1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Acılar evinin çocuğu…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Acılar evinin çocuğu…

A+A-

Yıllar önce, Laleli Cami Sokağı’nın eski Osmanlı evlerinden birinden, gün 24 saat. Kıbrıs çiçeklerinin özünden alınan enfes parfüm kokuları yayılırdı. Burası filozof yaratılışlı, bilge ve sevecen adam Kokucu Mehmet Talan Efendi’nin eviydi. “Talan Kokuları” markası altında satış yerlerine dağıttığı kolonya ve parfümlerini, ikisi kız, biri erkek üç çocuk babası Mehmet Efendi, evinin küçük bir odasında üretirdi. 
   İşte mahalleye güzel kokular yayan o iki katlı, kerpiç duvarlı, yeşil panjurlu Lefkoşa evinde, 29 yıl önce, toplumu sarsan dramlar zincirinin ilk halkası yaşandı. Mehmet Efendi’nin yeni evlenmiş büyük kızı, ilk doğumunu yaparken yaşama veda etti. Kendisini hiç anımsayamayacak bir erkek bebeği, anı olarak geride bıraktı. Kızının zamansız ölümüne dayanamayan anne de bir süre sonra hastalanarak yas ve keder içinde yaşama veda etti. Az bir zaman sonra, Kokucu Mehmet Efendi ortanca çocuğu olan oğlunu İstanbul’daki üniversite öğrenimi sırasında beyin kanserinden kaybetti. 
   Uğursuzluk evin üzerine ürkünç kanatlarını germişti ve dramların sonu gelmiyordu… Bir süre sonra Laleli Cami Sokağı’ndaki bu acılar evinin küçük kızı da, Kanlı Mescit Bölgesi’nde, Tanzimat Sokağı’ndaki Fazıl Plümer Apartmanı’nın çatısına çıkarak kendini oradan boşluğa bıraktı. Görenler şoka uğradı… Narin beden, beton kaldırımın üzerinde, kan gölünün ortasındaydı… Son çocuğunu da bu şekilde kaybetmesinden sonra Kokucu Mehmet Efendi yoğun bir yas bulutunun sarmalında gezer oldu.  
   Gelin görün ki, aileye onca keder yetmemişti… Küçük kızın intiharından sonra güzel kokular saçan eski Osmanlı evi, yanı başında başlatılan bir inşaat nedeniyle kısmen yıkıldı, aile sokakta kaldı. Mağdur Mehmet Efendi, evini tamir ettirebilmek için haftalarca çalmadık kapı bırakmadı. 
   Yazar dostum Şener Levent, bu dramlar zincirinin yakın tanıklarından biriydi. Çünkü onun ailesi de, Laleli Cami Sokağı’nda, Kokucu Mehmet Efendi’nin acılar evine yakın bir hanede yaşamaktaydı. Bu evin insanlarına musallat olan zincirleme trajedilerin ve uğursuzlukların isyanını, Şener Levent’in o yıllarda çok duygulu bir yazısına yansıttığını anımsıyorum. Levent bu yazısında, Laleli Camiinin ezan, dua ve mevlit seslerinin en çok bu evin içinde yankılandığını, yine de kutsal seslerin o evdeki uğursuzlukları kovamadığını seslendirmişti kendine özgü üslubuyla. 
    *     *     *
   Laleli Cami Sokağı’ndaki bu dramlar zincirinin ilk hazin halkasında doğan bebeğe, babası “Tarkan” adını vermek istiyordu. Doğumda ölen anne ise ille de “Tuygun” diye ısrar etmekteydi. Annenin ölümü üzerine baba bebeğin adını hiç duraksamadan “Tuygun” koydu, kendi istediği addan vazgeçerek… 
   Tuygun Töre’nin o acılar evindeki yaşam serüveni böyle başlar. Annesini doğduğu sırada yitiren çocuk, babası Zorlu Töre’nin ikinci evliliğinde sımsıcak ve şefkatli bir yuva bulmuş olmasına ve kesinlikle üvey anne muamelesi görmemesine karşın, büyüklerinden ve çevresinden dinlediği o aile dramlarının sızısı içinde büyüdü, olgunlaştı. Hiç kuşkusuz bu sızının duygusal sanatçı yönünün gelişmesindeki payı büyüktür. Halk onu, Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları’nın yankı yaratan ve büyük izleyici çeken “Katil” oyununda tanıdı. Daha önceki mevsimde “Karanlık İşler” adlı polisiye güldürüde ve “Ayının Fendi Avcıyı Yendi” adlı çocuk oyununda “Katil”deki kadar dikkati çekememişti. Ne var ki, onu lise yıllarındaki temsillerden bilen öğretmenleri ve arkadaşları Tuygun’un oyunculukta kendini mutlaka kanıtlayacağından emindiler. Nitekim “Katil” oyunundaki performansı onların beklentilerini haklı çıkardı.
