1. YAZARLAR

  2. Mehmet Çağlar

  3. Acı acı gülümsedim!..
Mehmet Çağlar

Mehmet Çağlar

Milletvekili
Yazarın Tüm Yazıları >

Acı acı gülümsedim!..

A+A-

KENDİMİZE YAŞAM İZNİ VEREMEYECEĞİMİZ BİR YAPI...

 

Öyle bir bayram gözlemledim ki, kendimize yaşam izni veremeyeceğimiz bir KKTC'ye doğru yaklaşmakta olduğumuz hissine kapıldım...

 

Bu gözlemimi paylaştım birçok kişiyle ve bu hisse kapılanın bir tek ben olmadığımı da gördüm.

 

1974 sonrası kendi geniş ailem adanın kuzeyindeki tüm bölgelere yerleştirildiğinden ve her bölgede bayramlaştığım dostlarım bulunduğundan dolayı (bayramlaşma fırsatı bulamadıklarım beni affetsin), gözlemimi Güzelyurt'tan Mağusa'ya, lefkoşa'dan Girne'ye ve Yeni İskele'ye kadar olan tüm bölgelerimizde yaptım.

 

Geniş kapsamlı birgözlem olduğundan, elde edilen bulgular bilimseldir de...

 

Ve inanın ben ürktüm bu bulgulardan!

 

Geleceğimizden korktum !

 

Savruluyoruz kaygısı kapladı tüm benliğimi !

 

İnsanlarımızın içerisinde bulundukları ve sürüklendikleri bu yapının yüksek olası sonuçlarından endişeye kapıldım!

 

Düşünmenin, fikir üretmenin, akıl ürünü ve kendi toplumsal derinliklerimizden gelecek sentezlerimizle toplumsal kanallarımızı kullanarak geliştireceğimiz ütopyamızın herkesimce paylaşılması gerektiğinin önem ve aciliyetini bir kez daha gözlemledim...

 

 

 

ÖYLE BİR BAYRAMDI Kİ !

 

Öyle bir bayramdı ki, neredeyse herkesin herkesin önünde "dilenmesi", ihtiyaçlarını anlatması gerekiyordu!

 

Öyle bir bayramdı ki, insanlar dertlerini, sorunlarını sayıp dökerken, ailenin ya da dostunun kendisine "sadaka" vermesini bekliyordu sanki...!

 

Ne kadar "sefil " durumda olduğunu anlatmak zorundaydı eşimiz dostumuz birbirine, çünkü artık geçer akçe olan sefaletti..!

 

Sanki yaşam, iki yüz üç yüz bin "dilenci" ve "besleme" arasında bir yarışmaya dönmüş, herkes kendi ihtiyacının ötekinin ihtiyacından daha beter olduğunu ileri sürüyordu..!

 

Başka nasıl yapabilirdi ki ?

 

 

"KIBRISLILARI CEZALANDIRMAK LÂZIM" !

 

Daha sonra, TC Büyükelçisi Sn.Halil İbrahim Akça’nın, ülke ekonomisi ile ilgili yaptığı tespit ve değerlendirmelerini okudum.

 

Ve acı acı gülümsedim sadece...

 

Daha önce de ne demişti Sn Büyükelçi ?

 

Gelin anımsayalım;

 

"...KKTC’deki temel sorun, çalışanların çok yüksek ücret alması ve fazla insan çalışması.  (...) Hepsinde çok güçlü sendikalar var ve sendikalar tasarruf yönünde atılacak adımların hepsini engelliyor..."

 

"...Sendikal hakların kullanım şekli çok tahripkâr, kamu hizmet sunumunu olumsuz etkiliyor. Örneğin, sınav yapılacağı gün öğretmenler greve gidiyor, sınav saati geçiyor, grevi bitiriyorlar. Güçlerini böyle kullanıyorlar. Birçok yasada, sendikal hakların daraltılmasına ve kullanım şeklinin düzenlenmesine ihtiyaç var..."

 

"...Kıbrıslıları cezalandırmak lazım...." !

 

 

 

"ET VE TIRNAK" GİBİYİZ AMA ONLARA BENZEMİYORUZ DİYE !

 

Yâni...

 

Bizim grevlerimiz, onlarınkine benzemiyor!

 

(çünkü toplumsal sorunlara da eğiliyor sendikalar; toplumsal sentezlerimiz sonucu oluşmayan, önümüze konulan, hükümetin de virgülüne dahi dokunmadığı, sivil toplum örgütlerinin, siyasal partilerin, üniversitelerin, düşün insanlarının görüşlerinin Alınmasına bile gerek duyulmayan paketler geliyor önümüze ve sendikalar bu nedenlerle de grev yapabiliyor...)

