1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. '4'lü sistem - parasal kesintiler - petrol tesisi
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

'4'lü sistem - parasal kesintiler - petrol tesisi

A+A-

Tanınmış Devlet olamadığımız için KKTC’yi tanıyan tek Devlet durumundaki  Türkiye ile koşullarımız farklı da olsa bazı alanlarda  “eş sistemler”  bütünleşmesine  gidiyoruz. 

Mesela yaz ve kış saatlerinin uygulanması.  Coğrafi koşullarımıza hiç uygun değilken TC’ye uyum nedeniyle yılda iki kez aynileştiriliyor.  Eğitim sistemi de bu  uyumlaşmadan bir tanesi oluyor.

Dolayısıyle geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Gül’ün onayından geçtiği için artık Türkiye’de resmen  yeni eğitim uygulaması olarak  vizesini alan  4+4+4   sistemi hiç şüpheniz olmasın gelecek ders yılında KKTC’ nin de gündemine gelecektir.

ÇÜNKÜ:  Tanınmamış Devlet oluşumuz nedeniyle Eğitim aktiviteleri ile yüksek öğrenim olanaklarından yararlanmayı   sadece Türkiye ile sürdürmek zorunda kalıyoruz.   Dolayısıyle  eğitim sisteminde  “birlikteliğe”  gidiyoruz. 

Yeni sistemde öğrenciler 60 ay’ı doldurdukları anda eğitim ve öğrenimlerinin   ilk 4 yıllık eğitimine başlayacaklardır.  Yani 5 yaşında!  Oysa bizde o yaştaki çocuk Anaokuluna yeni başlamaktadır. .

Bu örneklediğimiz  değişimden yola çıkarsak TC ile KKTC arasındaki sportif alanlardaki karşılaşmalardan tutun,   yüksek öğrenime geçiş yaşlarına kadar farklılıklar olacaktır. 

ARTI.  Son 4. kademede seçmeli dersler olayı bizde de buradaki TC kökenliler tarafından mesela  “din”  ağırlıklı istek haline gelirse ne yapılacaktır?  Yahut son 4 yıla sıkıştırılacak olan  “mesleki tercihler”  olayını nasıl çözeceğiz? Çözmek zorunda mı kalacağız? Çünkü  bizde yaygınlığınca zaten Meslek liseleri vardır…

KISACA:  Bundan önce de  yaz boz haline getirilmiş eğitim sistemlerini TC’den KKTC’ye aktarırken zorlukları  yanı sıra anomalileri yaşandıydı.  Bu şimdiki  “4” lü sistem  zannedersek hepsinden beter olacak!   

**********

KESİLEN PARALAR

Öğretmenlerin zırt pırt eylem ve grevler yaparak öğrencilerin eğitim öğrenim hakkını kendi siyasi amaçları uğruna rezil rüsva etmelerini elbette ki kınarız.

Nitekim    “karneleri”  gününde vermeyip  siyasi otoriteyi cezalandıracağım tutumunda öğrencilerle velilerin  cezalandırılmalarını da    “acımasızlık”   ve “eğitim misyonu”  yoksunluğu olarak değerlendirdikti. 

Ve şunu söyledikti.  Sendikalar bir yılın 365 gününün 200 gününü   grev ve eylemlerle geçirecek kadar hak ve hukuğa sahipseler,  Bakanlığın da ayni  yasalarla kendine verilmiş haklarını kullanmasını kabul etmek zorundadırlar.  Zaten   “kuvvetler dengesine”  inanılıyorsa,   tarafların birbirlerinin haklarını demokratik teamüllerde tanıması kaçınılmazdır.

