1. YAZARLAR

  2. Cem Kar

  3. ABD’nin Gücü Sorunu Çözer Mi?
Cem Kar

Cem Kar

Havadis
Yazarın Tüm Yazıları >

ABD’nin Gücü Sorunu Çözer Mi?

A+A-

Son günlerde Kıbrıs Sorunu konusundaki gelişmeler baş döndüren boyutlara ulaşmış durumda. Hemen hemen her gün özellikle Türk tarafından yapılan takvime dayalı açıklamalar müzakerelerin belirli bir takvime dayalı olarak sürdürüleceği kanısını yaratsa da Rum kesiminin bu noktada karşı duruşu devam ediyor.

Son olarak Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanı Özdil Nami ile düzenlediği ortak basın toplantısında liderlerin 4 Kasım’da bir araya gelmesinin söz konusu olduğu yönünde açıklama yapması Rum kesiminde sert tepkilere neden oldu. Ve hatta Fileleftheros gazetesi bu açıklamayı “Kendi Akıllarıyla Bayram Yapıyorlar...” başlığı ve “Davutoğlu, Alelacele Müzakerelerin Başlangıcını Açıkladı. BM, Daha Değil Dedi... Ankara’nın Tanınmayla İlgili Hareketleri” spotlarıyla okuyucusuyla paylaştı. Ayrıca gazete söz konusu 4 Kasım tarihinin BM tarafından belirlenmediği bilgisini de okuyucusuna aktardı.

Nihayetinde başta da belirttiğim gibi Türk kesiminden takvimlendirmeye yönelik her açıklama Rum tarafınca dikkatlice takip ediliyor ve yalanlanıyor. Bu nedenle Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik umutların yeşermesi bu aşamada zor gibi… Ki dün Mağusa’da gerçekleşen ve "Mağusa Kapılarını Dünyaya Açsın, Kıbrıs’ta Barış Süreci Hemen Şimdi Başlasın” isimli etkinliğe katılımdan da anlaşılacağı üzere halkımızın da umutsuzluğu ortada.

Elbette çözüme yönelik hareketlilik arttıkça umutlar artacak ve tıpkı 2002-2004 döneminde olduğu gibi dev mitingler olacaktır. Ve fakat görünen o ki Rum kesimi böyle bir ortam arzusunda değil. Daha da açık söylemek gerekirse Rum kesiminde çözüm istenci yok ve ilelebet müzakere masasında olmak gibi bir politikaları var. Bu şekilde politikası olan bir kesimle nasıl müzakere yapılabilir? Asıl soru bu… Böyle bir durumda yapılması gerekeni Türk tarafı zaten yapıyor. Çözümü zorlayan taraf olma pozisyonunu devamlı suretle canlı tutuyor. Peki bu bize ne kazandıracak? Bu sorunun cevabını Dışişleri Bakanı Özdil Nami Ankara’dayken verdi. Nami, "Bizim şu anda gündemimiz, elimizden gelen her türlü çabayı iyi niyetle ortaya koymak ve bu çabaların tüketilmesini sağlamak. Bu tüketildiği noktada, ya federal bir çözüm olsun ve bitsin veya yıllardır süren bu müzakerelerle ilgili dünya dursun ve yeni bir karar üretsin" diyerek Türk tarafının politikasını açıkça ortaya koydu. Peki, dünya durup yeni bir karar üretecek mi?

Bu noktada ABD, AB, Rusya ve Çin’e bakmak gerekiyor. Rusya, Çin ve AB’nin Rum kesiminin istemediği bir kararı üretebileceğini düşünmüyorum. Zira Annan Planı sürecinde verilen sözler, BM Güvenlik Konseyinde askıda kalan kararlar ortada… Ancak ABD’nin sorunun çözümü yönünde ciddi girişimleri olduğuna dair bilgi bana da ulaştı. Bu arada “ABD kendi derdini çözsün” gibi bir düşünceye girmek saçma olur zira ABD’nin dikkati kendi ülkesinde ne olursa olsun dünya üzerinden eksilmez. Bu durumda süreç böyle ilerlerse Türk tarafının iyi niyetli çabaları ve ABD’nin gücü yeni bir karar üretilmesini sağlar mı? Sanırım bunu hep birlikte göreceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.