1. YAZARLAR

  2. Özgün Kutalmış

  3. Adını siz koyun 1
Özgün Kutalmış

Özgün Kutalmış

Gündem Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Adını siz koyun 1

A+A-

Dünden bugüne bize yaşatılan pisliklere, yolsuzluklara, beceriksizliklere son günlerde yaşadıklarımızı da ekleyince,  köşe yazıma gazeteye ve bana zarar getirmeyecek hangi başlığı atacağımı bilemedim. Bundan dolayı yazımı okuduktan sonra okuyucularım kendilerince uygun görecekleri başlığı kullansınlar. Son günlerin en popüler konuları Kıb Tek ve Ulaştırma Bakanlığı’nın ihalesiz hizmet alımının Ombudsman tarafından deşifre edilmesidir. Ancak KKTC denen bu kurumsal yapı tefessüh (kokuştu, çürüdü ve dağıldı) ettiği için, doğru dürüst düzeltmek için ellenecek iler tutar bir tarafı kalmamıştır. Üstelik kimin eli kimin cebinde bilinmemektedir. Bu durumda insan kime güveneceğini de bilememektedir.

                                              ***

Pazartesi akşamı yerel bir TV kanalında gazeteci dostumuzun konukları ayrı ayrı olarak Ulaştırma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ve Kıb Tek Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Akim idi. Programı yöneten gazetecinin görevi, tarafsız bir şekilde konuğuna halkın merak ettiği ve açıklanması gereken hususları kendisi yorum katmadan sorup cevaplarını almasıdır. Çanak sorularla karşısındakine rakiplerine gol atmasını sağlamak değildir. Gazeteci Ertuğruloğlu’nu çanak sorularla aklarken, Ertuğruloğlu’nun iddialarının üzerine gitmedi. Ertuğruloğlu, “Ülkeyi yiyip bitiren bir şebeke varmış. Birilerinin ayağına basmışmış ve Ombudsmanın arkasında onu yönlendirenler varmış” iddiasını gazeteci dostumuz sorgulamadı. Tanımam dediği şirket yöneticilerini havaalanından makam aracı ile alıp almadığını ve TC Yardım Heyetinin bu iş bedava da yapılabilir yanıtını da sorgulamadı. Ya ne yaptı? Ombudsmanın iddialarından sonra onu dava edip etmeyeceğini sordu. Ertuğruloğlu da büyük bir pişkinlikle dokunulmazlık zırhının da arkasına saklanarak, tüm yargıyı töhmet altına sokacak “Yargıya gitsem ne olacak? Eski bir yargıç olan arkadaşları aleyhinde karar mı alabilecekler” dedi. Tıpkı kendisine partili ve ortakları olan milletvekilleri gibi, yargıçların da meslek dayanışması içine gireceklerini ima ederek yargıya gölge düşürmekten de geri kalmamıştır. Yargının verdiği kararlar bana göre tartışılabilir. Ancak yargıya intikal ettirilmemiş bir konunun yargıya intikal ettirilmesi halinde yargının taraflı davranacağını söylemek bir suçtur. Ertuğruloğlu’nu överek göklere çıkaran gazeteci dostumuz, “Ben Ertuğruloğlu’nun rüşvet yemeyeceğine yüzde eminim. Onun ne kadar dürüst olduğunu çok iyi bilirim dedi. Hızını alamayan gazeteci dostumuz diğer vekillere de yağ çekecek diye, “Milletvekillerimizin hiçbiri rüşvet yemez” demiştir. Ben de ona buradan “Bre aymaz, Meclis kürsüsünden elindeki dolar tomarını sallayıp da bana rüşvet verdiler diyen arslancık kimdi?” Vekil değil miydi? “Bu Meclis kaçakçı, kârhaneci vekil görmedi mi?” Partisinden istifa edip bağımsız kaldıktan sonra “Gelen tekliflere açığım” diyen vekiller mi görmedi diye sorarım. Dün Ertuğruloğlu’nun Ombudsmanın sorularına verdiği sözde cevapları okuyunca da acı acı güldüm. Ne TC Yardım Heyetinin teklifini ne de hizmet alımını yaptığı şirket yetkililerini Havaalanından makam aracı ile aldırdığı iddialarına yanıt verdi. Bu yüzden ben sizden utanıyorum. Siz de yaptıklarınızdan utanıyorsanız artık istifa ediniz diyorum. Yerim dolduğu için, acar gazeteci dostumuzun İsmet Akim ile yaptığı söyleşiyi de Cuma günü yazacağım. Gazeteci diye ortada fink atanların bir başka marifetini de Cuma günü gözler önüne sereceğim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.