1. YAZARLAR

  2. Yurdagül Beyoğlu Atun

  3. Açıkça "Biz Türk sermayesi istemiyoruz" deyin
Yurdagül Beyoğlu Atun

Yurdagül Beyoğlu Atun

Haberal Kıbrıslı Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Açıkça "Biz Türk sermayesi istemiyoruz" deyin

A+A-

İkinci Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat’ın eski sözcüsü Hasan Erçakıca Ekonominin Sesi’ne verdiği mülakatta Bulut inşaat’ın KKTC’de yaptığı yatırımlara karşı alınan tavrın, aslında ne istediğimizi bilmediğimizin yeni bir göstergesi olduğunu söylemiş.

“Dünyanın her yerinde, böylesine büyük bir sermaye girişi, yurttaşlık verilerek veya başka şekillerde güvenceye bağlanır ve bağlanmalıdır. Yabancı sermaye cezbetmek için daha iyi bir fikri olan varsa söylesin” diyen Erçakıca  “yabancı sermayenin gelmesini istemiyorsak bunu da açık açık ilan etmeliyiz” sözleriyle Bulut İnşaata ve tüm yabancı yatırımcılara gösterilen tepkinin ruhunu ortaya koymuş.

Ve büyük bir açık sözlülükle eklemiş Erçakıca.“Biz bütün yabancı yatırımcılara çok kötü davranıyoruz. Bir otel yatırımcısı, gerekli izinleri, inşaatını tamamlayana kadar bile çıkarmayı başaramaz. Yahudi kökenli iş insanlarına araziler sattık, onların inşaatlarını yaptık. Onlara koçan vermek yerine; aldıkları arazileri, eski mal sahiplerinin adında tuttuk veya avukatlarının gösterdiği kişilere emanet ettik. Şimdi ise ‘Yahudiler adamızı işgal ediyor’ diye açıkça ırkçılık yapanlara tepki bile göstermiyoruz.”

Erçakıca’nın sözlerinin birilerini fena halde rahatsız ettiği yorumlardan anlaşılıyor. İşin garibi kişilerin hoşlarına gitmeyen bir şey duyar duymaz, lafı söyleyenin kim olduğuna bakmaksızın üzerine bir çizik atmaları.

Eee, bu kişi senin ruhunu okşayan nameler söylediğinde iyiydi de şimdi mi kötü oldu?

Önlerindeki hedefin ancak kendi çarklarını çevirmeye yetecek olduğunu bilen ancak “en büyük vatansever biziz” dalgasından çıkamayan bu kişilerin neden yabancı sermayeyi istemediklerine verilecek cevapları yok yazık ki.

Çık adam gibi “ben Türkiye’den gelen sermayeyi istemiyorum” de açıkça.

Hık mık etmeden, adam gibi açıkla nedenlerini…

De ki; “Ben anlaşma istiyorum. Anlaşmadan kastım ise, Rumlarla birleşmek. Ne kadar fazla yatırım gelirse benim ekonomim o denli güçlenir. Ekonomim güçlenirse de toplumun Rum’la birleşme ihtiyacı azalır. Hem ben Türkiye’nin burada etkin ekonomik faaliyetlerde bulunmasını istemiyorum. Mesafeli bir ilişkimiz olsun. O yüzden siz altın tepside cennet yemişleri sunsanız ben karşı çıkarım.”

***

İsteyenin de  istemeyenin de canı sağ olsun diyeceğim ama şunu hatırlatmalı. Bizim kümeste yemlenip, başka kümese yumurtlamak olmaz.

Yani akıl işimidir ki, Türkiye ne paranı ne seni diyen güruh, maaşlara zam yapılmıyor diye ortalığı ayağa kaldıracak, para gelince sesini kesecek, gelmeyince yine aynı teraneye başlayacak!

Zaten yüzlerine dikkatlice bakınca söylediklerine kendilerinin de inanmadığı belli oluyor. Çünkü davalarının ruhu yok.

Para için, günlük hazlar, uğruna kendilerini pazara sürmüş zavallı bir güruh... Kabul etmek gerekiyor ki, çok az bir bölümü, bir davanın sahibi olduğuna kendini inandırmış.

Yüzyıllar boyu, Rum’la, İngiliz’le bir arada yaşamış ve damarlarındaki asil kanla kendi Türk, Müslüman kimliğini korumayı başarmış çoğunluğun yanında pek esameleri okunmasa da sesleri gür çıkıyor bunların.

Ve sair zaman demokrasi havarisi kesilen bu kişiler, hoşlarına gitmeyen bir şey duyduklarında deliye dönüyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum