1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Ah çevre, vah çevre…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ah çevre, vah çevre…

A+A-

Gerek belediyelerin, gerekse Çevre Dairesi’nin çevresel sorunlar karşısındaki yetersizlikleri, vatandaşın canına tak dedirtmektedir. Yaptıkları şikayetlere ilgi görmeyen ve çevre konusunda inanılmaz vurdumduymazlıklarla karşılaşan çevreye duyarlı vatandaşlar sürekli olarak medya organlarımızı aramakta ve medyamız aracılığıyla çevre çirkinliklerine dair farkındalık yaratmaya çalışmaktadırlar. Bizler de bu şikayetleri elimizden geldiğince sayfalarımızda ve ekranlarımızda yansıtarak ilgilileri ülkemiz adına göreve çağırmaktayız. Ama ne yazık ki, medyamızın çevre sorunlarına dair sürekli yayınları da ilgililer üzerinde gereken etkiyi yaratamıyor. İlgililer, kim kime, dum duma havasında… Çevre konusunda bolca edebiyat yapanlar, iş göreve ve eyleme geldiğinde kıllarını kıpırdatmıyorlar… Lokal sorunlar birbirine eklendikçe, çevre duyarsızlıkları ülke genelinde utanç verici manzaralara dönüşmektedir.
 

Tıp camiamızın kıdemli mensuplarından Dt. Hüsrev Dağseven’in gönderdiği mektup da Kaymaklı’daki kimi lokal çevre sorunlarına değinmesine karşın, irdelenen konuların ülkemiz genelinde her gün rahatsızlık yaratan kronikleşmiş çevre meseleleri olduğu kesindir. Dt. Dağseven’in mektubunu burada çevreden sorumlu sayın ilgililere ithaf bağlamında, okurlarımla paylaşıyorum: 
  

“Sayın Ahmet Tolgay;
  

Sürekli okuduğum yazılarınızda değindiğiniz konuluların haklılığını daima takdir ederim. Bilhassa çevre kirliliği ve çevrenin korunmasına sk sık değiniyorsunuz. Üzülerek belirtmeliyim ki; çevre koruma ve kirliliği konusuna halkımızın genelde duyarlı olmaması beni üzmektedir. Bu bir eğitim işidir. Halbuki çevremizi temiz tutalım öğütleri ta ilk okuldan başlamaktadır. Meşhur söylemimiz vardır; ‘herkes kapısının önünü temiz tutarsa çevremiz daha temiz olur.’ Bu duyarsızlıklarımıza ilişkin, size iki konuda örnek yazacağım.
  

Girne Boğazı’nda, piknik alanında. Lefkoşa’dan Girne’ye giderken Yüzbir Evler’e ayrılan kavşağın üzerinde, koca bir paketin içine, belli ki piknik yerinden taşınan artıklar, yani yiyecekler doldurulmuş. Poşetlere de konulan artıklar, kavşağın orta yerine bırakılmıştır. Bu manzara bana göre çok tiksindirici bir durumdur. Poşetleri köpekler ve kediler parçalayarak içindekileri etrafa saçarlar. Bunun olmaması gerek…
  

İkinci örneğim ise yaşadığımız mülkiyetlerde, evimizin yanında olan boş arsalar. Oturduğumuz evin yanı ve önü bazen arsa sahipleri, bazen de yabancılar tarafından sorumsuzca kirletilmektedir. Küçük Kaymaklı’da Bolu sokağıyla Haydar Aliyev Caddesi’nin kesiştiği yerde, sokağın sağında ve solunda, 2 adet arsa mevcuttur. Bu arsalara, civarda bulunan bir su kuyusundan su taşıyan kamyonlar park etmekte. Kamyonların gerek yollara, gerek park ettikleri arsalara yaptıkları tahribat nedeni ile arsalar bir çamur deryasına dönüşmektedir. Arsa hudutları ve yol ortadan kaybolmuş, hatta kaldırım yok olmuştur. Buralar kışın çamur deryası ise, yazın da toprak bulutu haline dönüşmektedir. Buralarda oturan insanlar bu duruma çare üretecek bir makamın bulunmamasından oldukça rahatsızdır ve yaşam kalitesi burada bir türlü düzeltilememektedir. Etrafta olan evler, ne yatak ne de yemek odalarının pencerelerini açamamaktadırlar. Üstelik su tankerlerinin egzozlarından çıkan pis ve zehirli kokular, sürekli olarak evlerin içine dolmaktadır. Bu evlerde yaşayan çoluk çocuk, genç ihtiyar, bu egzoz dumanlarını gece gündüz solumak mecburiyetinde kalıyorlar. Üstelik bu kamyonlar vakitli vakitsiz çalıştıklarında çıkardıkları gürültü ile herkesi uykularından kaldırmaktadırlar. Benim bildiğim kadarı ile gece saatlerinde ve hele herkesin uykuya çekildiği zamanlarda bu gibi yüksek sesli gürültü yapmak yasaktır. Yazdığım konular ile ilgilenmek belediyelerin ve Çevre Dairesi’nin vazifesidir. Çevre kirliliği kampanyalarını yürüttüğümüz bu günlerde cevre görevlileri ve gönüllüleri bu konulara ilgi ile eğilmelidirler. Gece yarısı dışarıdan birisi sizi gürültü ile uyandırırsa düşünün insan ne olur. Gece saat 2-2.30’da sokak hovardalarının arabalarının çıkardığı kasıtlı sesler, motosikletlerin çıkardığı korkunç gürültü, bunların kapınızın önünden geçerken yaptıkları ses kirliliği sizi ne hale getirir!.. Bu yazdığım şikayetler huzuru arayan halkımızın haklı ve genel şikayetleridir.
  

Özlem Sokağı’ndan Haydar Aliyev Caddesi’ne doğru giderken sokakta rastlanan manzara da ayrı bir alem! Nasat tarlada gidersiniz gibi... Yolda ne bir ızgara, ne de bir kanalizasyon var. Oradan bir de yağmurlu günde geçtiğinizde görmelisiniz manzarayı; tam bir felaket!
  

Mektubumun muteber köşenizde ses bulacağı inancıyla saygılar sunarım;
Dt. Hüsrev Dağseven.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.