1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Aklın almadıkları…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Aklın almadıkları…

A+A-

Ortalık karmakarışıktı…

Taş taş üstünde kalmamıştı…

İstanbul depremi sonrasıydı…

Ne önümüzü görebiliyorduk ne de o günü…

Karamsardık.

Çoğu terk etmişti deprem şehrini.

Ve birçoğu gittikleri yerlerdeki yeni depremlerden sonra tekrar dönmüşlerdi.

O günleri unutmak mümkün değil.

Ama unutamadığım küçük bir ayrıntı daha var…

Depremin üstünden bir ay geçmeden daha…

Hastanelere gebe kadınlar geliyordu deprem günü ve hemen ertesi birkaç günde gebe kalmış…

Yaşamla ölüm arasında insan nasıl olur da diyordum…

Aklım almıyordu.

***

Savaşta insanların yaşadıkları hikâyeleri okumak, savaşı yaşayanlar için inanılmaz eziyettir.

Hele savaş filmlerini izlemek…

O günler bir daha anımsarsınız.

Korkarsınız…

Tekrar yaşama ihtimali gözünüzün önüne gelir

Ürkersiniz.

Kötü bir dönem oldu hayatımızda.

1974 öncesinde ve 1960’lı yıllarda yoğunlaşan…

Biran evvel ne olacaksa olsun, dediğimiz çok olmuştu.

Sokaklar güvensizdi.

Evler yetersiz.

Bir de kaçacak yerimiz yoktu.

Dört tarafımız çevriliydi, kendi kurduğumuz kafesimizdeydik…

Oysa kuşlar ne kadar da özgürdüler…

Savaş ve ölüm…

Silah vardı ellerimizde.

Belimize bağlı kemerde de kurşun.

Kurşunlarımız sayılıydı.

Düşman gelirse sıkacaktık.

Karşımızdakini öldürme pahasına ateş edecektik.

Ki insan sadece kendi gücüne inanır.

Sanki karşıdan gelen düşman elini kolunu sallayarak, açıkta ve apaçık yürüyecek sanır.

Oysa onun da silahları vardır.

Ve o da silahları ile kendi düşmanını yani karşısındaki bizleri öldürmeyi hayal ederek ilerleyecektir.

 Ölüm böyle bir şeydir.

Kimse öleceğini düşünmez.

Bir sonraki adımı, o adımdan sonra ne yapacağını hesaplar.

Ki doğrusu da bu olmalı.

Ölüm beynin bir yerlerinde yer ederse.

Yaşamak ölümden beterleşir…

Savaş dedim, silah kurşun dedim ve öldürmekten bahsettim.

Oysa savaşlarda ölümden de beterleri vardır.

Ve onlardan birisi de tecavüzdür.

Tecavüz konusu açıldıktan sonra oturup düşündüm…

İyice sarsıldım…

Silah elinde savaşan, gözlerini görmediğine ateş ederken, pek etkilenmeyebilir.

Akan yaşları görmediğindendir bu.

Öldürdüğünün bir eşinin olduğunu düşünememiştir.

Evde dönüşünü bekleyen çocuklarının varlığını aklına getirmemiştir.

Ama esir diye aldığı kadına hangi duygularla tecavüz edip sonra karnına kurşunları sıkabilir?

Savaş psikolojisi de olsa, ölümün yerlere saçıldığı dönemde, eli kolu bağlı esire tecavüz etmek…

Kısaca yaşamla ölüm arasında insan nasıl olur da diyordum…

Aklım almıyor

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.