1. YAZARLAR

  2. Ali Doğanbay

  3. 39 derece sıcakta pişirilmiş öykü
Ali Doğanbay

Ali Doğanbay

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

39 derece sıcakta pişirilmiş öykü

A+A-

Deniz de mi terliyor acaba lan sorusunu denize bakarken düşünmesi tuhaftı Nurettin’in. Ayrıca deniz neden terlesin su terler mi, çok sıcak alırsa eliyle tutar yüzüne çarpar suyu, bu nasıl bir zihinsel parende atmak Nurettin, senin beyne su mu gitmiyor ondan mı sulu sepken düşünmelerin diye derken, kendimle tartışıyorum size ne kavga etmiyoruz biz derken kendine, çok sıcak lan hava diye bitirdi cümlesini. Baktı, deniz terliyordu lan.

—Güneşin ateşini mi kıssak biraz
dedi Nurettin, yanıyoruz amına koyayım.

O esna yoldan geçen kadının, tam da cümlenin amına koyayım kısmına sesli olarak kulağını düşürmesi Nurettin’in de yüzünü düşürdü ve fakat kadın düşmüş yüze bir de ben vurmayayım demeyerek yerdeki yüzünü tekmeledi Nurettin’in;
   
—Hep amına koyma peşindesiniz sonra da devlet bizim peşimize düşüyor, yok kürtajdır yok sezaryendir, koymayın amına koyayım, deyip yürüdü gitti.
   
Yürüyüp gidişiyle öyküye de böyle noktalama işaretleri koyulabilse koyulur ve fakat Nurettin’in koyuşu içine gol oldu ya kaldıramadı başını. Öykü dediğin kaldıramayan başların dilidir, ne oldu Nurettin az önce koyuyordun, kendi koyuşuna koydular?
   
—Ne manyak insanlar var, dedi. Benim söylediğimle ne ilgisi var. Yok, kürtajmış yok sezaryen, sezaryen ne ayrıca? Sezar’ın karısı TRT Türk Sanat Musikisi korosunda mıymış? Normal doğurursam çok bağırırım sesimin tizine basamam bundan sonra bas söyleyecek durumda da değilim mi demiş? Ondan mı yarmışlar Sezar’ın karısının karnını, ondan mı olmuş al sana Sezaryen? Niye kızıyorsun dedi gene kendi iç sesine, Freudyen demesini biliyorsun oluyor da Sezaryen neden olmuyor? Bu da Sezaryen bakış açısı. Sezar psikolog değil ondan mı inanmıyorsun amına koyayım ile bitirdi gayet uzun iç hesaplaşmasını.
   
Ve fakat gel gör ki o esna yoldan geçen yaşlı bir teyzenin tam da cümlenin amına koyayım kısmına sesli olarak kulağını düşürmesi Nurettin’in de yüzünü bir kere daha düşürdü ki, bir alt ligde oynamayı kaldırabilir mi yüzü Nurettin’in, insan neleri kaldırmaz düşen yüzünü de kaldırdı Nurettin ve düşürdü bir kere daha yüzünü. Düşe kalkmaz anlar gibi Nurettin’in yüzü. Düşe yaza yazıyoruz Nurettin’in öyküsünü. Yaşlı Teyze düşmüş yüze bir de ben vurmayayım büyüklük bende abide-i şeref olarak kalsın demedi, gelişine öyle güzel vurdu ki Nurettin’in yüzündeki bütün ağları deldi;
   
—Kaç yaşında adamsın utanmıyor musun evladım sen. Yaşlı başlı kadın geçiyor yanımdan azıcık edepli konuşayım demez misin? Burada kendi kendine konuşacağına bir kadın bulup çocuk için koysan herkes de sana adam olmuş dese daha iyi olmaz mı, ha? Ayıptır evladım, koyma, koyacaksan da içinden koy. Çoluk var çocuk var. Tövbe, tövbe, tövbe
   
