmuşlar ama aynı filmi izlemekten hala usanmamışlar…

KKTC milletvekili yeminin içinde, “Atatürk’ün ilkelerine bağlılığın” ne aradığını kendinize hiç sordunuz mu?

Başka bir ülke liderinin ismi ve ilkeleri, “ayrı” ve “bağsız” olduğu iddia edilen bir devletin milletvekili yeminin içinde olması normal bir şey mi?

Evet, Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve bazıları hazmedemese de, Türkiye Halkının lideridir…

Ve bu anlamda ona karşı saygım sonsuzdur…

Hatta dünya tarihinde saygı duyduğum liderdirler arasındadır…

Ancak mesele Atatürk’ün kendisi değildir…

Asıl mesele, “Atatürk’ün ilkelerine bağlılığın” nasıl bu yeminin içine girdiğidir…

Çok basit…

KKTC tamamı ile Türkiye’de yaşanan 12 Eylül darbesinin bir meyvesidir…

Yani, darbeci ve faşist cuntanın Denktaş’a bir hediyesidir…

Dolayısıyla, KKTC anayasası da aynı 12 Eylül darbecilerinin bir eseridir…

Bu ceberrut yapıda kurulan KKTC’yi yıllarca benimsemediğini söyleyenler, ellerine fırsat geçtiğinde, bu baskıcı anayasayı değiştirmek için hiçbir girişimde bulunmadılar…

Aksine, her vekil seçildikleri dönemde bu anayasaya bağlı kalacaklarına dair yemin ettiler ve namus sözü verdiler…

Hatırlayın!

Mehmet Ali Talat kendisiyle yapılan bir röportajda, “KKTC kurulurken ağladım” demişti…

Tabii daha sonraları ağız değiştirerek “öyle demek istemedim, yanlış anlaşıldım” dese de, laf ağızdan çıkmıştı bir kere…

Fakat aynı Mehmet Ali Talat, ne başbakan olduğu, ne de cumhurbaşkanı olduğu dönemde, bu baskıcı yapıyı değiştirmek için hiçbir adım atmamıştı…

Kısacası, geçmişten ta günümüze kadar, kendini en solcu görenler bile bu ceberut yapıyı değiştirmek için parmağını dahi oynatmadılar…

En azından 2 gün öncesine kadar…

Doğuş Derya’nın çıkışından sonra herkese bir şeyler olmuş…

Adeta “cesaret hapı” yutmuş gibiler…

Umarım bu hapın etkisi geçince, yine o pısırık ve korkak hallerine geri dönmezler…

Doğuş Derya’nın en büyük avantajı, Tufan gibi bir vekil arkadaşının olması…

Anayasa değişikliği konusunda Tufan ne kadar istekli ve ısrarcı olduğunu seçim döneminde göstermişti…

Doğuş ondan bir adım daha ileri giderek, kendi vicdanına göre bazı düzenlemeler yapıp, bunu bazıları tarafından “kutsal yer” olarak kabul edilen meclis kürsüsünden okudu…

Peki, ya yarın?

İşte önemli olanda bu zaten…

Bugüne kadar tüm hükümetlerin anayasa değişikliğiyle ilgili en büyük bahanesi, “35 vekil sayısını bulamamaları” olmuştu…

Şimdi, CTP içinde sesiz kalmayıp konuşanlar, anaysa mutlaka değişecek diyorlar…

Ama sayıları 21…

UBP ile hükümeti kurarlarsa sayıları 35 olur ama UBP’li vekillerin tavrına bakılırsa onlar bu anayasadan pek de şikayetçi değiller…

DP-UG ile kurarlarsa, sayıları 33 olur…

Bu durumda, TDP kilit parti konumunda gözüküyor…

Tufan ve Doğuş’un hayal ettikleri anayasaya TDP’nin destek vereceği açık ama DP-UG’nin nasıl bir tavır ortaya koyacağı bilinmiyor…

Özellikle de başında bir Denktaş varken…

Yani, 24 tamam ama ya gerisi?

Sanırım ufukta yine bize hüsran, yine bize hasret var… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.