1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Akıncı: "Halkımız bizi tanıyor, bunlara itibar etmez”
Akıncı: "Halkımız bizi tanıyor, bunlara itibar etmez”

Akıncı: "Halkımız bizi tanıyor, bunlara itibar etmez”

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı, eleştiri adı altında karalama kampanyasına sığınanların amacına ulaşamayacaklarını söyledi

A+A-

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı, kendisini karalamaya ve itibarsızlaştırmaya çalışan bazı kişilerin iddialarına yanıt vererek seçime 37 gün kaldığına işaret etti ve “Geri kalan 37 günde geleceğe yönelik düşüncelerimle ilgilenmek isterim. O arkadaşlara tavsiyem, geleceğe yönelik bir şeyleri varsa onu ortaya koysunlar” diye konuştu.

Akıncı dün Genç TV’de Aysu Basri Akter’in konuğu oldu. Resmi adaylık başvurusunun ardından katıldığı ilk programda Akıncı, adaylık başvurusunu “sürecin yeni bir aşaması” olarak tanımladı.

Akıncı, programda kendisine yöneltilen karalama çabalarına yanıt verdi

“Eleştiri mi çamur atma mı?”

Yeni Kıbrıs Partisi Parti Meclisi üyesi Alpay Durduran’ın geçtiğimiz günlerde kendisine yönelik eleştirileri hakkındaki görüşü sorulan Akıncı, “bu bir eleştiri mi çamur atma mı?” diye sordu. Eleştirinin, daha iyiye daha güzele götürmek adına yapılan değerlendirme olabileceğinin altını çizen Akıncı, eleştirinin geçmişe yönelik olması durumunda ise düzeyi ve temelinin sağlam tutulması gerektiğini vurguladı ve “belli ki Alpay Durduran yılar öncesindeki kin ve nefreti içinden atamamış” dedi.

Akıncı, Lefkoşa Belediye Başkanlığı döneminde kanalizasyon çalışmaları nedeniyle Lefkoşa sokaklarında kazılar yapmak zorunda olduklarını; Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) yayın organının ise, her gün manşetlerine “çukur Mustafa” ifadelerini taşıyarak kendisini aşağılamaya çalıştığını anımsattı ve “Eğer o yayınları 30 yıl sonra Alpay Durduran alıp, üstelik de bu halka verilen hizmetleri görmezden gelerek  ‘işte Akıncı’ya böyle derlerdi. Zaten Belediyede bir şey yapmadı’ dediğinde buna eleştiri denemez. Bu, öfke kin ve yenilemeyen bir garezin dışa vurumudur, UBP ağzıyla çamur atmadır” diye konuştu.

Durduran’ın, Belediye Başkanlığı’nda yaptığı hizmetleri küçümsemesi karşısında, bir seçim arifesinde, bu dönemleri yaşamayan genç kuşakların aydınlanması amacıyla bazı hatırlatmalar yapmak istediğini kaydeden Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı,  sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Akıncı ne yaptı” sorusuna yanıt

‘Ne yaptı ki? Solcuları partiden attı’ denilen ben, 12 Eylül askeri darbesinden hemen sonra Belediye Kültür Sanat Şenliğinde Vatandaş adlı oyunu oynadılar diye sokağa atılan sanatçılarla, ilerici yurtsever bir tiyatronun temellerini attım. Lefkoşa Belediye Tiyatrosu böyle doğdu. 1974 sonrası ilk iki toplumlu projelerde imzası olan kişiyim. O dönemde başlattığımız Lefkoşa kanalizasyonu şimdi Gönyeli’ye dayandı. Akıncı, imar planı çerçevesinde Surlariçi Lefkoşa’ya kattığı tarihi çevre kültürel mirasın korunması ve Avrupa’nın kültür mirasına yaptığı katkıdan dolayı Europa Nostra Onur Ödülüne layık görüldü; dünyanın en prestijli mimarlık ödülü olan Ağa Han Mimarlık Ödülü ile BM İnsan Yerleşim Programı tarafından Habitat ödülüne layık görülen bir Lefkoşa İmar Planı’na imza attı. Kanserojen madde içeren ekmek üretimini değiştirdi ve ülkemizde ilk kez indirekt ısıtmalı ekmek üretim tesislerini kurarak, ekmekleri sağlıklı tüketilecek bir hale getirdi. Lefkoşa’ya kentsel ulaşım sistemini kurdu. Emeğe verilen değerin göstergesi olarak belediye çalışanlarının düşük maaşlarını yukarıya çekti. Belediyede çalışmayı artık istenen bir görev haline getirdi.  Bunlar hiç bir şey mi?”