diyerek pörsük yerlerinin az önce pazardan aldığı meyve ve sebzelerle aynı kıvamda olduğunu fark etmeden yürüdü Yaşlı Teyze. Nurettin bir süre daha alt ligde koşturttu yüzünü. Nasıl oluyor dedi. Tam küfür edecekti ki durdu. Hâlbuki çok hissiyatlı ve önemli mevzular geçiriyorum içimden. İçim şahit. Ama insanlar amına koyuyorum dememi duyunca cümlem de kökten göçüyor. Ben o kadar terbiyesiz miyim dedi Nurettin? Ayrıca, evet, bu sıcakta, denize neden bakıyorum? Hadi bakıyorum, deniz terledi mi diye bir soru işareti neden çengelleniyor zihnime? Ben böyle düşüncelere gebe olmamak için mi bir kadını gebe bırakayım? Ben evlenince benim zihinde artık deniz terlemez duygusu mu ıslanacak? Ben evlendikten sonra da gelip denize bakmayacaksam ne evleneceğim derken birden durdu sustu tam küfür edecekti ki sağına soluna arkasına önüne baktı sobelik bir durum yoktu bütün içiyle amına koyayım dedi.
   
Terlemeyen denize Akdeniz’de bakış vermiyorlarmış dedi Nurettin. Dünyanın dörtte üçü belki bu yüzden denizdir ama kimse kimseye bakmıyor artık eskisi kadar. Eskisi kadar demek için eski değilim yeniler için ama yeniler için ne kadar eskidir eski onu da bilmiyorum. Hiç düşündü mü bunu eskiler-yeniler? Ah o eskiler ve kahrolsun yeniler demeden önce? Dalgalara benziyor belki bu aralar içim, dalgasız yazları denize bakmayı o yüzden seviyorum. Denizi olmayan yerlerde yaşayamam demek bende kimseye bakacak bir yüzümün de olmaması demektir, ben kendimden, ben insanlardan, ben içimden ne zaman kaçmak istesem gelip deniz kıyısına otururum. Denize bakarım. Belki o bakıldığını bilmez ama dedi. Olsun. Ama bu sıcakta, yemin ediyorum dedi, deniz de terliyor olabilir, bir tas su döksek mi üstüne? Deli misin dedi kendi. Kime diyorsun kendim? Sana. Seni ben ne zaman federe ettim? Bilmem. Bak dikkat ettiysen hiç amına koyayım demedim. Diyememeyi diyebiliyorum. Diyememeyi diyebiliyorum derken dedin ama. Tamam ben. Senin de amına koyayım!
   
Kalkayım ben dedi. Başka azar kalmadıysa yoldan geçen herhangi birisinden. Sen kalkarsan öykü biter Nurettin’im az daha otursan ya. Bu kadar dedi, diyeceklerim. Sen de az diyeceklerini de istersen de bitirelim. Çok sıcak. Senin öykün ilerleyecek diye yandık burada amına koyayım, dedi Nurettin.
   
Keşke sonuna gene amına koyayım demeseydin demeye tüy bitmeye yer arıyordu ki dilimde, pat diye başka bir kadın geldi oturdu tüyün bittiği yere;
   
—Kaç saattir sizi oradan izliyorum. Durmadan küfür ediyorsunuz. Deli misiniz? Kendi kendinize küfür ediyorsunuz? Küfür etmeden konuşamaz mısınız siz? Siz erkekler zaten küfür etmeden yapamazsınız. Kaba, itici olduğunu söyleyen olmadı mı sana daha önce?
   
Nurettin artık alt ligde, haksızca düşürüldüğü bu ligde oynamaya razı kalamazdı. Birkaç yıldız transfer, doğru yerlere doğru takviyeler, iyi bir yönetim ve başkan ve teknik ekip dâhilinde hemen üst lige çıkmak için saldırdı kalesine deniz kenarından geçen herhangibirilerine;
   
