1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. 40 fırın ekmek isterik daha!
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

40 fırın ekmek isterik daha!

A+A-

Doğru okuyorsunuz: Daha 40 fırın ekmek yemek lazım bu ülkede basın özgürlüğü denilen noktaya kavuşmak için!

Öyle “Basınımız özgürdür”, “Basın yayın organlarımızın sayısının çokluğu basın özgürlüğünün ispatıdır”, “Basın özgürlüğü ifade özgürlüğünün yolunu açan yegâne yoldur” gibi laflara karnımız tok.

Lafla peynir gemisi yürümez derim bu cümleleri her şeye rağmen kurabilene!

Sataşma değil ancak görünen köy de kılavuz istemez. Basınımızın özgürlük anlayışı belki Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği’nin Medya Etik Kurulu Deklarasyonu ile de belli açılardan kontol altına alınabilir.

Yine de bitmez elbette. Medya Etik Kurulu Medya mensupları ve kurumları açısından olaya bakacak. Peki ya diğer etkenler?

Medya patronları, liberalizm, kapitalizm, kültürel değerlerimiz ne olacak? En önemlisi hükümetler, yasalar, yasama ve yürütme organları ne olacak?

Çok yolumuz var yürümek için. Ondan 40 fırın ekmek diyorum. Enerjiye ihtiyacımız var besbelli basın özgürlüğü denilen noktaya erişebilmek için!

***

Nereden çıktı bu basın özgürlüğü meselesi demeyin n’olur!

Bu gün 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü!

Peki, ne geliyor aklınıza basın özgürlüğü dendiğinde?

Benim aklıma elektronik veya basılı medya veya basın vasıtasıyla (gazete, dergi, radyo, televizyon, internet, v.s.) görüş ve düşüncelerini açıklayabilme ve yayabilme hakkı geliyor. Bu konu ile ilgili olarak 15 Nisan 2013 günü yazdığım köşe yazısına da bakmanız ve basın özgürlüğü meselesi açısından önemli sıkıntılar yaratan konulara bakışımı benimle yeniden paylaşmanız anlamlı olacaktır diye düşünüyorum (http://www.kibrispostasi.com/index.php/cat/1/col/146/art/18094/PageName/KIBRIS_POSTASI).

***

15 Nisan’da “Medyatik Evrim” başlıklı yazıya göz attıysanız, şimdi basın özgürlüğünden ayrı düşünülemeyecek bir başka konuya da bakmakta fayda olduğuna yürekten inanmaktayım:

İfade özgürlüğü (ya da konuşma özgürlüğü)!

Birleşmiş Milletler tarafından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi birçok ülke tarafından kabul edilen bir haklar sözleşmesidir.

Elbette ülkeden ülkeye belli uygulama değişiklikleri görülebilir. Özellikle ifade özgürlüğü söz konusu olduğunda, devletlerin otoritesinde yaşayan ülkelerde o devletin sansürleri uygulanabilir. Özellikle liberal demokrasilerde  adına sansür de denilen ifade özgürlüğü müdahalelerine değişik formlarda rastlanır. Müstehcenlik, nefret sözcükleri, ayrımcılık içeren ifade ve fotoğraflar bunlara sadece birkaç örnektir.

KKTC Meclisi’nde de Anayasa hükmünde meclis tarafından onanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 19'uncu maddesi şöyle der: “Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir.”

Ayrıca 2006 yılında yine Anayasa hükmünde KKTC Cumhuriyet Meclisi’nde kabul edilmiş bulunan "International Covenant on Civil and Political Rights" (Medeni ve Siyasi Haklara ilişkin Uluslararası Sözleşme) bahsi geçen 19. Maddeyi şöyle açıklamaktadır:

  1. Herkes engel olmaksızın fikirlere sahip olmalıdır.

  2. Herkesin ifade özgürlüğü hakkı olmalıdır; bu hak, her türlü bilgi ve fikirleri sınır olmaksızın, sözlü, yazılı, basılmış, sanat veya herhangi dilediği bir medya ortamıyla öğrenme, alma ve verme hakkıdır.

  3. 2'inci bölümdeki haklar özel haklar ve sorumluluklar getirir. Bu doğrultuda bazı limitler kanunlar tarafıyla uygulanabilir:

a) Başkalarının haklarına ve şöhretine saygı kısıtlama sebebi olabilir;

b) Ulusal güvenlik, halk düzeni, veya halk sağlığı ve huzuru kısıtlama sebebi olabilir.

***

O halde şunu söylemek çok yanlış olmayacaktır:

Basın özgürlüğüne engel olarak, ifade özgürlüğünü de kısıtlamakta olanlar:

İfade özgürlüğü konusunda fikri olmayanlardır.

Medeni cesaretten mahrum olanlardır.

Kendine güvenmeyenlerdir.

Dogmatikler, peşin hükümlüler, despot karakterlilerdir.

Başka insanlara sevgi ve saygı duymayanlardır.

Korkaklardır.

Unutulmamalıdır ki, ifade özgürlüğü ile paralel düşünülmesi gereken basın özgürlüğü insanın varlığı kadar doğaldır. Çünkü insanlar aynı şeyleri düşünen ve aynı şeylere inanan varlıklar olarak dünyaya gelmezler. Bizler, kendi düşünce dünyalarımızı geliştirdiğimizden, ifade özgürlüğü varoluşumuz kadar doğaldır.

Bizler, başka insanların kavrama, düşünme, ifade etme, keşfetme gücünün nimetlerinden faydalanabiliriz. Fakat bunları kendi aklımızla ve dünya görüşümüzle yorumlayıp anlamlandırırız.

İfade özgürlüğüne engel olmak sadece maddesel yaşamımıza değil, aynı zamanda sanat, müzik gibi manevi ve estetik yönlerimizin de kısıtlanmasına neden olur.

Bu nedenle basın özgürlüğü ile beslenecek ifade özgürlüğü barışa, huzura ve refaha açılan bir ülke kurabilmemiz için tek yoldur.

***

Fakir-zengin; genç-yaşlı; köylü-şehirli; tahsilli, tahsilsiz; sağcı solcu; bir dine inanan, inanmayan; deist, ateist; çoğunluk ya da azınlık mensubu; kadın-erkek; Türk-Rum; işçi-işveren herkes için eşit, engelsiz bir ifade özgürlüğü yaşamlarımıza çok şey katacaktır. Kişilik haklarına saygı ve şiddet yapılmaması çağrısı ile sınırlanmamış, resmi doğruların ve çoğunluk görüşlerinin de eleştirilebilmesine imkan tanıyan bir ifade özgürlüğüne ihtiyacımız var!

Hepimiz insan olduğumuz için ifade özgürlüğü istiyorum.

Kuvvetli ve egemen bir devlet olarak var olabilmek için ifade özgürlüğü şart.

Erteleme lüksümüz yok!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.