 

Bizdeki grevler salt taleplerde bulunmak için yapılmıyor!

 

(toplumsal yapıyı etkileyecek olan genel felsefeye karşı sendikal örgütler eylem birliğine gidebiliyor...çünkü var olma ve toplumsal varlığını ileriye götürme çabalarında olan toplumun sesi ve gücü durumundadır sendikalar)

 

Onların ahlâki kurallarına göre biz kötüyüz!       

 

(değil mi ki bundan ötürü bizleri Kıbrıslı Türkler olarak "dini inançları yetersiz" gördüklerinden boş gördükleri her köşeye Camiler yapıyorlar ve Türk-İslâm sentezine dönük uygulamaları giderek artırıyorlar!)

 

Onların ekonomisine göre, biz yararsızız!       

  

(üretimden giderek kopartılan, hizmet sektörlerinden el ayak çektirilen Kıbrıslı Türklerin Emeklilerini bile külfet olarak görmüyorlar mı ?!)

 

 

TOPLUMLAR VE TOPLUMSAL SORUNLAR ÖZDEŞ DEĞİLDİR...

 

Sonra, Sayın Akça ve kendi ekibi bir "paket" üretiyor ve farklı toplumsal ilişkilere ait birikimleri ve  yöntemleri, farklılıklarımızı sentezlemeden, toplumsal sorunlarımızı çözmek için kullanıyor.

 

Toplumsal sorunlar özdeşmiş gibi...

 

Bu düşüncelerle bir toplum özgürleşemez, sadece birilerinin kendi çıkarlarına göre tanımlanır.         

 

( öyleyse her konu açıldığında, her 20 Temmuz'da ve her diğer milli ve anamilli günlerde "biz Kıbrıs'a Kıbrıslı Türkler'in özgürlüğü için geldik, bu yüzden destek oluyoruz dendiğinde sormazlar mı sizlere "nerde Kıbrıslı Türkler'in kendi kararlarını kendi vermeleri zemini? Nerde Kıbrıslı Türkler'in kendi derinliklerinden çıkardıkları sentezler? Bu nasıl bir özgürlük? Hani ya Kıbrıslı Türklerin özgürlüğü için gelmiştiniz!?" diye!...)

 

 

 

DÜŞÜNME MEKANİK BİR SÜREÇ DEĞİLDİR...

 

Bugün de, Sayın Akça:

 

"...Ekonomik programa karşı konulan tepki, yakın komşularda yürürlüğe konulan programlarla kıyaslanarak, daha fazla kabul görmüş, hatta biraz da mahcubiyet yaratarak, toplum nezdinde gizli bir desteğe sahip olmuştur...", diyor!

 

 

Sanki de düşünmenin ne olduğunu bilmeden davranıyor gibi bir açıklama yapmış Sn. Akça!

 

Sezgisel bir beğeniden ve destekten söz ediyor Sn Akça açıklamasında.

 

Halbuki, düşünmek mekanik bir süreç değildir.

 

Mantığın bağlantları ise içgüdülerle kurulamaz...

 

(Kamuoyu yoklamaları Sayın Akça'nın ileri sürdüğü görüşlerin tersini söylüyor! Gözlemlerimizi de yukarıda yazdık...

Sokaktaki insan hiç de öyle düşünmüyor Sayın Akça'nın ileri sürdüğü gibi...

Düşünmek kalbin çalışması gibi mekanik bir süreç değildir çünkü...

Görünen o ki, Sn. Akça mantığın bağlantılarını içgüdüleriyle kuruyor!...

Oysa, inanç bilgi üretmez; üretilen bilgiyi kabul eder; onu benimser veya benimsemez.)

 

 

 

AKIL, VARLIĞIMIZI SÜRDÜRMEDE EN TEMEL ARACIMIZDIR...

 

Değerli yurtseverler;

 

Bir toplum yapısında uygarlaşma süreci, düşünce ve seçim sürecidir.

 

İnsanın aklı, sağ kalmanın temel aracıdır.

 

İnsana aklı verilmiştir, ama içeriği verilmemiştir.

 

Hayatta kalmak için o insanın eyleme geçmesi gerekmektedir; eyleme geçmeden önce de, girişeceği eylemin niteliğini ve amacını  bilmek zorundadır.

 

Nasıl ki, insanın yiyeceğini elde edebilmesi, ancak yiyecek kavramını bilmesiyle, onu elde etmenin yolunu bilmesiyle mümkündür.

 

Bizler de;

 

Sağ kalabilmek için düşünmek zorundayız...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.