1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Adanalı Cevdet!
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Adanalı Cevdet!

A+A-

Sorunumuz büyük, hem de çok büyük!

Bu gerginlik tırmandırılmaya çalışıldıkça da, bugünleri arar hale geleceğiz.

20 Temmuz, sadece Kıbrıs Türkünün kurtuluş günü değil, Rum kesimindeki katliamlara da dur diyen bir gündü aslında.

Eğer Barış Harekatı yapılmasaydı, belki şimdiki coğrafyamız bambaşka olacak, çok değişik bir konjektür yaşanacaktı.

Bu özel gün kavga ve kargaşanın günü değil, barış ve dostluğun günü olmalıydı aslında.

Çünkü bu ülkede hem Güney’de hem Kuzey’de hemen her ailede en az bir şehit, belki de onlarca gazi vardır.

O rezil ve insanlık dışı günleri yaşamış olan.

Ama biz ne yaptık, toplum olarak el ele verdik ve bu özel güne gölge düşürdük.

Ya da düşürdüler, bunu için ellerinden geleni yaptılar.


KTHY önündeki dayak ve kötek olayı niçin çıktı halen bilmiyorum.

Polisi eylemcilerin üstüne kim gönderdi bundan da haberim yok.

Bazı eylemcilere öldürürcesine dayak atanları da kınıyorum.

Hatta bunların hukuk önünde hesap vermesinden de yanayım.

Ama bu eylemi fırsat bilerek, bizim için en büyük tehlike olan ırkçılığa da taviz vermek mümkün değil.

Eğer bu ülkede hukuk ve demokrasi varsa, tıkır tıkır işler ve günün sonunda suçlular yine hukuk kuralları içinde cezasını bulur.


Bazı uyanıklar belli ki bunu fırsat biliyorlar.

Ülkeyi bildik tartışmalara çekmek istiyorlar!

Aslında ateşe benzin döktüklerinin farkında bile değiller.

Bu ateşin içinde kendilerinin de yanabileceklerini akıllarından bile geçirmiyorlar.

İşin özü tek kelime ile ırkçılık yapıyorlar…

Bunu yapanlar ise ülkenin en demokrat insanları olduklarını iddia ettikleri için gülünç duruma düşüyorlar.


Bu ülke insanına yapılacak en kötü şey Türkiyeli-Kıbrıslı ayırımcılığını körüklemek, insanları birbirine kışkırtmaktır.

Böyle bir ayrımcılık mantık dışıdır çünkü artık bir çok aile karışmış, kız alıp oğlan vermiş, kader ve gönül birliği yapmıştır.

Bu ülke insanı tatilini Türkiye’de yapmayı tercih eder, Türk takımlarını bağrına basar onlar için konvoya katılırlar, öğrenimlerini Türkiye’nin üniversitelerinde yaparlar.

Türk Sanat Müziği hayranıdırlar, alışveriş için hafta sonları atlarlar uçağa İstiklal Caddesi’ne giderler.

Hastalanınca ilk tercih edilen yine Türkiye’ni önde gelen hastaneleridir.


Bu bilindiği halde iki ülke insanını birbirine düşürmeye çalışmak, iki halk arasında nefret tohumları saçmak, ayıptır, günahtır, yazıktır.

Eğer yaşanan her olay sonrasında Adanalı Cevdet, Mersinli Ahmet, Hataylı Mehmet, ya da Limasollu Hüseyin, Mağusalı Ali ya da Girneli Şaban diye isimlerin önüne şehirler konulursa, bunlar iyi niyetten yoksun, insanları birbirine kırdırmaktan öteye gitmeyen girişimlerden başka bir şey olamaz.

Eğer Adanalı Cevdet, bir suç işlemişse kendisini cezalandırmak, ne siyasilerin, ne sendikacıların ne de gazetecilerin görevidir.

Hele de kendisini demokrasi havarisi sanıp da pazarlayanların hiç değil!


Okur Şikayeti

“Araziler yangına davetiye çıkarıyor”

“Sayın Özadam,

TC Başbakanı Tayyip Erdoğan iyi ki ülkemize geldi de ülkemiz biraz olsun temizlik gördü.

Yapılanların hepsinin de gösteriş budalalığından başka bir şey olmadığını hepimiz biliyoruz.

Ama, kapımızda büyük bir tehlike bizi bekliyor, kimsenin umurunda bile değil.

Başkent Lefkoşa’ınn bir çok bölgesinde K.Kaymaklı’da, Yenişehir’de, Göçmenköy ve Taşkınköy’de yüzlerce boş arazi kuru otlarla bürünmüş olduğu halde ne bu arazilerin sahipleri, ne de devlet gerekli temizliği yapmıyor.

Kavurucu sıcakların yaşandığı bugünlerde büyük tehlikeler bizi bekliyor. İlgilleri uyarmanız için yazımı sayfanızda kullanmanızı rica ediyorum.

Şimdiden teşekkürler.


levenet.20110723085730.jpg

 

MESAJ KUTUSU

Sayın Tahsin ERTUĞRULOĞLU, DGP’nin kurulmasında biraz aceleci ve erken davrandığınız yolunda ufak yollu bir uyarı aldığınız söyleniyor. Acaba stratejik bir hata mı yaptınız diye sorular gelmeye başladı. Siz anlamışsınızdır değil mi?


