1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Ahi Revan Dede ve Kıbrıs'ın Ahileri
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ahi Revan Dede ve Kıbrıs'ın Ahileri

A+A-

Lefkoşa'da, bugün Rum semtinde kalmış olan, Baf Kapısı'nın güneydoğusundaki bir mahallenin adı, şimdilerde Rumlar'ın ağzında, Tabana Mahallesi'dir. Burası, adanın Türkler tarafından ele geçirilmesinden sonra, en eski ve en sürekli sanat erbabı olan, deri işleyicilerin, bir başka deyişle, Debbağ ya da Tabakların çalıştığı Tabakhane idi. Bölgenin gerçek adı, Tabakhane Mahallesi'dir.

Mahallenin hemen yanı başındaki sur dibinde, Lefkoşa'nın Millet Bahçesi diye anılan, en merkezi parkı vardır. Bu parkta, Debbağ esnafı piri, Ahi Revan Dede'nin türbesi bulunurdu. Mapolar Kıbrıs Günce’sinde, AHİ Revan Dede’nin soyunun, Ali Riza ailesi olduğunu yazar… Bülent Ali Rıza da bir sorum üzerine gönderdiği mailde, bütün çocukluğu boyunca Bayram Ziyaretlerinde, ailenin Ahi Revan Dede Türbesi’ne gidip, atalarına dua ettiklerini belirtmişti.

Ahilik, İslâm’a geçen Türkler'in, esnaf örgütlenmesinin, yani lonca sisteminin adıdır. Ahiler, belli esnaf gruplarının, çırak, kalfa ve usta olması düzenini, kollayan; ayni meslek grubu içinde dayanışmayı sağlayan fütüvvet ehlinin bir kısmıdır. Fütüvvet, İslam Heterodoksisi içinde, ( yani yerleşik kurallar dışında, İslam’ı yorumlayan akımlar) dayanışma ve fetihlerde savaşmayı öngören bir anlayıştır. Bunun temeli, delikanlıların bir birlerine arka çıkmalarına dayanır. Kelime, delikanlı anlamına gelen, "feta"dan türetilmiştir. En büyük "feta", Hz. Ali'dir. Bu bakımdan, fütüvvet ehli, doğal olarak, alevidir.

 Ahilik, 12.yy'da Anadolu'yu gezen İbn-i Batuta Seyahatnamesi'nde, çok etraflıca anlatıldığına göre, daha o zamandan, Küçük Asya'da önemli bir kurum olarak bulunmaktaydı. Osman Bey'in, kayınbabası ve beyliğin kurulmasında çok önemli bir rol oynayan Şeyh Edebali da bir Ahi ulusudur. l. Murad'a kadar, padişahın da Ahi kabul edildiği bilinmektedir.

Ahilik'in kurucusu, Ahi Evran olup, kendisi 1171 ile 1261 yılları arasında, Hoydan geldiği Kırşehir'de debbağlık yapmakta idi. Bu bakımdan debbağlık, Osmanlı sanayii erbabının en "önemli iş koludur. Ahiler arasındaki en "önemli meslektir debbağlıktır...

Elimde olan ve bir türlü vermeye kıyamadığım bir belgeye göre de 20.yy başlarında Debbağ Esnafı Piri, Arap İbrahim Ağa diye anılan bir zattır ki kendisi, zaman zaman beni ifrit etse de kadim dostum Ferdi Sabit Soyer’in babasının, dedesidir…

Beri yandan Kırşehir, ayni zamanda Hacı Bektaş-i Veli'nin, yani Bektaşilik'in de merkezidir. Kırşehir'deki asıl Ahi Evran postunda oturan tarikat şeyhi, manevi önder olarak, Anadolu, Bulgaristan, Rumeli ve Bosna'ya birer Ahi Baba tayin ederek, oralardaki Ahiler'in bir elden yönetilmesini sağlardı.

Bu bilgi, ada Ahiliğinin de Kırşehir'le ilişki içinde olduğunu kanıtlamaktadır. Zira, Kırşehir'in izni olmadan, tarikat pirinin adının kullanılması, beklenilemez.  Mehmet Yaşın'ın da belirttiği gibi, 16. yy'da Kıbrıs'ta göçürülmüş olan Türkler'in büyük bir çoğunluğu, Ahiler'dir. 1773'te Lefkoşa'da yaşayan 4 bin Türk nüfusun hemen hepsi, Ahi'dirler. Osmanlı toplum yapısı içinde, bunun başka türlü olmasına, olanak yok.

Millet Bahçesi'ndeki Ahi Revan Dede'nin, adaya ilk gelen Ahi Baba olduğu düşünülmektedir.  Gönyeli'de, Tahir Yeşilada'nın evinin bahçesinde, ikinci bir Ahi Revan Dede türbesi bulunmaktadır. Gönyeli'deki türbenin kitabesi ise 1924 tarihini taşır. Türkiye'de tarikatların yasaklandığı tarih... Böylece, ilk ve son Ahi babaların türbelerinin bilindiği anlaşılır. Bu, geleneğin sürekliliğini gösterir.

İki Ahi baba arasına göz atmaya kalktığımız zaman, 1862'de Kıbrıs mutasarrıfı olan Ziya Paşa'nın, Lefkoşa'da düzenlediği bir şenlikte, geçit yapan esnafın, " Revan Alayı" diye anıldığını görürüz. Biz bu bilgiyi aktaran, " Debbağlık ve basmacılık, Kıbrıs Türkleri'nin eti, kemiği mesabesinde idi. Benim ailem de bir basmacı ailesi idi" diyen, Fadıl Niyazi Korkut'tur.  

Ahiler'in ünlü Peştemal Bağlama Töreni'nin Ömerge Camii'nde yapıldığını anımsayanlar olduğu gibi, babasının "Ahi eşrafından olup, lakabının da Şahmeran" yani " yılanlar padişahı"  olduğunu ifade eden Gönyeli'li Sıdıka Ahmet gibi örneklerin de henüz yaşamakta olduğunu da eklemeliyiz.

Piskobu'da bir dükkanın kapısı üzerinde, 1890'da Ahi'liği sembolize eden, yılan kursları ile on iki köşeli yıldız işlenmiş olması, ilginçtir. Köyün orta çağdan beri ticari bir merkez olması, önemlidir. Kıyıdaki ticari bir köydeki Ahi esnaf, elbette ki kendi uğuru olan yılandan, yardım bekleyecektir. On iki köşeli yıldız ise, alenen On iki imam'ı sembolize etmezse, anlamı nedir?

Yılan sembolünün kutsanması, pek çok kültürün ortak özelliğidir. Ama Ahilik'in kurucusu  Ahi Evran'ın asıl adının  ( Şeyh Nasrettin bin Mahmut Hoyi ) sonundaki Hoyi eki dikkate alındığında, kendisinin Kırşehir'e Hoy'dan, yani Horasan'dan geldiği anlaşılır. Konunun meraklısı, Türkmenler'in o bölgeye 10.yy'da geldiğini, ondan önce İdil Havzasında yaşadıklarını, oraya da Kuzey Doğu Moğolistan'daki gerçek yurtlarından göçtüklerini, bilecektir. Ahi Evran'ın, Lüzinyan veya Finike uygarlıklarından çok, Çin uygarlığı ile temas etmiş bir kültürden geldiği düşünülürse, onun kurduğu bir tarikatın sembolünün de yılan olması, anlaşılır.

Çin'de bilindiği gibi, yılan / ejderha'nın kutsanması, günümüzde de devam ediyor. Gönyelili Şahmaran ya da Piskobu'daki dükkan süsü nereden geliyor, baksanıza!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.