Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Akça haklı

A+A-

 

Gündemde iki ayrı konu önemli bir yer tutacak önümüzdeki günlerde.

Aslında iki ayrı konu olsa da birbiri ile bağlantılı.

Biri TC Lefkoşa Büyükelçisi Halil İbrahim Akça’nın açıklamaları, diğeri Greentree Zirvesi.

Greentree’de BM taraflara birkaç haftayla sınırlı yeni bir şans daha verdi. Liderler, mülkiyet, yönetim ve vatandaşlık konularında 2 haftalık bir süre içinde görüşecek, umut vaat ederlerse, Nisan sonu ya da Mayıs başında çok taraflı bir konferansa taşınacak, Kıbrıs sorunu.

Liderlerin performansı ise, Genel Sekreter’in Özel Temsilcisi Downer tarafından sunulacak raporla kayıt altına alınacak.

Ancak bundan önce Genel Sekreter de Şubat ayında bir rapor sunacak Konsey’e.

Muhtemelen bu rapor taraflarla ilgili çok da övgü dolu sözler içermeyecek. Belki özellikle bir tarafı sorumlu tutmayacak Genel Sekreter ama en azından Türk tarafı açısından bugüne kadar biriktirilen pozitif imaj da BM nezdinde resmi olarak silinecek.

Tabii umalım ki, bu tamamen yanlış bir öngörü olsun.

Ancak ortadaki tablo, Kıbrıs sorununun en azından Türk tarafı açısından kapanmış olduğunu ortaya koyuyor.

İşte burada da karşımıza Sayın Akça’nın açıklamaları çıkıyor.

Aslında Sayın Büyükelçi’ye tepki gösterip kızmak yerine, kutlamak gerekiyor.

Çünkü bizim yetkililerin göstermediği bir dürüstlük ve açıklık sergiliyor Sayın Akça. Parmağının arkasına saklanmıyor.

Ve gerçek iradenin kimde olduğunu söylemekten, defalarca bunu gösterip ortaya koymaktan da çekinmiyor.

İşte Kıbrıs sorununun geldiği somut ve son aşama budur.

Hem Kıbrıslı Türkler’in hem de Kıbrıslı Rumlar’ın Kıbrıs sorunu ile ilgili karşılaşacakları tablo, etkin ve fiili olarak Türkiye yönetiminde yeni bir aşamadır.

Süreç mülkiyet başta olmak üzere, toprak, vatandaşlık ve yönetim konularında artık Kıbrıs Rum tarafının karşısına Türkiye yönetimini yerleştiriyor.

Kıbrıs sorunu hala Türkiye için önemli bir kart değeri taşıyor maalesef. Böyle olunca da maksimum çıkar noktasına erişmeden de sorunun çözümü konusunda irade ortaya koymak istememsi anlaşılır oluyor.

Yoksa çok daha zayıf olduğu ilk iktidar dönemindeki gibi çözüm hedefiyle giriştiği kavgalara hiç girmeden, Kıbrıslı Türkler’in ezici çoğunluğu çözüm konusunda arkasına olduğunu ortaya koymuşken, AK Parti iktidarının daha aktif davranması gerekirdi.

Oysa şimdi konu gündeminde bile değil, AKP Yönetiminin.

Uzun zamandır gözdağı vermekten ve ayrı bir devlet modeli işaret etmekten öteye geçmiyor.

Ve ayrı devlet için de gereken yapılıyor.

Kıbrıs’ın Kuzey’inde zaten yeterince güçlü olmayan siyaset, Türkiye müdahalesi ile daha da etksizleştirilip dönüştürülüyor.

Ama burada da Türkiye’yi suçlamamak hatta takdir etmek gerek!

Zira Türkiye kendi stratejik çıkarları açısından doğru adımlar atarak, çözümsüzlük şartlarının avantajlarını kendi lehine çeviriyor.

Bir taraftan mevcut sürer durumu kullanıyor, bir taraftan da olası çözüm koşullarını belirliyor.

Garantörlükten öte, etkin ve fiili varlık pozisyonunu güçlendiriyor.

Daha da kötüsü, bundan sonrası için de süreç bu kadar olgunlaştıktan sonra, yaşananlara karşı durup marjinalleşmek ya da kabullenip duruma ayak uydurmak seçenekleri var karşımızda.

UBP ikinci seçeneği yürütüyor.

Şimdi sırada diğerleri var.  

 

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.