1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Ahmet Davutoğlu'nu kızdıran soru!
Ahmet Davutoğlu'nu kızdıran soru!

Ahmet Davutoğlu'nu kızdıran soru!

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile düzenlediği ortak basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

A+A-

Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu, terör örgütü neyse onun adıyla anılması gerektiğini belirterek, "El Kaide ise El Kaide. Ama İslam ile terör yan yana kullanılmaması gerekir. Hristiyanlık da Musevilik de Hinduizm veya Budizm ile de kullanılmaması gerekir. Aksi takdirde tam da teröristlerin tuzağına düşmüş oluruz" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile düzenlediği ortak basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, "Siz sık sık 'İslam'la terör yan yana gelmez' dediniz. Bu görüşünüzü Sayın Merkel'e de aktardınız mı?" sorusu üzerine, şunları söyledi:

"Terör terördür, terörist de teröristtir. Önüne bir sıfat koyduğunuzda, hele hele bir dini sıfat koyduğunuzda, kolektif bir suç üretmek isteyenlere, bir malzeme vermiş oluruz. İslam ile terör yan yana gelmez. Dünyada eğer Müslümanların sayısıyla teröre bulaşanların oranına baktığınızda, bunun çok marjinal kaldığını açıkça görürsünüz ve bu terör örgütlerinin Müslüman olmayandan daha çok Müslümanları öldürmüş olduğunu da görürsünüz. Irak'ta, Suriye'de dünyanın her yerinde. Dolayısıyla terör ile herhangi bir dini, herhangi bir milliyeti ve etnisiteyi birleştirmek doğru değil. İslam terörü dendiği andan itibaren bütün Müslümanların potansiyel bir terörist gibi görünmesi riski var. İslam ile terör yan yana kullanıldığında, İslam adının kendisindeki barış mesajı, 'barış' anlamına gelen İslam yerine, bu dini de dini unsurları da istismar ederek insan canına kast edenleri aynı kategoride değerlendirmiş olursunuz. Mesela Norveç'te 2011'de katliam, terör yapıldığında hiçbir zaman aklınızdan bu bir 'Avrupa terörüdür, Hristiyan terörüdür' demek geçmedi. Çünkü doğru değil. Bu terminolojiyi kullanırken çok dikkat etmek lazım. Kesinlikle terör örgütü neyse onun adıyla anılmalıdır. El Kaide ise El Kaide, ama İslam ile yan yana terör kullanılmaması gerekir. Hristiyanlık da Musevilik de Hinduizm ve Budizm ile de kullanılmaması gerekir. Aksi takdirde tam da teröristlerin istediği tuzağa düşüş oluruz."

Davutoğlu, eğer Müslümanlar arasından bir kişi veya grubun, teröre bulaşması halinde, bunun tüm Müslümanlara yüklenemeyeceğini, böyle yapıldığı andan itibaren gerçek anlamda bir dini çatışmanın önünün açılacağını vurguladı.

Başbakan Davutoğlu, "Bu pozisyonumuz, ilkeseldir ve dünyanın her yerinde de Almanya'da da bu değişik vesilelerle vurgulanmıştır. NSU cinayetlerini işleyenlere, ırkçı saiklerle işleyenlere biz hiçbir zaman Alman ya da Hristiyan terörü gibi adlandırmayı düşünmedik çünkü Alman kültürünün ne kadar derin felsefi arka planı olduğuna en iyi ben şahidim. Bu kültürü yakından tanıma fırsatı bulan biri olarak, Hristiyanlığın aynı zamanda bir barış mesajı taşıdığını Hz. İsa'yı tanıyanlar bilir. Dolayısıyla İslam da, tarih boyu İstanbul üzerinden herkes bilir ki değişik dinlerin, kültürlerin yaşadığı bir medeniyet birikimidir. Hiç bir şekilde terörle anılmaması icap eder" diye konuştu.

"SURİYE'DEKİ KRİZ DOLAYISIYLA EN BÜYÜK BEDELİ TÜRKİYE ÖDEDİ"

Davutoğlu, bir gazetecinin Fransa'da süpermarkete saldırı düzenleyen saldırganın eşi Hayat Boumedienne'in, Türkiye'den Suriye'ye giriş yaptığını söylemesi ve "Acaba Türk hükümetinin bu konularla ilgili daha çok çaba göstermesi gerekir diye düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine, Suriye'deki kriz dolayısıyla en büyük bedeli Türkiye'nin ödediğine dikkati çekti.

Şu anda dünya mülteci tarihinde belki de en geniş kapsamlı mülteci akınına Türkiye'nin şahit olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Türkiye'de 2 milyon Irak ve Suriye'den kaçmış mülteci bulunduğunu aktardı.

Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Türkiye eğer sınırlarını kapatmış olsaydı, mültecilere insani gerekçeyle de sınırlarını kapatması icap ederdi. Eğer biz sınırlarımızı açık tuttuysak, teröristlerin geçişi için değil, babası, annesi öldürülen çocukların, kocası öldürülen masum kadınların ülkemize gelip güvenlik bulmaları için sınırı açık tuttuk. Birileri eğer Türkiye'yi suçlarsa, yarın sınırları kapatırız ama öbür tarafta Suriye rejiminin bombaları altında katledilen her çocuğun vebali, o sınırları kapatma kararını almamızı isteyenlerin üzerinde olur. Uluslararası toplum bu meseleyi çözmek zorunda. DEAŞ teröründen de en fazla etkilenen Türkiye'dir. Türkiye, sınırında hiçbir terör faaliyeti istemez. Yabancı savaşçılar konusundaysa, biz defaatle bütün Avrupa, dünya ülkelerine istihbarat işbirliği için çağrıda bulunduk. Türkiye, 35 milyon turistin her sene geldiği bir ülke. İsimlerine bakarak kimseyi, terörist ya da terörist değil gibi bir kategoriye tabi tutamayız. İstihbarat gelmesi lazım ki, 'şu kişiler şüphelidir' diye, Türkiye gerekli tedbirleri alabilsin. Nitekim, bize verilen isimlerden 7 bin kişi, aralarında Alman vatandaşları da var, 7 bin kişiye sınıra giriş yasağı koyduk. Bin 500-2 bin kişiye de içinde yine Alman, Fransız vatandaşları da var, geldikleri anda geriye deport ettik. Bize gelen tüm istihbaratı değerlendiririz. Bu istihbarat üzerinden istihbarat teşkilatlarımız arasında yakın bir temas olur. Son Fransa terör olayında adı geçen Hayat Boumedienne ile ilgili, istihbaratı Türk kaynağı yapmıştır. Herhangi bir önceden uyarı gelmediği halde, biz kendi istihbari çalışmalarımızla bunu tespit ettik. Hemen Fransız istihbarat teşkilatına haber edildi. Türk ve Fransız istihbaratı şu anda birlikte çalışıyor. Ama bu kadın, Türkiye'ye Madrid'ten geliyor. Madrid'ten önce nerelere gitti bilemiyoruz. Şimdi bu konuda İspanya'yı suçlamak mümkün mü, Türkiye'yi suçlamak mümkün mü? Türkiye'nin tek suçu, Suriye'ye sınır olması mı? Biz her türlü istihbarat, işbirliğine hazırız."

"911 KİLOMETRELİK SINIRINI KORUYABİLMEK İÇİN..."

Türkiye'nin terör faaliyetlerine karşı her zaman en dik tavrı aldığını, Afganistan'da da dünyanın her yerinde mücadeleye katıldığını anlatan Davutoğlu, bu konuda Türkiye'ye haksız suçlama yöneltilmesine kesinlikle tahammül etmeyeceklerini kaydetti. Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Kimin elinde delil varsa, bunun ortaya çıkarılması lazım. Türkiye 911 kilometrelik sınırını koruyabilmek için, olağanüstü bir çaba sarf etmektedir, geçişleri engellemek için. Yabancı savaşçıları, kim olursa olsun, ister Avrupa'dan ister başka ülkelerden gelmiş, ister Suriye rejiminin yanında savaşmak için başka ülkelerden gelen yabancı savaşçılar olsun, bütün yabancı savaşçıların Suriye'yi terk etmeleri konusunda yapılacak her türlü çalışmaya destek veririz. Yapılacak her türlü istihbarat faaliyetinin içinde yer alırız. Ama herkesin de kabul etmesi gereken bir husus var ki Türkiye, Suriye krizi dolayısıyla en büyük bedeli ödemiştir. Fransa'da Paris saldırısından bir gün önce, İstanbul'da yine bir terör saldırısı oldu. Biz bütün müttefiklerimizden bekleriz ki Paris saldırısında, ben orada yürüyenler arasındaydım, şimdi gururla söylüyorum. Aynı duyarlılık, İstanbul'daki terör saldırısında da gösterilmeli, Reyhanlı saldırısında da gösterilmeli. Reyhanlı saldırısında Türkiye, elliye yakın vatandaşını kaybetti. O zaman da bu uluslararası dayanışmayı, Paris'te gördüğümüz dayanışmayı, bütün bu olaylarda da görmek konusunda Türkiye'nin haklı talebi vardır. Türkiye, hiçbir zaman hiçbir terör örgütüne müsamaha göstermemiştir. Hiçbir terör saldırısı karşısında sessiz kalmamıştır. Tek çabası, tek gayreti, Suriye rejiminin bombardımanları, kimyasal silahlarından kaçan masum insanlara kucak açmaktır. Kim ne derse desin Türkiye, bu insani politikasını sürdürmekte kararlıdır."

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.