1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Afiyet olsun...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Afiyet olsun...

A+A-

Andrew Dolby diye bir tarihçi var…  “Yeme içme” uzmanıdır! Bin sene evvel, kimin ne yediğini araştırıp, yazıyor! “Bizans Yemek Zevki” diye bir de kitap yazmış. Kaynakları, Haçlı Seferleri sırasında Konstantinapolis’e gelip de gördükleri uygarlık ve zenginlik karşısında, aklı şaşan Haçlılar’ın kronikleri…


Haçlılar Bizans’a vardıklarında; Rum gâvurları, (tabir bana ait değil, Haçlılara aittir.)   közde pişmiş ete “Kebap” demekteymişler. Araplardan almışlar bu lâfı! Buyurun, daha orta doğuda nerdeyse Türk yok, herif eti mangala koyar, “kebap” dermiş bir de üstünden… “Yemeklerimizi çalıyorlar” derler ya… Bir gülerim ki sormayın…

Bunlar, öğlen yemeklerinde taa o zamanlar taneli bir bitki tohumunu yerlermiş. Haşlayıp, üzerine zeytinyağı dolaştırarak. Adı: Phasulia… Bunun üzerine, ekşi bir meyvenin suyunu sıkarlarmış: Leimoni denilen bu meyve, Narentzia denilen bir meyva grubundanmış! 

Bu “ Rum/Yunan İkilisi” o zamanlar bu yemeğin yanına salata da yaparmış. Maurouli diye bir otu kıyarmış bu kefereler, arasına da anguri diye bir bostanı eklermiş. Üstüne de gene zeytinyağı ile leimoni! 

Lakhana diye bir ot varmış, pratses diye bir ot varmış, pratsa-molokhies diye bir başka ot varmış, kolokkoses diye bir kök varmış, bu Bizanslılar bunları pişirir, yermiş! 12.yy’da…

Yazları, bunlar içi kırmızı, dışı yeşil bir bostan yerlermiş: Karpouzi! Daha o zaman Anadolu’da birkaç Türkmen boyu dolanırken, bunlar Bizans’ta, Karpuz demekteymişler!

Bizans’da o zamanlar,  türlü çeşitli ekmek yaparlarmış. Yassı içi boş olana, Pidda denirmiş… Bu kurutulur, şekerle tadlandırılırsa, adı Bisgout olurmuş! Eğer arpa ekmeğini pişirdikten sonra, dilim dilim keser ve bir daha fırına salarak kurutursanız, bu çeşit ekmek, askerin eses yemeği olup, adı da Peksimeti imiş… Hamur yuvarlak gulluri gibi sarılır da kurutulursa, buna da bukellaton derlermiş ki Latinler bisquit demişler. Hamuru yayar, içine bir harç koyup, kenarlarını harcın üzerine kıvırarak fırına verirseniz, bu ekmeğin adı da Pilavuna imiş. Mayalı hamurun içine et katar, yağda kızartırsanız, adı Lalangı imiş! Bu arada eksik bırakmayayım, halka şeklinde kesilmiş küçük ekmeğin adı da: Koulliris!

Bir tür susam helvası yaparlar, buna Pastelli derlermiş bu 12.yy Bizanslıları… Piperi dedikleri acı bir sebze yerlermiş. Phistiki diye bir yemişi çok severlermiş Yemeklerine Salthza diye bir madde katarlarmış! Ekmeklerinin üzerine Sesom, içine anason ve mastika (mezleki) koyarlarmış! Etin yanında, Soumakin diye ekşi bir ot yerlermiş. Balıkla da Rouka dedikleri bir başka ot…

Bulguru haşlayıp da içine şeker, susam, nar tanesi, badem v.s. koyunca, bunun adı Kouliva imiş de ayni bulguru kurutup, kırıp, içine yoğurt da katınca adı Trahanos (tarhana) oluverirmiş. 

Bu “allahsızlar”, kamıştan elde edilen tatlı bir maddeye de Shekker demekteymişler! 

Deniz ürünleri ve balık adlarına, geçmeyelim! Tümü de Rumca’dır ve 12.yy’da Bizans’da bilinip, pazarda satılıyordu. Renga’dan barbun’a, levrek’ten istavrit’e, sipya’dan kalamara, pavurya’dan istakoza… Hamsi’nin o zamanki adı Ekhouli imiş ki Karadenizliler halâ o adı kullanır! Türküsü de var: “Ekhuliiiiii, ekhuliiii…”

900 sene önceden bahsediyoruz! Haçlılar’ın yalancısıyım…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.