Akıncı, daha önce belediye olmadığından, yaptıklarının kıyaslanacağı bir şey olmadığı yönündeki iddiaya karşılık ise, “öncesinde yoktu ama sonrasında vardı. Sonrasında binden fazla istihdamla ve şaibeli işlerle belediyeyi batırdılar. Onunla da mı kıyaslayamazdı Sayın Durduran?” diye sorarak sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Onlar sol gevezelik yaparken biz iş yaptık”

“Siz eğer önyargıyla bir gerçeği görmezden gelirseniz, halkın da bunu görmeyeceğini sanmamalısınız. En büyük yanılgı budur ve bu şekilde davranmakla bütün söylemlerini sadece benim gözümde değil, halkın gözünde de sıfırla çarpıyor. Halkımız bizi o zamanlardan tanıdı, çünkü bu hizmetleri gördü yaşadı. Dolaysıyla bu arkadaşlar sol gevezelik yaparken, biz iş yaptık. Sol gevezelik kolaydır. Oturur ağzınıza geleni söylersiniz, başkalarının yaptığını küçümsersiniz,  sadece kendi düşüncelerinizin doğru olduğunu varsayar, ülkenin en büyük,  en ilerici, en devrimci, en solcu kişisini kendiniz sanır, başkalarının yaptığını hor görür küçümsemeye çalışırsınız, ama halk küçümsemez. Halk kendisine verileni görür, anlar, takdir eder.”

“Kırgın mısınız?” sorusuna ise Akıncı, “Kırgın değil üzgünüm” yanıtını verdi.

Solcuların partiden dışlanması ile ilgili anlatılanların da doğru olmadığının altını çizen Akıncı, partide bir anlaşmazlık olduğunu ancak solcuları partiden ilk uzaklaştıran kişinin Durduran olduğunu vurguladı. Akıncı, Durduran’ın parti başkanı olduğu dönemde Lefke’deki solcu gençleri attığını kaydetti. Akıncı, “Bunu, o bölgede yaşayan eski kuşaklar bilir, gençler öğrenmek isterse Arif Hoca’nın ‘Aynı Yolu Yürüyenler Farklı Yere Varamazlar’ kitabından yararlanabilirler” dedi.

Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Üzgümüm çünkü 30 yıl yüreğindeki bu kin ve garezi taşıyarak, seçimi arifesinde gündeme getiriyor. Çünkü Mustafa Akıncı bu seçimde şanslı. Halk bunu görüyor, destekliyor, bu yolda ilerliyor... Bunu engelleme çabasıdır.

Bir bakıyorsunuz CTP Genel Sekreteri Kutlay Erk, gazetedeki köşesinden ‘ne yaptı bu Akıncı? Her şeyi kötü yaptı’ diye ithamlarda bulunuyor. O da eski bir Belediye Başkanı. Halk onun dönemiyle bizimkini de elbette kıyaslar. 

Everest’i falan unuttular, haksız yere beni Peyak Bankasının batmasıyla da ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Nedenleri ise Peyak yönetiminde bazı TKP'lilerin de olması. Evet, vardı ama Peyak konusunda yaşananlarla ilgili yaptıklarımızı neden örtüleyip gerçekler söylenmiyor?  Peyak yönetiminde TKP'li bir milletvekili arkadaş da vardı. Savcılık raporlarına adı girince, temiz raporu alana dek derhal partiyle ilişkilerini askıya aldım. Başka kim böyle bir şey yaptı? Bu arkadaş 3 gün sonra partiden istifa etti, sonrasında da DP Genel Sekreteri oldu.

