1. YAZARLAR

  2. Kemal Bağzıbağlı

  3. 4G'yi İkinci Telekomünikasyon Peşkeşine Dönüştürmeyin!
Kemal Bağzıbağlı

Kemal Bağzıbağlı

Gündem Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

4G'yi İkinci Telekomünikasyon Peşkeşine Dönüştürmeyin!

A+A-

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı “genel iletişim sistemi ile alakalı olarak artık radikal kararlar alma zamanının geldiğini” vurgulayarak 4G internet bağlantısının ülkemize geliyor olduğunu söyledi. Kesinlikle olması gerektiğini düşündüğüm bu önemli teknolojik gelişim arifesinde, geçmişte yapılan önemli bir “hatayı”, daha doğrusu kamuyu zarara uğratan bir “peşkeşi”, dile getirmek önem arz eder. Öncelikle vurgulamak isterim ki, yazıda ismi geçen özel mobil iletişim firmalarının yaşanan “hatada” herhangi bir rolü olmadığına, tüm suçun ilgili hükümet ortaklarının ve yetkililerinin olduğuna inanmaktayım. Bu yazıyı kaleme almadaki esas maksadım, 4G hizmetinin doğru temeller üzerine oluşturulmuş bir kamu-özel işbirliği çerçevesinde, kamu yararını maksimize edecek şekilde verilmesi için farkındalık yaratmaktır.

Dünyada ve son olarak Türkiye’de olduğu gibi, 4G lisansları konusunda yapılması gereken şudur. Öncelikle, Telekomünikasyon Dairesi tarafından yapılacak kapsamlı bir çalışma ile lisansların taban (minimum) fiyatı belirlenmelidir. Daha sonra bu fiyat ışığında özel firmalar arasında ihaleye çıkılmalı ve verilen teklifler ışığında lisans devirleri kamu yararını en yüksek seviyeye çıkarır şekilde doğru fiyat üzerinden yapılmalıdır. Bunu söylemekle birlikte, mevcut UBP-DP azınlık hükümetinin önceden birçok defa olduğu gibi bu konuyu da toplumun geneline yarar sağlayacak şekilde doğru temeller üzerine oluşturamayacaklarını düşünmekteyim. Geçmiş hükümetler döneminde 3G lisanslarının yukarıda bahsettiğim şekilde bir ihale süreci yapılmadan verilmiş olması kamu kaynaklarını zarara uğratmak demektir. Aşağıda detaylandırmaya çalıştığım 3G “hatasının” 4G’de de yaşanmaması için “radikal kararlar” almak üzere olan azınlık hükümetini iyi takip etmemiz gerekmektedir. Yeni gelişmeler ışığında 4G sürecini takip edeceğim.

4G ile doğrudan alakalı olan Telekomünikasyon Dairesi hakkında sorulması gereken önemli bir soru vardır. Yıllarca kâr eden, kendi altyapı geliştirme projesini yazıp, finansmanı için aldığı borcun %40’ını 1992-1994 yılları arasında düzenli bir şekilde ödeyen Telekomünikasyon Dairesi nasıl oldu da bugün imzalanmış olan 2016-2018 Yapısal Dönüşüm Programı çerçevesinde telekomünikasyon altyapısı da dahil işletme hakkı devri, yap-işlet-devret veya hisse devri şeklinde özelleştirileceği gündeme gelmiştir?