   Ünlü Azeri yazar Azerbaycan Başbakan Yardımcısı Elcin Efendiyev’in kaleme aldığı ve asıl adı “Yıldızların Altında Cinayet” olan bu oyunda Tuygun’un rol alabilmesi için kader açıkça bastırmıştı. Devlet Tiyatroları ile sözleşme yapan kalburüstü Azeri kadın yönetmen Mehriban Elekberzade, William Shakespeare’in “Othello”sunu sahnelemek için ülkemize gelmişti. Ne ki, bu oyunun sahnelenebilmesi için 250 bin TL gibi bir bütçe gerekince, daha düşük bütçeli “Katil” oyununda karar kılındı. Erotik içeriğini gerekçe gösteren Devlet Tiyatroları’nın kadrolu oyuncuları, “Katil” de başrol üstlenmeye yanaşmadılar. Kadrosuz Oya Akın “Ben sanatçıyım ve her rolü üstlenirim” cesaretini gösterdi. Yönetmen Elekberzade, genç erkek rolü için önce Deniz Aslım’ı denedi. Ancak onun performansından memnun kalmaz ve provaları dikkatle izleyen Tuygun’a “Sen gel” der.   
   Türkiye’den gelerek mimarlık eğitimi almasına karşın oyunculuğu tercih eden Buğra Gülsoy’un 7 yıllık sözleşmeli bir çalışmadan sonra Devlet Tiyatroları’ndan ayrılmaya karar vermesi, iki yıl önce sözleşmeli oyuncu olarak Tuygun Töre’nin sanatsal görevine başlamasına vesile oldu. Derviş Zaim’in “Gölgeler ve Suretler” filmindeki performansından sonra Türkiye’deki yapımcıların dikkatini çeken ve “Kuzey–Güney” dizisinde rol alan Buğra Gülsoy’dan boşalan jön karakterini, sanatsal bir hırsla Tuygun Töre omuzlamıştı. 
    *     *     *
   Babası Lefkoşa milletvekili Zorlu Töre’dir. Onun, iktidardaki UBP’nin muhalif grubu içinde yer almasının Tuygun’un sanatsal çalışmalarını nasıl olumsuz etkilediğini medyamız duyurdu. Genç sanatçının 16 Şubat 2013’te biten sözleşmesi, “Katil” oyununun doludizgin sahnelenmesine karşın yenilenmedi. Sahneye maaş almadan çıkmak zorunda kalan Tuygun Töre’ye karşı tiyatro içinde, birlikte dayanışmalı ekip çalışması yapmaları gereken bazı arkadaşları tarafından yıpratma kampanyası da başlatıldı. Konservatuar mezunu olmadığı, alaydan yetişme olduğu öne sürülüyor!.. Oysa bu iddiada olanlar 100 küsur yıllık Kıbrıs Türk Tiyatrosu’nun o küçümsenen alaylılar tarafından yaratılıp geliştirildiğini de, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nu yaratan dörtlüden ikisinin alaylı olduğunu da, Tuygun’un yeteneğini ve kendini yetiştirme azmini de görmezden gelmektedirler. Oyunculuk eğitimi almak için hiçbir fırsatı kaçırmayan Tuygun, İstanbul’da Ayla Algan gibi seçkin bir sanatçının verdiği eğitimden de yararlanmaktadır.
   Tuygun, kendi ülkesinde yaşamak zorunda bırakıldığı bu olumsuzlukların sıkıntısı içinde İstanbul’a 15 günlük bir ziyarette bulundu. Dönüşünde, ayağının tozuyla onunla sohbette bulundum. Onu ülkesinde yaşadığı olaylardan dolayı buruk, ama İstanbul temaslarından dolayı umutlu gördüm. Pek çok genç yeteneğin oyunculuğa kazandırılmasında etkin rolü olan “Tiyatro Pera”nın sahibi Nesrin Kazankaya’nın yönlendirmesiyle, önemli cast şirketlerinden biriyle ciddi ilişki kurdu. TV dizilerinden birinde Tuygun Töre’ye uygun bir karakter bekleniyor. Film yapımcısı Talip Karamahmutoğlu ve “Dila Hanım” dizisinin yönetmeni Muhittin Elibol da, Töre’ye ilgi gösterenler arasında. Şimdi yeniden İstanbul’a gidecek olan Tuygun Töre’nin önünde parlak şans kapılarının açılacağının ciddi belirtileri var. Bu arada onun Oya Akın’la birlikte başrollerini üstlendiği “Katil” oyununun Azerbaycan’da filmleştirilmesi çalışmaları var. Bakü turnesine çıkması kesinleşmiş olan oyunun yazarı Elcin Efendiyev ile yönetmeni Mehriban Elekberzade, bu bağlamdaki çalışmalarını sürdürüyorlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.