1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Aile İçi Şiddet Yasası Hindistan'da bile var KKTC'de yok!
Aile İçi Şiddet Yasası Hindistan'da bile var KKTC'de yok!

Aile İçi Şiddet Yasası Hindistan'da bile var KKTC'de yok!

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu Türk Üyesi ve "KAYAD'ın Şiddete Karşı Diren"projesi direktörü Avukat Atlı, şiddet vakalarında Kuzey Kıbrıs'ın yasal mevzuat açısından sınıfta kalmasının yanında polisin de taraflı davrandığını belirtti.

A+A-

Deniz Abidin

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu Türk Üyesi ve "KAYAD'ın Şiddete Karşı Diren"projesi direktörü Avukat Mine Atlı, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Lideri Anastasiadis'in cinsiyet eşitliği yönünde bir komisyon kurulması gerektiğine karar verdiğini belirterek, kurulacak federal yapıda toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda bir adım geride olduğumuzun tespit edildiğini anlattı. Atlı, toplumsal cinsiyet eşitliği adaletini sağlamak için atılması gereken bir takım adımlar olduğunun düşünüldüğünü söyleyerek, bu konular üzerinde çalışması için bir komite oluşturulduğunu kaydetti. Atlı, oluşacak federal bir yapıda yer alacak olan anayasa için bu konuda  çalışmalar  yaptıklarını ifade ederek, önemli olanın komitenin önereceği çözümlerin değerlendirilmesi ve hayata geçirilmesi olduğunu söyledi.

"Kuzey Kıbrıs yasal mevzuat açısından çok fazla geride"

Atlı, Kuzey Kıbrıs'ın yasal mevzuat açısından çok  geride olduğunu anlatarak, şiddet vakalarına özellikle polisin yaklaşımının hemen hemen aynı olduğunu anlattı. Ev İçi Şiddet Yasası'nın olmayışına vurgu yapan Atlı, şunları söyledi: "Dışarıda uğradığınız şiddetle, ev içinde yaşanan şiddet aynı değildir. Dışarıda yaşanan şiddette görgü tanıkları ayrıdır. Dışarıda mutlaka uğradığınız bir şiddet karşısında polise gidersiniz. Ev içi şiddette bu böyle değildir. Yasanın amacı bunu tespit etmektir. Ev İçi Şiddetin tanımına bakıldığında sadece fiziksel değildir. Aile içi şiddet yüzünden şikayetçi olan kadın polise şikayette bulunur. Kocasıyla birlikte ifadesi alınır. Polisin kadına şikayetçi olması durumunda yaşayacaklarını anlatır. Kocasına da sen de şikayetçi ol, o da sana küfretti gibi yaklaşımlarda bulunulur. Böylece savcının önünde aynı olaya ilişkin iki tane şikayet doğar. Kadına şikayetini çekmesi konusunda baskı yapılır. İşin uzayacağı söylenir. Kadının da tanıdığı yoksa, hangi parayla kimi avukat olarak tutacak? Sonunda ek bir ifadeyle kadın şikayetçi olmadığını belirtir"

"Ev İçi Şiddet Yasası kadının evine dönmesini içeriyor"

Atlı, bu süreçte kadının hiçbir adalete ulaşmadan konunun kapatıldığını anlatarak, Aile İçi Şiddet Yasası'nın bu bağlamda öneminin ortaya çıktığını anlattı. Ev İçi Şiddet Yasası'nın kadının evine dönmesini içerdiğini, polise bir takım kurallar koyduğunu söyleyen Atlı, aile mahkemelerinde kadının eşine dönmek istemesi durumunda devletin, sosyal hizmetlerin ve polisin kadının elini üzerinden çekmediğini belirtti. Atlı şöyle devam etti: "Kadın eşiyle barışmak istiyorsa, şiddeti gösteren tarafa boşanma olmayacağı belirtiliyor, ancak altı ay boyunca ilişki terapistine gitmeleri gerekiyor. Altı aylık terapi tamamlandıktan sonra dava geri çekilebiliyor"

"Yasanın taslağı üzerinde çalışıyoruz"

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu Türk Üyesi Mine Atlı, Ev İçi Şiddet Yasası'nın taslağı üzerinde KAYAD ve Barolar Birliği'nin birlikte çalıştıklarını belirterek, taslağın tamamlanması halinde  Meclis'te bu yasanın geçmesi için baskı uygulayacaklarını söyledi. Atlı, yasa ile ilgili olarak Meclis'teki kadın vekillerle de görüşeceklerini ifade ederek, yerel yönetimlerden de bu konuda destek isteyeceklerini belirtti.

"Koruma emri almak maddi külfet gerektiriyor"

Açıklamalarında, Adli yardımın da önemine değinen Mine Atlı, 5 yıldan fazla hapis cezası gerektiren bir suç işlenmesi durumunda devletin avukat sağladığını söyledi. Atlı, eşi tarafından hergün şiddet gören bir kadının parası olamaması durumunda bunları karşılamasının mümkün olmadığını anlattı.