FAKAT:  Bir de bu eylem nedeniyle kesilen paralar olayını  sorup soruşturalım dedik.  Ve öğrendik ki  Bakanlık çok keyfi bir tutumda hatta   eylemlere  katılıp katılmadığının tespitinde öğretmenlerin   ifadelerine  baş vurup sorgulamadan yahut kesin tespitlerde bulunmadan hükmü karakuşi tutumla kendi kanaatini “hüküm” haline sokmuş!   Kimilerine parasal kesintiler yapmış,  kimilerine yapmamış!  Tabi neden yapmadığı ile neden yaptığı da anlaşılamamış!  

Ve tabi yine olmamış!  Devlet hukuğun üstünlüğü ilkesini   “çalışmayana para yok” diyerek  bıçakla kesip atar gibi hükme bağlayamaz.  Böylesi politika sadece anarşiye davetiye çıkarmayı getirir!

**********

ŞU PETROL DOLUM TESİSİ

Hoca’ya  “oyna”  demişler  “yerim dar”  demiş.  Yer açmışlar  bu kez de  “yenim dar”  demiş…

Petrol dolum tesislerine memlekette gezdirmedik yer bırakmadılar,  “Çevrecilere”  beğendiremediler!

Sonunda   dediler ki  hadi gönüller ve gözlerden uzak olan  eski Erenköy’de yapalım.  Ona da  karşı çıktılar.  Üstelik bu kez yanlarına  Cumhurbaşkanı Eroğlu’nu da alarak!

Neden Eroğlu alenen bu  “pozisyonu” yeğledi?  Üstelik   “UBP hâlâ benim partimdir” derken.  Dolayısıyle hükümet karşıtı  cephelerde  değil,  yanında yer alması gerekirken!                                                        Oysa  Eroğlu   “halkın büyük tepkisini”  dikkate aldım diyerek   Çevrecilerin haklılığından  söz ediyor.   Neden?    (İlle her sorduğumuzun cevabını vermek zorunda olmadığımızdan   Cumhurbaşkanı cephesini  geçiyoruz.)

VE GELİYORUZ TESİS OLAYINA:  Ta başında yazdıktı.  Bu ülkede ne olmamız gerektiğine karar vermek zorundayız.  Oysa biz  “devlet olup olmadığımızın bile kararına varamadık!” 

Öyle de olunca adına  “çevre”  dediklerinin  gün gele canına da girdiler kanına da!   Önce memlekette insanların denize gireceği sahil bırakmadılar,  evler,  otellerle  kapattılar!   Sonra Karpaz’ın eşeklerini koruma babında koskoca bölgeyi tellemekle kalmadılar,  bir zamanlar bölgeye elektrik  akımı verilmesine bile karşı çıktılar!  Sit alanlarını koruyacağız diyerek emirnameler çıkartıp Türkler’in topraklarını atıl duruma soktular,  Rumlar’ın topraklarını   serbest bıraktılar!  Dağları yardılar villalar yaptılar!  Falan…

Eh,  arada sahilin birine petrol tesisi kondurulsa ne yazar?  Zaten memleket gideceği yere çoktan gitmiş! 

Asıl olay şudur ama:   Tüm bu  istismar edilen çevre olayları,  çarpık imar iskânlar,  emirnameli topraklar falan  “Çevrecilerin,  Mimar Mühendislerin,  memleketi kurtaracağım diyerek her gün bir köşede bir yenisinin kurulduğu STÖ’lerinin” gözleri önünde ve kendilerine  rağmen oluverdi!

SON SÖZ:  Tabi ki başından beri asıl yapılması ve uğrunda mücadele edilmesi gereken şu olmalıydı:   KKTC   turizm  ve   eğitim ağırlıklı ülke olacaksaydı  doğasındaki tek otunun bile çiğnenmesine izin verilmeyecek radikal tedbirler alınacaktı.                          Bu yapılmadı.  Dolayısıyle bizatihi Çevreciler de memleketin içine ederlerken sesleri solukları çıkmadı. Vakta ki olay sahillerde petrol tesisleri oluşturulmasına kadar vardı akıllar başlara düştü ama zaten bu memleket çoktan gitmedi mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.