1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. 3 günde patariyalar şarj!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

3 günde patariyalar şarj!

A+A-

Neredeyse son bir yılı Ulusal Birlik Partisi (UBP) kurultayı ile geçirdik...

Başbakanla devam. İstikrar. Kriz. Kaos...

Ahmet Kaşif bey çekildiydi, çekilmediydi, devam dediydi.

O karıştıydı, bu desteklediydi...

21 Ekim’de gittik Atatürk Spor Salonu’na...

Seçemediler... Karıştı ortalık...

Mahkemelere düştük...

Ve mahkemede, ruhumuz değil sadece; sağ kolumuz da sakatlandı...

Samimi söylüyorum; mahkeme süreci sağ kolumu sakatladı...

Isınmadan not aldık... Yağ oranı da yüksek vücutta... Kalemi sıkı sıkı tutup, hızlı hızlı not alalım derken, doktorlandık...

Aylarca bekledik...

Ve Pazar günü defteri kapattık...

Televizyon programları, gazete yazıları, haberler, yorumlar derken kurultaya Lefkoşa Türk Belediyesi tuz biber ekti...

Güneydeki seçimlerle ilgilenemedik bile... “Net”ten takip ettik... Gidip bakamadık...

Lefkoşa Türk Belediyesi’nde seçim dönemine giriyoruz...

Derken; dinlenmeye ihtiyacımız oldu tabii ki...

Sabah kalkmaya alıştık, yine öyle yapıyoruz...

Ama tembelce... Hava serin - soğuk değil...

Elde koskocaman bir kap kahve... Bir Alman kurdu... Bir de Kıbrıs Kanişi...

Doktora ya da veterinere sordum, “Kıbrıs Kanişi nasıl olur?” diye... “Piç” dedi afaedersiniz...

Şekli köpek, ama cinsi karışık...

Neyse, köpeklerim çok sevimli... Sevgi yüklü... Beş tavuk, bir horoz, iki de ördek... O an alıyorum yumurtayı tavuğun altında. Sıcacık. Taptaze ve bu “ete güvenilmez, aman at olabilir” günlerde, organiğinden yiyorum... İlk gün kızarttım; ikinci gün haşladım, üçüncü gün peynirle çırpıp, pide üzerine serdim ve ızgaraya verdim... Ekmek Kozanköy’den... Sevgili Savaş (Boransel) getirdi. On gün yerim. Koskocaman...

Etrafta güvercinler... Fassalar... Üveyikler... Serçeler... Sahi serçeler çoğalmış bu sene sanki... Ya da ben aylardır görmemiştim bu kadar çok...

Balığa da gidecektik. Olta aldık... Tembellik ve “Küçük – Kaşif mahkemeleşmesi”nden kalan kol ağrısı engel... Ama en çok tembellik.

Kuşlar arasında “cikla” da var... Avı bıraktım artık. Çünkü sıfır çektim bu sene ve Avcılık Federasyonu’na da küstüm... Lanet olsun içimdeki avcılık sevgisine... Onlar da Küçük – Kaşif kavgası gibi...

Amaaan, boşverin.. Kuşların sesine odaklandım ben...

Yaban olanlar ve evciller...

Evciller, dört muhabbet... İki daha büyük muhabbet... İki papağan çakması krokotil... İki zebracık...

Sesleri mi?

Kıbrıs doğa senfonisi... Cik, cak, ciyak! Puuuuuw...

Telefon kapalı... Televizyon kapalı... Bilgisayar kapalı...

Çocuklar okulda...

Tembellik...

Sakal traşı olmadım üç gündür...

Kargaları unutmamamlıyım... Evin önündeki koskocaman servi ağacına konuyorlar; sonra ağızlarındaki harnpları asfalta bırakıyorlar... Kırılınca içindeki çekirdekleri yiyecekler... Ne akıllıdır bu kargalar...

Denize yürüyüş mü?

Limanda kahve mi?

Bugün Yeşilırmak mı?

Onlar da var... Ama en muhteşemi; Kıbrıs doğa senfonisi... Cik, cak, ciyak! Puuuuw...

Neyi mi anlatıyorum?

Yorulmuşum... Tatil ciddi ihtiyaç... Yapmayanlara (Reşat beye) şiddetle tavsiyemdir... 3 günde patariyalar şarj!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum