1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Ağızdan çıkanı kulak duymazsa
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ağızdan çıkanı kulak duymazsa

A+A-

“Bu şekilde sürecekse görüşmeler devam etmemeli.”

“Kıbrıs’ın tamamını Rumlara vermedikçe çözüm olmaz. Yani onların düşüncesindeki çözüm; ‘Kıbrıs’ı yönetirim kalanlara azınlık hakkı veririmdir.”

“Ama bir tane bakan olur da dokuz Rum bakanın arasında o bir bakan da bulunur ve bir oyu vardır ve etkisizse işte o zaman anlaşma olur.”

“Bu kadar uçurum varken herkes anlaşma istediğini ortaya koyuyor ki uluslararası camia ve kamuoyu nezdinden tepki almasın. Bunu oynayalım mı, oynamayalım mı? Oynarsak ne olur; Rumların istediği olur.

“1 Temmuz bir milat olabilir. Güney; ‘ben artık görüşmeleri temsilci düzeyine indirmek istiyorum. 2013’teki başkanlık seçiminden sonra devam ederiz’e geldiğini gördüğümüz an ya da görüşmeler AB dönem başkanlığında devam etmesin de başka şekilde gitsin gibi oyalamalar gündeme gelecekse ki öyle gözüküyor 1Temmuz önemli bir tarihtir ve 1 Temmuz’da artık bizim de Rumların anlayacağı dille görüşmelerin ilânihaye ya da 1 Temmuz’dan sonra devam edemeyeceğini açıkça ortaya koymamız gerekir. Çünkü 1 Temmuz’dan sonra neyi görüşeceksiniz? Yani niyeti olmayanlarla, oyalamalarla artık Kıbrıs görüşmelerini sadece bir oyalama olarak gören zihniyetle nereye kadar devam edeceksiniz?”

Yukarıdaki çarpıcı sözler KKTC Dışişleri Bakanımızın Kıbrıs sorunu ve müzakere süreci ile ilgili düşüncelerinin yorumsuz halidir.

***

Doğduğum yıllardan beridir Kıbrıs’ta hummalı bir müzakere süreci ve barış hazırlığı var. Hep müzakereleri takip eder, hep de uzlaşamayan liderlerle yüzleşiriz.

Kahvehanelerde, pastanelerde, içki sofralarında, kahve partilerinde… hep aynı konu: Barış olacak mı? Federasyon olacak mı? Rumlarla bir arada yaşanır mı? Rumlar bizi ister mi; istemez mi? Biz rahat mıyız? Anavatan bize iyi bakıyor mu bakmıyor mu? Ve daha onlarca aynı soru…

Doğduğumdan beri içinde cebelleştiğim tüm tartışmalar ve farklı bakış açılarından yorgun düştüğümü söylersem yalan olmaz. Fakat yorgun düşmek, yolu yarıda kesmemi gerektirmez elbette. Sadece benim değil, hiçbirimiz yolu yarıda kesemeyiz…

Bu dava Kıbrıs davası ise ve ben de bir Kıbrıslı isem memleketimde barışın sağlanması ve sağlam temellere oturmuş bir gelecek için nefesim sürdükçe, kalbim attıkça çabalamak isterim.

Amacım kolay yolu seçmek değil ki… Amacım tek başıma kurtulmak da değil… Tek başıma refahımı sağlamak hiç değil…

Ben herkesin refah içinde olacağı, hepimizin güvenli bir geleceği garantilediği bir yaşam inşa edilsin istiyorum. Kıbrıs’ta barış açsın istiyorum.

Kendim mersedeslerde gezeyim, Maldivlerde tatil yapayım, çoluğuma çocuğuma AB standartlarında eğitim aldırtayım, paralarımı İsviçre bankalarına taşıyayım diğerleri de kuru ekmek kavgası versinler umurumda değil gibi bir yaşam istemiyorum.

Nedense çözüm sürecine tepkili bakan ve Kıbrıs’ı kalıcı bir bölünmeye doğru götüren herkese kişisel çıkar uğruna adayı felakete sürükleyecek gözü ile bakmaktan kendimi alamıyorum.

Çözümsüz bir Kıbrıs sanıyor musunuz ki bugünkünden daha iyi olacak?

***

Bugün bize stratejik çıkarları uğruna göz kırpar gibi görünenler, kendilerine mecburiyetimiz resmileştiği gün içine düşeceğimiz çaresizlikten nasıl çıkarlar elde edecekler ve onlarca hakareti bugünden dillerinden eksik etmeyenler kim bilir o günlerde neler yapacaklar.

Enine boyuna düşünmekse gerçek hedefimiz bunları da düşünmeden geçebilir miyiz hiç?!

Bizi Kıbrıs sorunu ile burun buruna yaşamak zorunda bırakan şey, inanıyor musunuz ki talihimizdir. Kaderimizi işgal altında bırakan şey kaderimiz olabilir mi dersiniz?

Bütün bu olan bitenlerden en çok yorgun düşenler kim biliyor musunuz? Kıbrıslı Türklerden yolunu bulup, süreci lehine kullanmayı beceremeyen emekçi Kıbrıslılar.

Bilmem farkında mısınız? Kıbrıs sorununun derinliği her geçen gün artarken; biz adı sanı duyulamayan Kıbrıslı Türklerin bölgedeki yalnızlığı daha bir derinleşiyor. Bu yalnızlığın yorgunluğu ve sorunun derinliği hem bizi hem de Türkiye’yi oldukça yorar oldu. Uluslararası politika, mali piyasalar, kültürel yaşam bizim izole edilmişliğimizin üstüne pranga üstüne pranga vuruyor.

Sonra Kıbrıs müzakere sürecinin koptuğu veya kopacağı yolundaki tartışmalar!.. Seçimleri sağdan sola, soldan sağa savurma denemeleri! Güney ile Kuzey Kıbrıs’ı sonsuza kadar ayırma gayretleri!.. Tahrik politikaları! Bütün bunların arkasında kimin varlığı olduğunu söylemem gerek yok sanırım!

Sonuç:

Son yarım asırdır, uluslararası konjonktürün aleyhimize çalıştığına hiç böylesine şahit olunmamıştı. Biz de kendi ipimizi çekmek için bu kadar hiç uğraşmamıştık.  Ne dersiniz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.