1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Afrika Gazetesi ve bir vedanın hüznü
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Afrika Gazetesi ve bir vedanın hüznü

A+A-

Afrika gazetesi, şimdiye kadar hiç uğradığım bir yer değildi. Pek çok fikirlerine katılmadığım gibi, geçmişte gerek Şener Levent, gerekse de Faize Özdemirciler ile günler süren polemikler de yaşadım. Bir birimize, demediğimizi bırakmadık. Hakkımda haftalar süren “eleştiriler” yayınlayıp, cevap hakkımı da iki gün ile sınırladılar. Yâni insani ilişkinin ötesinde, Afrika gazetesi ile hiçbir ubudiyetim yok! Biri hariç: Ali Osman Tabak, yeğenim, can dostumdur ama fikirlerimiz de uyuşmuyor…

Hayatımda ilk defa, geçen cumartesi günü merdivenleri tırmandım ve kurşunun yandan girip, boydan boya çizdiği kapıyı çaldım… Kapıyı Ali açtı…

“ Geçmiş olsun be arkadaşlar” deyip, içeri girdim. Şener yoktu… Yorgunmuş… Gece çok geç yatmış haliyle… Kapıda bir kamera var ama kayıt yapmıyor. Dolayısıyla, bu saldırıyı yapanın görüntüsü, ellerinde yok. Kayıt sistemini kurduracak paraları olsaydı, şimdiye olayın faili, çoktan tespit edilmiş olurdu… “Rumlar’dan aldıkları” paraları, kumara basıyorlar galiba! Canlarını koruyacak önlemleri bile alacak para kalmadığına göre… Mehmet Levent odasındaydı, ona da uğrayıp geçmiş olsun dileklerimi ilettim, Ali ile birer kahve içip, çıktım. Kapının önünde durdum… Karşıya baktım, Cumhurbaşkanlığı… Sağa baktım, Mücahitler Derneği… Sola baktım: Meclis… Sol karşıya baktım: Türkiye Büyükelçiliği… Alt katta Vestel…

Şimdi memleketin en iyi korunan noktasında, o saatte o apartmandan çıkanı tespit edecek hiçbir kamera kaydı bulunamadı denirse, ben buna inanmam… O binanın tepesine çıksanız, saldıramayacağınız makam yok! Cumhurbaşkanlığı, meclis, elçilik… Eğer o binanın giriş çıkışını kontrol eden bir kamera yoksa oralarda, demek ki bizim güvenlik meselemiz, Allaha emanettir! Kimse de esip gürlemesin bundan sonra… Yarın biri çıkar tepesine, meclise bir el bombası sallarsa ne olacak? İnip elini kolunu sallayarak, ara sokaklarda kaybolup, Ercan’dan mı Lidra Palas kapısından mı terk edecek memleketi?

Dediğim gibi, Afrika gazetesi ile nerdeyse hiçbir konuda anlaşmam… Ama fikirlerin bu tipten ilkel yöntemlerle susturulmaya çalışılmasına da göz yummak mümkün değil… Yabancılar belki hatırlamazlar ama geçmişte bu memlekette gazeteci vurmak, hiç de bilmediğimiz bir yöntem değil… Suçları: “Camii’yi bizimkiler bombaladı” demekti… Kırk yıl sonra bombalatan itiraf da etti üstelik… “Biz Kıbrıs’ta camii de yaktık”!

Memleketin en iyi korunan meydanındaki bu saldırı eğer “faili meçhul” kalırsa, ben inanmayacağım. İşte buradan şimdiden ilân ediyorum.

Sevgili okurlar, her şeyin başlangıcı güzel ve heyecan verici olduğu gibi, sonu da hüzün vericidir. Ne yazık ki bu yazım, Star Kıbrıs’ta okuyacağınız, son yazımdır. Yarından itibaren, köşe yazarlığı maceram, başka bir gazete ve internet sayfalarında devam edecektir. Bu ayrılış ile ilgili olarak, hiçbir tevatüre gerek yok… Anlaşmazlık, kırgınlık, öfke gibi duygular söz konusu değil. Sadece, benim çok geç öğrendiğim, basında profesyonellikle ilgili bir seçim söz konusu. Bu son yazının, yukarıdaki tatsız konu ile ilgili olmasını, hiç istemezdim. Hele Kıbrıs tarihinin en büyük mitingine hazırlandığımız bu günlerde…

Ama ne yaparsınız ki hayat devam ediyor… Ve ben de bunca yıldır yazdığım yazıların, köşe yazısı niteliği ile daha büyük tirajlara hitap etmesini beklemek gibi insani bir zaafa sahibim. Ayrılık nedeni, sadece bu…

Ayrılırken, gerek patrona, gerek yöneticilere ve gerekse başta sevgili kızım Ayşemden olmak üzere gazeteci arkadaşlara, daha mutlu, daha güzel günler ve başarılar dilemek, boynumun borcu…

Gerek çalışanlar ve gerekse okurlara, en iyi dileklerimi sunarak, hoşçakalın diyorum…

Tehditlerle uğraşmak zorunda kalmayan bir basın için…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.