1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. 4 Çocuğum olsun!
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

4 Çocuğum olsun!

A+A-

Çocukluğumdan hatırladığım en yakıcı cümle bugün bile hala geçerliliğini korur.

“Bakalım ne olacak bu mesele?”

80’li yılların ışıkların söndürüldüğü tatbikat zamanlarını da hatırlıyorum hayal meyal, İnönü Meyda’nında ilan edilen cumhuriyeti de.

Evimizin önünden geçen tankları izleyerek büyüdüm ben.

Ve sınıra bakarken, nöbet bekleyen silahlı askerin ne kadar yakın bir düşman olduğunu öğrenerek yaşadım.

Çocukken en çok sevdiğim beyaz benekli kırmızı topumun ve mavi kurdeleli, plastik köpeğimin benden önceki evin sahibi hangi çocuğa ait olduğunu hiç bilmedim. Yabancı fotoğraflar ve dolap üstlerinde saklanan yabancı eşyaları korumaya alıştım ama...

Anneannemin evindeki yaşlı Eleni’yle oynayarak büyüdüm. Savaş sonrası kaçamayan küçük bir köpek yavrusuydu, Eleni. Ben onu hatırladığımda artık ölmek üzere olan yaşlı yorgun bir savaş ganimeti!

Türkçe anlar mıydı bilmiyorum ama en azından adı geldiği yere bir saygı gibiydi!

Kurşun delikleri vardı birçok evin duvarında. Ve o kapalı kapıların ardındaki misafir odalarının başka nasıl hikayeleri olduğunu         hep merak ederdim.

İlkokuldan ortaokul ve liseye geçişle bu manzara çok değişmedi.

Ama bir gün bayrak direğinde vurularak öldürülen Rum gencinin ardından hınçla ağlarken buldum kendimi mutfak masasında.

Bayrak ve devletlerin de kurşun sıkabileceğini, can acısının milliyeti olmadığını o zaman anladım.

Ama bugün bile hala insanların devletleri nasıl tehdit edebileceğini anlayamadım!

Ben 15’imde hala “bakalım ne olacak bu mesele” diyenler arasında beklemeyi öğrendim.

Üniversite tercihleri yaparken, yabancı dil kurslarına giderken, bölüm seçerken, hep o meseleyi beklemeye de devam ettim.

Sonra yavaş yavaş sokaklar değişti. Komşular, dükkanlar... Caddeden gelen müzikler...

Arkasından ağladığım arkadaşlarım, uzakların yabacılaştırdığı kardeşlerim oldu... O sokakta bir kere daha hiç buluşamayacağım can dostlarım...

Sonra Ankara’da paten yapan, New York’ta bilgisayar oynayan başka arkadaşlarım oldu. Nedir mülkiyet, ganimet, çözümsüzlük diye anlattığımda, “kimliksizliği” tarif ettiğimde şaşıran!

Sonra ben büyüdüm. Aşık oldum...

O meseleyi bekleyen umutla evlendim.

Sokaklarda o coşku ve o beklemenin artık bittiğine dair bir umut vardı...

Tanımadığım binlerce insan, dualarıyla geldi, düğünüme. O meselenin biteceğine dair umutla... Beni küçük bir beyaz camın arkasından umut haberi veren bir başka umut yerine geçirerek...

Balayımda bir dilek bağladım... O mesele bitsin çocuklarım meselesiz zamanlarda büyüsün diye...

Evi olsun ve tek pasaportu...

Ne okuduğum haberler değişti... Ne de o umuda bağlanan dilekler...

Başbakan Erdoğan’ın Ankara toplantısındaki 4 çocuk esprisi beni iki tarafa sürükledi. Birincisi başkalaşan nüfusa ve bunun her şeye rağmen, hala milli politika olarak dimdik durduğu gerçekliğine...

İkincisi ise, doğacak çocukların daha nasıl “meselelerin” içine doğacağını bilememenin korkusuna... Acizliğine...

Benim hayat boyu taşıdığım “meselem” bitmedi... Hala “bakalım ne olacak bu mesele” demeye devam ediyorum. Yanına başka meseleler eklendi... “Dur bakalım” demeye daha çok alışıyorum.

Bugün Kuzey Kıbrıs’taki çocukların %17’si aç kalıyor!

%40’ı sağlıksız besleniyor.

%39’u madde ve alkol bağımlısı!

%26’sı oyun alanı bile bulamıyor.

Mercedes’lerde dolaşan “refah” içindeki toplumun bir yüzünde dilenen, okula gidemeyen, aç kalan çocuklar var.

Erdoğan’a göre ben doğurmazsam artacak olan bu çocuklar!

Ben doğurursam, artacak olan başka sancılar ve bitmeyen türlü meseleler...

Ne aç kalan çocuklarla kurtulur toplumlar, ne de oyunsuz dilenci bırakılanlarla büyür devletler. “Kutsal” denilen analar da polis copuyla dayak yiyen evlatlar görmek istemezler.

“Bakalım ne olacak bu mesele” demeye devam ederken, büyüyen kine, öfkeye, baskı ve korkuya, belirsizliğe çocuk doğurmak istemiyorum!

Ama bu mesele bitsin istiyorum!

Benim sorduğum soruları hiç sormasın, çocuklarım. Barış nedir diye düşünmesin. Özgür yaşasın ve meseleler için hiç böyle dayaklar yemesin.

Hiçbir Temmuz sıcağında kanı dökülmesin!

Evet... Düşündükçe ben de istiyorum... Dört çocuğum olsun.... Ama böyle büyümesin!!!

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.