—Hanımefendi merakınızı da ben anlayamadım. (Bu topa ilk dokunmasıydı.) Kaç saattir beni neden izliyorsunuz? Madem rahatsız edici bir eskiz çizdim sizin zihinde daha neden bakıyorsunuz benim dekora? Siz dekorasyoncu musunuz? Benden habersiz bana yapılan her dekoratif hareket faşizan bir harekettir. (Kısa paslarla yaratılan pas trafiği rakibi boğmuş durumdadır.) O “amına koyayıma’ gelene kadar sürecin nerelerden geçtiğini neden dikizlemiyorsunuz? Beni dikizlemeniz ayrıca ayıp değil de benim kendi halinde amına koyayımlarım mı ayıp? Bir de hanımefendi o süreçte yaşananlar bizi haksızlıklar karşısında sinirlilikten başka bir yere seyreltseydi cümlenin sonuna amına koyayım koymazdık. Yoksa koymaya meraklı değiliz. Koyan koyuyor zaten, siz neden asıl koyuculara neden koydunuz demiyorsunuz? Amına koyayımı hazırlayan küfür etme merakı değil sürecin getirdiği sebeplerdir. (Orta alanda rakibi ezen bir oyun düzenine geçmiştir Nurettin.) Yapacak bişey yoktur bazen hanımefendi ve yapacak bişey yokken başlar amına koyayım. Ne yapayım? Bir amına koyabiliyorum. Bak ne yazık bir hale geldim. Sence ben mi terbiyesizim yazık edenler mi?  Bence sürece kızmalıyız, amına koyayıma değil. Siz amına koyayım önleme örgütü müsünüz? Kaç kişisiniz? Eylem planlarınız nedir? (Artık kenarlara da kısa paslarla iniyordu. Ve pas ortalaması yüzde seksenlere dayanmıştı. Gol geliyorum diyordu.) Bir de hanımefendi amına koyayım derken üstünüze alınmanıza gerek yok, nasıl bir seyir halindeyseniz ve kulak misafirliğini benim küfürlerimin üstüne çadır kurmaya kadar nasıl getirdiyseniz artık, öyle bir terbiyesizliğimiz yok. Terbiyemiz öykünün seyridir. Terbiyemiz denizin terlemesidir. Bence bu öykünün ana fikri insan birbirine bakarken denize bakar gibi bir hüzünle bakmamasıdır. İnsan hüzünle bakamadığı yerlerine götünden (özür dilerim) hüzünler çıkartıp başka yerlere bakmamıza yandaş oluyorsa ve biz o bakışlarla asıl bakışları kaçırıyorsak ben amına koyarım hanımefendi kusura bakmayın. (kısa paslarla onsekize inilen top artık bir ver kaça ya da ara pasına bakar. Defans yüzünü düşürmüş durumdadır) Sinirlenin efendim. Sinirlilik iyidir. Sinirsiz insanlara küfredin efendim. Küfür iyidir. Deniz kenarına koyduğunuz romantik bakışlara nokta işareti gibi küfür koyun. Belki o kadar romantik olmazsak insana benzeyebiliriz. Bence hanımefendi siz de küfür etmelisiniz. Sizinde amına koyayım deme hakkınız var. (Artık top kalecisiyle karşı karşıya kalmıştır.) Ben çok edepli, çok insani, çok filmsiz şeylerden konuşuyordum. Siz yanlış yerden duydunuz ya da yanlış sesimi okudunuz diye ben öykümün seyrini değiştiremem hanımefendi. (topu düzeltir. Plase bir vuruş, çok ince çok nazik tam sol köşe direğinin doksan diye tabir edilen noktasına vurur.) Sizin hiç amına koyayımınız oldu mu?( Ve goool. Nurettin artık Süper Ligde.)

   
Tutarım Nurettin’imi elinden, seyreyle öykü sen püfür bir ıslıkla ıslatarak kendini, biz gideriz. Gitmeden diyeyim, siz inanmayın ama biz Nurettin’imle çok inanıyoruz. Haziran’da denizler terlemeye başlarlar. Temmuz’da bakınca çarşaf gibi olurlar ya sabahları işte atmak isterler çarşaflarını. Ağustos’ta denize girerler de gene de terlerler. Denize niye girmesin deniz, sen giriyorsun ya?
   
Denizleri sevin bir de. Terlemeyen denizleri de denizden saymayın…
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.