Atlı, kadının koruma emri alması için de para ödemesi gerektiğini belirterek, bir polisin duruşma safhasında mahkemeye çıkarak tanıklık yapması için Maliye Bakanlığına neredeyse polisin bir günlük maaşının yatırılması gerektiğini kaydetti. Atlı, tüm bunlara rağmen koruma emri alınması durumunda yargıçın kefalet senedi verebileceğini söyledi. "Neden ev içi şiddet durumlarında bir kişinin birine garezi var diye koruma emri alması durumunda o kişi ona maddi zarar vermemiş ise, nasıl bir maddi zarara uğruyor? Dolayısıyla bir koruma emri almak bile maddi külfet gerekiyor"

"Hollanda'da belediye başkanı telefonla koruma emri verebiliyor"

"Doğru desteği aldığımız sürece alacağımız yol var"diyen Atlı, yasal mevzuatın ev içi şiddetin önüne geçmek için yeterli olmadığını söyledi. Atlı, "Biz sadece Güney Kıbrıs'taki mevzuatın çok gerisinde değiliz, biz  Türkiye'deki mevzuatın da çok gerisindeyiz. Avrupa'dan bahsetmiyorum bile. Hindistan'da bile o kadar güzel bir aile içi şiddet yasası var ki inanılmaz, muhteşem. Orada ispat külfetine bile dokunuldu" şeklinde konuştu. Atlı, atılacak çok adım olduğunu analatarak,Lahey'de 3'üncü dünya konferansına katıldığını ve Hollanda'daki düzenlemeyi duyduğunda bir Kıbrıslı Türk olarak utandığını belirtti. Atlı, Hollanda'da belediye başkanlarının telefonla koruma emri verdiğini ifade ederek, polisin ise herhangi bir olayda birimde görevli psikologla olayla yerine gittiğini söyledi. Atlı, "Şiddet olduğu yönünde karara varırlarsa belediye başkanına ulaşılıyor" dedi. Atlı, proje kapsamında anket yaptıklarını anlatarak,her üç kadının birinin fiziksel şiddet gördüğünü, ancak  sürekli "bizde böyle sorun yoktur" söylemiyle yüzleştiklerini belirtti. Atlı, bunun çok yanlış bir yaklaşım olduğunu söyledi.

"Bir yıl içinde  80 kadına adli yardım yapıldı"

Atlı, "KAYAD'ın Şiddete Karşı Diren"projesinin bir adli yardım amaçlı bir proje olduğunu anlatarak, bir yıl içinde  80 kadına adli yardım yapıldığını belirtti. Atlı, Barolar Birliği başkanına da katkısından dolayı teşekkür ederek, yasa hazırlanması konusunda da yardım alacaklarını kaydetti. Meslek gruplarına, özellikle de medyaya  ev içi şiddeti anlatacaklarını vurgulayan Atlı, bazı haberlerin travmaya neden olabileceğini söyledi. Atlı,"Bu gibi haberler yayınlanırken soru işaretlerini yanlış yere çekmek sorunu körüklüyor. Basının bu konuda önemli bir görevi vardır" diye konuştu.

 Ev içi şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ürünü olduğunu belirten Atlı, "eşitsizlik toplum tarafından ne kadar benimsenmişse  ev içi şiddet de o kadar fazla olur" dedi. Newyork  veya Finlandiya gibi toplumsal cinsiyet eşitliğinin daha iyi olduğu yerlerde ev içi şiddetin daha çok raporlandığını,  topluma "şiddet gördünüz mü?" diye sorulduğunda yanıtın "evet" olduğunu ancak KKTC'de bu gibi sorulara yanıt vermekten kaçınıldığını belirtti.

"Aşk cinayeti" değil,  toplumsal cinsiyet adaletsizliği"

Atlı, "aşk cinayeti"diye adlandırılan cinayetlerin aslında toplumsal cinsiyet adaletsizliği ve kadın ile erkeğin farklı rollere sahip olmasından kaynaklandığını söyledi. Atlı, şöyle konuştu: "Biz bütün sisteme bu fırsatı veriyoruz. Kadının  biraz kendine güveni yoksa, bakımlı değilse ve eşi tarafından şiddet gördüğü gerekçesiyle polise gidiyorsa, polis ona mutlaka yardım eder. Çünkü erkeklik duygusu devreye girer. Ancak, kendinden emin, bakımlı bir kadınsa eğer, polis eşine madalya takacak durumdadır. Maalesef yaşadığımız durum budur" "Biz evi dişi kuş yapar kültürüyle büyüdük" diyen Atlı, aşk cinayeti denilen cinayetlerin bahane olduğunu söyledi.

"Karşı çıktığımız seks köleliğidir"

Atlı, LTB'nin Lefkoşa'daki gece kulüpleriyle ilgili olarak aldığı karara yönelik  ise , ceza yasasında gece kulüplerinde fuhuşun olmasının yasak olduğunu belirterek, bunun suç olduğunu, ancak bugün herkesin orada neler yaşandığını bildiğini kaydetti. Atlı, karara karşı çıkan bir belediye meclis üyesinin gece kuluplerini bir eğlence mekanizması olarak tanımladığına dikkat çekerek, ülkenin bu gerçeğinin kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

Seks işçiliğinin en eski mesleklerden biri olduğuna dikkat çeken Atlı, tavır alınanın seks işçiliği değil, seks köleliği olduğunu savundu. Atlı, "Kadın bu işi kendi iradesiyle yapıyorsa, sağlık hizmeti veriliyor mu? Borçlandırılıyorlar mı? Seyahat izinleri var mı? Yani bu iş yapılıyorsa bu işi yapan kadınların çalışma koşulları nedir? İffetsiz bir iş olarak algılandığı için toplumda, umursanmıyor. Biz  LTB olarak, o kadınların yaşadığı kabusların üzerinden vergi alıyorduk. Bunu düzelttik" dedi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.