Aşağıda anlatmaya çalıştığım tarihi gelişmelere baktığımız zaman, özetle, Daire açık bir şekilde gelirlerinin neredeyse tümünden yoksun bırakılmış ve zaman içerisinde batışı kaçınılmaz hale getirilmiştir. 2009’da sona ermesi gereken ve 2006-2007 yıllarında Daire’ye yıllık 50 milyon Amerikan doları (iki yılda toplam 100 milyon dolar) kazanç sağlayan, %50 gelir ortaklığında kamu özel işbirliği modeli 2007’de feshedilmiştir. 2007 ve 2008 yıllarında, özel mobil iletişim şirketlerine 18 yıllığına sadece toplam 60 milyon dolara devredilen lisansların kamuya maliyeti dudak uçuklatır boyuttadır. 2009’da Daire’ye devredilmesi gereken, veya gerek önceki gibi gerekse kamu yararına daya iyi şartlarda yenilenebilecek olan yap-işlet-devret modeli CTP-ÖRP hükümeti tarafından normal süresinden iki yıl önce sona erdirilmiştir. 60 milyon dolarlık mobil iletişim lisans devrine ek olarak, 3G lisansları da 10’ar milyon dolar karşılığında iki özel firmaya verilmiştir. 4G teknolojisi ile tanışacağımız iddia edilen bu günlerde, kamu kaynaklarını milyonlarca dolar zarara uğratan 2007-2008 peşkeşini irdelemek 4G lisans devrinde kamu özel işbirliğinin nasıl oluşturulması gerektiği konusunda önemli ışık tutar diye düşünmekteyim.

Aşağıdaki grafikte de açıkça görülmektedir ki, ilgili “gelir ortaklığında kamu-özel işbirliği modeli” Daire’ye çok önemli gelir artışları yaratmıştır. Gelir artışlarının yaşandığı dönemlerin hükümetleri bu önemli gelir artışını ülkemizin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, hızlı ve kesintisiz internet hizmeti verilebilecek duruma getirmek için kullanabilirlerdi. Dönemin hükümetleri bu rasyonaliteden uzak bir şekilde Daire’de yanlış bir istihdam politikası uygulamayı tercih ettiler. Bunu yapmalarındaki temel neden hükümetlerin gelecek nesilleri değil her zaman bir sonraki seçimi düşünmeleridir.

1-434.jpg

Aşağıdaki ikinci grafikte de görüldüğü üzere (kırmızı çizgi), Telekomünikasyon Dairesi’nin 1999-2009 kamu-özel işbirliği antlaşmasından elde ettiği gelir 2006 ve 2007 yıllarında yıllık 50 milyon dolara çıkmış ve bahsi geçen peşkeş sonucunda 2008 yılında 2001 yılı seviyesine gerilemiştir.

2-379.jpg

Bugün ülkemizde 638,692’si aktif toplam 811,641 kayıtlı mobil abone olduğu düşünüldüğü zaman, yukarıda detaylandırmaya çalıştığım “hatanın” boyutları acı bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Türkiye ile imzalanan 2016-18 Yapısal Dönüşüm Programı’nda, “Telekomünikasyon Dairesinin haberleşme sektöründeki payı giderek azalmakta ve kurum gerekli altyapı yatırımlarını yapacak kaynaktan yoksun olarak faaliyetlerine devam etmektedir. Bunun bir sonucu olarak, bilgi toplumuna ulaşmak için gerekli olan teknik altyapı kaynak ve know-how yetersizliğinden oluşturulamamıştır” ifadeleri yer almaktadır.

1993 yılında UBP hükümeti tarafından temelleri atılan ve 2007’de CTP-ÖRP hükümeti tarafından bir ileri aşamaya taşınan batırma operasyonu bir nevi gerekçe gösterilerek, Yapısal Dönüşüm Programı’nda “Telekomünikasyon altyapısı ve hizmetleri işletme hakkı devri, yap-işlet-devret, hisse devri modellerinden birisiyle işletilecektir” denilmektedir. Programda bahsi geçen yap-işlet-devret modelinin yukarıda özetlediğim önceki peşkeşe dönüştürülmeyeceği garanti altına alınmalıdır.

Tüm bu acı gerçekler ışığında, mevcut UBP-DP azınlık hükümetinin Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı’nın “genel iletişim sistemi ile alakalı olarak artık radikal kararlar alma zamanının geldiğini” belirttiği sözlerini çok dikkatli bir şekilde değerlendirmek ve bu önemli konuda yaşanacak gelişmeleri yakından gözlemlememiz gerekmektedir. Hükümetin bugüne kadarki icraatları halka güven sağlamadığı için, toplumsal yararı gözetenler olarak sürekli takipte olacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.