“Durduran, kendini attırmak için 2 yıl uğraştı”

Alpay Durduran’ın ‘TKP’den ihracı ile ilgili söylediklerine de açıklama getiren Akıncı, 1987 Ekim ayı parti kurultayında Durduran’la birlikte Genel Başkanlık için aday olduklarını ve kendisinin seçilmesinin ardından Durduran’ın, tüm milletvekillerinin partiye ödemekte olduğu aidatı ödememeye başladığını kaydedip, “Partiye aidatı keserseniz, o partiye ait değilsiniz demektir” dedi. Akıncı, Durduran’ın gerek MYK, gerekse Meclis Grubu, gerekse Parti Meclisinin tüm uyarılarına rağmen, iki yıl boyunca aidat ödemediği gibi köy gezilerine ve diğer parti çalışmalarına da katılmadığını söyledi.

Akıncı, bunun yerine Durduran’ın şu andaki partisinin kuruluşunu, TKP içerisindeyken başlattığını kaydederek, parti içinde başka bir parti kurduğunu belirtti ve “sonuçta çıkıp ‘ben ayrıldım’ diyeceğine kendini partiden attırmak için elinden geleni yaptı” dedi.

“Tarihe not düşmek gerek”

Geçmiş dönemlerde yaşanan birçok olay olduğunu ve bunlara tarihe not düşmek adına ikinci kitabında yer vereceğini kaydeden Akıncı, “bunları başkaları da yazsın ve tarihçilerle gelecek kuşaklar ona göre karar versin” diyerek şöyle konuştu:

“1983 kurultayına giderken Güney Kıbrıs’ta Kiprianu, Yunanistan’da ise Andreas Papandreou vardı.

Papandreou, ‘Türk ordusu Kıbrıs’tan çıkmadan görüşme yapılmaz, Kıbrıslı Türk gazetecilere demeç verilmez’ gibi bir tutum içerisindeydi. Bizim partide Alpay Durduran ve arkadaşlarında ‘sadece Denktaş’ı eleştireceğiz, Kiprianu ve Papandreu’un yanlışlarına dokunmayacağız. Türk ilericiler Türkleri, Rum ilericiler de Rumları eleştirsinler’ anlayışı içerisindeydiler. Yani sadece Denktaş’ı eleştirecek, Rum tarafının yanlışlarını söylemeyecektik. Bunun yanlışlığını söyleyenlere ise hemen ‘Denktaşçı’ yaftası yapıştırılırdı. Ayrışma noktalarından biri de buydu. 1983 kurultayında sunduğumuz öneriler vardı. Bu, ayrı bir devlet ilanı değildi. Kıbrıs Türk Federe Devletinin, Rum tarafının olumsuz tavrını sürdürmesi halinde, uluslararası arenada da saygın bir konuma gelmesi için çaba harcanacağını, Türkiye ile de karşılıklı saygıya dayalı ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini, ülkemizde demokrasi insan haklarına saygılı bir düzenin gelişmesi için mücadele edileceği belirtiyordu, yani bugün söylediklerimle aynı önerilerdi. Bu, aynı zamanda Rum yönetiminin olumsuz tavrına karşı da bir mesaj, çözüm yönünde hareketlenmeleri için de bir uyarıydı. Bu mesajın TKP kurultayından verilmesini talep ettik, yer yerinden oynadı. Neredeyse Parti Meclisi’ne giremiyordum. Çünkü o kurultayda Durduran taraftarları çoğunluktaydı. Sonrasında, dokuz gün sonra KKTC ilanı gündeme geldi. ‘Dik duranları partiden attılar’ diyor ama gidip ilana en başta kendisi oy verdi. İlk imzalayanlardan biri de o oldu.  Bunu bugün bu şekilde söylüyorsa, belki dik durmanın gereğini orada yapmalıydı.” 

Bu konudaki açıklamaları mecbur bırakıldığı için yaptığını da sözlerine ekleyen Akıncı, İnsanların yüreğindeki bu kin ve nefret beni gerçekten üzdü” diyerek şöyle devam etti:

Bazı kişilerin çamur atarak söylediklerine düzeyli yanıt vermek zorundaydım ama geriye kalan 37 günümü geleceğe dönük siyasetimle ne yapabiliriz, onları anlatmaya devam edeceğim. Bu arkadaşlara da tavsiyem,  geleceğe yönelik dağarcıklarında bir şey varsa onları ortaya koymalarıdır.”