Sayın Mehmet Ali TALAT, Başbakan Erdoğan’ın sizi ofisinizde ziyaret etmesi çeşitli yorumlara neden oluyor. Bu arada yakında Ankara’ya davet aldığınız ve Başbakan ile özel görüşme yapmak için yolculuğa hazırlandığınız söyleniyor. Hayırdır inşallah?


Sayın Mahmut KUŞ, ne yaptınız ne ettiniz elinizdeki kabarık dosyayı Başbakan Erdoğan’a ulaştırmayı başardınız. Birileri çok merak etmiş ve araştırma başlatmış. Yakın takiptesiniz, bu sıralar herkese arkanızı dönmeyin…


Sayın Halil PAŞA, KTHY çadırı önündeki eylemlerde bazı basın mensubu arkadaşlarda hiç nedensiz bir tartışma yaşamış ve bir çoğunu da kırmışsınız. Siz de bir gazeteci sayılırsınız, niçin bu kadar agresif davrandınız anlayamadık…


Sayın Yenal SÜREÇ, Kalkınma Bankası’na atanmanız konusunda ilk günlerdeki heyecanınızın kalmadığı gözlemleniyormuş. Hatta halen bir oda bile verilmemesinden dolayı epey sıkıntılar yaşadığınız, istifayı bile düşündüğünüz iddia ediliyor. Sunat bey umarız bu mesajı okur ve önlemini erken alır.


Sayın Hasan KUNTER, aniden rahatsızlanarak İzmir’de 9 Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altına alındığınızı öğrendik, büyük geçmiş olsun diyoruz. En kısa zamanda eski sağlıklı günlerinize dönmenizi bekliyoruz.


Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, rüşvet alan müdür olayında bir komplo olduğu iddiaları ağırlık kazanmaya başladı. Bu sıralar dolduruşa gelmemeye bakın, sonunda mahcup da olabilirsiniz…


Sayın Nazmi PINAR, yani gazeteci olmasaydınız kesin dünya çapında bir dedektif olabilirdiniz. Ancak artık sizin kullandığınız yöntemler kullanılmıyor, bu konuda biraz araştırma yapmakta yarar var.


Sayın Hasan SERTOĞLU, Lefke Spor Kulübü ile ilgili alınacak olan kararın ertelenmesi kamuoyunda memnuniyet yarattı. Biraz daha vicdanınızın sesini dinleyebilirseniz, bölge halkını çok daha iyi anlayabilirsiniz.


Sayın Tunç ERTAN, 20 temmuz tarihinde otelinize rezervasyon yaparak gelen bazı müşteriler kimseyi bulamayınca Girne’deki otellere yerleşmişler. Daha işin başında böyle büyük hatalar ileride büyük sıkıntılar yaratabilir.


Sayın Özer KANLI, kızınızın diploma töreni için İngiltere’ye gitmeye hazırlanıyormuşsunuz. Sert bir mizacınız var ama törende ağlayacağınıza dair iddiaya girerim sizinle. Hayırlı yolculuklar dileriz.


Sayın Doğan ŞAHALİ, bu sıralar boşta kalınca mahallenin çocuklarının bakımını üstlenmişsiniz ve onları topluca denize götürme görevi size kalmış. Ben zaten hep sizde bir çocuk ruhu olduğunu bilirdim. Ne mutlu size…


Sayın Cem KAR, Meçhul Tutsaklar projeniz hayli beğenildi ve takdir edildi. Yeni çalışmalarınızı bekler, başarılar dileriz.


Sayın Meral EROĞLU, Emine Erdoğan Girne’deki roks otelde verdiğiniz çaya katılmayıp Gülin hanımın evine gitmeyi tercih edince epey bozulduğunuz ama belli etmemeye çalıştığınız söyleniyor. Bu kargaşada olur böyle vakalar, hiç dert etmeyin.


Sayın Cemal BİREN, Yeni Boğaziçi sakinleri bu sıralar sussuzluktan  tam manasıyla kırılıyorlarmış. Madem ki sıkıntı var belediyenin tankerlerini devreye sokmanız bekleniyor. 


Sayın Ersöz PAŞA, Başbakan Erdoğan ile çekildiğiniz resmi anında çerçeveletip ofisinizin en görülen yerine koymuşsunuz bile. Yakın dostlarınız bu ne sevgi diye sormaya başladılar. Vardır bir hikmeti değil mi?


Sayın Birol BEBEK, aracınızın motoruna bir kuş kaçmış ve oradan çıkarmak için kendinizi yiyip bitirmişsiniz. Peki kuş sesinin motordan değil de cep telefonundan geldiğini öğrenince nasıl bir tepki verdiniz çok merak ediyoruz.


Sayın Lisani DENİZ, son zamanlarda dost yemeklerini ektiğiniz ve geceleri de mesai yaptığınız yönünde şikayetler geliyor. Bu memleketi  kendiniz mi kurtaracağınızı sanıyorsunuz yoksa?


Sayın Onursal BOZKURT, İskele’de bir bölgenin elektrik hatları Rum’dan kalma olduğu için klimaların çalışmasına olanak sağlamıyormuş. Bölge halkı sizin elinize bakıyor bilesiniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.