1. YAZARLAR

  2. İpek Halim

  3. 3 doktor ve 6 şoför Kıbrıs’taki son gelişmeler için ne dedi?
İpek Halim

İpek Halim

Star Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

3 doktor ve 6 şoför Kıbrıs’taki son gelişmeler için ne dedi?

A+A-

Bu hafta İstanbul’dan yazıyorum. Şimdilik hava açık ve güzel. Sokaklar kalabalık.
Buraya bazı sağlık sorunları için geldiğimizden annemle üç farklı doktoru ziyaret ettik.

Doktorlardan ikisi Kıbrıs'tan hiç söz etmezken diğeri Kıbrıs'tan geldiğimizi anlar anlamaz, “Ya neler oluyor Kıbrıs'ta?” diye sordu. Ardından da “Kıbrıslıların yaptığı gösteriler bence çok yerinde, Kıbrıs halkının onuru, gururu, tarihi hiç göz önünde bulundurulmuyor” dedi.

Doktorlara gidip gelirken de genelde taksi kullandık. Şoförlerin çoğu sohbeti sevdiğinden konu bir şekilde Kıbrıs ve son zamanlardaki gelişmeler oldu. Genelde çok basit ve özel örnekler verdiler. Şoförlerden biri Kıbrıs’taki önemli politikacılardan birinin geldiği hastahanede elini öpen çocuğa harçlık vermediğini, bir başka şoförde Kıbrıs’ta askerlik yapıp geri Türkiye'ye dönerken Ercan’da asker olduğunu belirtmesine rağmen üstünün arandığını söyledi. İşte bu sebeplerden dolayı Kıbrıslı Türklere karşı antipati duyuyorlarmış.

Tabii, elini öpen o çocuğa daha sonra harçlık verilip verilmediğini bilmiyoruz. Ya da o politkacının çocuk haklarını savunup savunmadığını bu konudaki uğraşlarını... bilmiyoruz. Diyelim ki, o politikacı gercekten çok kötü birisi. Peki, bu, tüm Kıbrıslı Türkler'in kötü olduğu anlamına gelebilir mi?

Asker-Ercan olayına gelince, herkes gibi üstünüzün aranması niye bu kadar öfke uyandırıyor ki? İstanbul'a gelirken hem el çantamın içine bakıldı hem de çizmelerimi çıkarmam istendi. Ben bundan hiç gocunmadım. Aynı şeyleri Atatük, Heathrow ve Abeerden Havaalanları'nda da yaşamıştım. Ordaki insanlardan nefret etmedim, kızgınlık duymadım.

Bu basmakalıp, ezberci ve inanılmaz genelleme yapan bakışacısı nasıl değişir acaba? Daha da önemlisi bu kadar sıradan bireysel olaylar nasıl oluyor da böylesi güçlü ve genel bir inanışa dönüşüyor? Aklıma gelen ilk cevap var. Aramızdaki iletişimin aslında hiç de yeterli olmadığı, ve iki hafta önceki yazımda da söylediğim gibi nefrete dayalı, görmekte zorlandığımız ama çok rahat hissettiğimiz ve benimsediğimiz süratle nefret pompalayan kavanozlar içerisinde gibiyiz.

Farklı bir noktadan bakamıyoruz! Farklı şeyler düşünemiyorz! Bu kavanozları kim yaptı? Oraya nasıl girildi? Nasıl çıkılır? Kıralım onları.... Burada kalmaya devam edersek önce havasızlıktan bayılır sonra da..... (dilim varmadı) iyi pazarlar...
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.