“Başbakan Yardımcısı onuruyla oynanan kendi halkından özür dileyeceğine, gidip Türkiye’den özür diliyor”

Programda Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) FİFA’ya yazısı, Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu’nu (KTFF) ile kamuoyunda yükselen tepkiler ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın tepkiler nedeniyle Kıbrıs Türk halkı adına Türkiye’den özür dilemesiyle ortaya çıkan gelişmeler de gündeme geldi. Akıncı bu konuda, TFF başkanı Demirören’in Kıbrıs’ın kuzeyine gelişiyle birlikte yaşanan gelişmeleri anımsatarak, FİFA’ya gönderilen mektupla sadece KTFF değil, Kıbrıs Türk halkını rencide ettiklerini kaydetti. Akıncı, “Bu tür davranışlar Kıbrıs Türk toplumunun haysiyeti meselesi haline geldi. Başbakan Yardımcısı, onuruyla oynanan kendi halkından özür dileyeceğine gidip Türkiye’den özür diliyor. Kurumlarımıza hükümet olarak sahip çıkmazsanız kim sahip çıkacak? Sonuçta halk sahip çıkacaktır ve çıktı da” dedi.

“General Çizmeyi aştı” 

Programda gelen soruları da yanıtlayan Akıncı, 2000 yılında yaşanan bir olay üzerine “General çizmeyi aştı” şeklindeki ifadesinin nasıl dillendirildiğini de anlattı. UBP ile Hükümet ortağı oldukları dönemde, polis örgütünün sivil otoriteye bağlanması konusunda hükümetin karar aldığını kaydetti. Yeni Polis Genel Merkezi’nin açılış töreninde dönemin Güvenlik Kuvvetleri Komutanının sivil siyaset ve siyasetçiye çok ağır ithamlarda bulunduğunu anımsattı. Bunun üzerine bu tavrı protesto ederek törenden ayrıldığını ifade eden Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hazmede hazmede bu hale geldi”

“Bunun üzerine kurdeleyi kesme törenine geçildiğinde,  Denktaş Kolordu Komutanı, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı ve Başbakan’ın birlikte olduğu noktada, komutanın konuşmasının demokrasi anlayışıma sığmadığını bildirerek törenden ayrılacağımı söyledim ve törenden ayrıldım. Söz konusu general, basını Boğaz’a çağırdı ve orada sivil siyaset yanında bu kez şahsıma da yönelik son derece ağır saldırıda bulundu. Bunun üzerine ertesi gün bir basın toplantısı yapacağımı açıkladım. Basın toplantısını önlemek için rahmetli Cumhurbaşkanı Denktaş ve dönemin Büyükelçisi telefonlara sarıldı. Denktaş bana ‘konuşulanlar konuşuldu, başka basın toplantısı yapma’ dedi. Ben de ona, ‘Komutanın açıklaması elinizde mi? Onu bir daha okuyun, küçük bir değişiklik yapın, ‘Akıncı’ yazan yerlere ‘Denktaş’ koyup yeniden okuyun, bakalım hazmedebilecek misiniz?’ dedim. Aldığım yanıt, ‘Sayın Akıncı, biz neler hazmettik’ olunca ona ‘ Sayın Denktaş, hazmede ede bu hale getirdiniz, ama ben hazmetmeyeceğim’ şeklinde karşılık verdim”.

Akıncı dün ayrıca Yüksek Seçim Kurulu’na yaptığı adaylık başvurusunun ardından Lefkoşa Surlar içinde gezerek yurttaşlarla selamlaştı, Posta Dairesi, Taşınmaz Mal Komisyonu ve Atatürk İlkokulu’nu ziyaret ederek memur ve öğretmenlerle sohbet etti.

akinci-aday-basvuru1-(1)-(kopyala).jpg

akinci-aday-basvuru2-(kopyala).jpg

akinci-belediyeler-birligi-(kopyala).jpg

akinci-aysu-basri-genc-tv-(kopyala).jpg

akinci-belediyeler-birligi-(kopyala)-001.jpg

akinci-ataturk-ilkokulu-(kopyala).jpg

akinci-guzel-sanatlar-okulu-(kopyala).jpg

akinci-tazmin-komisyonu-(kopyala).jpg

akinci-posta-dairesi-(kopyala).jpg

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.