1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Alabildiğine sen…
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Alabildiğine sen…

A+A-

“ Zaman aleyhimize olsa da
Bilmediğimiz bir köyün
Şiir yüzlü çocuklarına
Kutu kutu çikolata dağıtmaya geç kalmadık sevgili “
Dündü.
Dün.
Sen yorgunluğunu yorarken yarı uyku halinde
Ben kaya gibi sert acılarının kenarlıklarına
Harf harf kendimi ilmekledim.
Tek bir motifini es geçmeden.
Geçmişinden tanıdık,
Düşlerine yabancı bir kapıya vururken ayak ucunu
Ben topuklu ayakkabılarının sesine sakladım
İçimin tahta arabasıyla avutulan çocukluğunu.
Ve adını teşhir etmediğin bir sokakta
Kalabalık bedenini yüreğinin tenhalığına zorlarken
Ben gözlerine binlerce şiirler bağışlıyordum
Sana hayat dediğim rüzgarlı tepesinde.
Yıldız yıldız akarken gecenin karanlığına
Ben sesinin refakatliğine soyundum.
Üryanlığımı yüreğimle kapadım.
Günahı boynuma
Senli acıların katline boyandım.
Seni özlemekten hiçbir zaman feragat etmedim.
Etmedim de hep seni içime akıttım.
Damarlarımdan taşırdım.
Hangi hücremde devşirme bir yeniçeri ayaklansa
Hayat diye senin yüzünü sürdüm.
Ben sana hayat dedikçe büyüdüm.
Büyüttükçe seni içimde büyüttüm.
Koca bir şehirde
Adından başka her yere yabancıyım.
Kalabalıklar üzerime yürüse
Senli yüreğimi sürerim ölümün üzerine.
Tenimden bir teni koynuna bağışlayıp
Yeşil reçeteli ilaç küpürlerin içine saklarım kendimi.
Koca gövdemi ince yüreğine indirgeyip
El yazması bir mektubun içinden
Sana koşarım ben.
Geceydi..
Biraz da sendi.
İki yanı dağlarla örülü yüreğinin ortasına
Bir şiir kurdum kafiyelerden ayıklanmış.
Saçlarının gökyüzüne en yakın yerine
Bir salıncak kurdum serbest şiirlerimin senli sesinden.
Hayatının senli tenhalığına
Adımın harflerinden bir kalabalık bıraktım.
Acının en katıksız yerinde beni sancılarına bağışla diye.
Biraz ben’dim
Ama hep sen’dim.
Hep senin’dim sevgili.
Yolların uzaklığına bakıp bakıp
Yorma kendini.
Beni bensiz bir uzakta içine çekerken
Sen gözlerimin ufkuna vur gözlerini.
Yüreğinin yeşil bahçelerinden esinlendiğim
Bir ayçiçeği tarlasına döndür yüzünün aydınlığını.
Parmak uçlarından sarkıt gövdenin rengarenk balonlarını.
Bir Cumartesi günü
Bir kargo paketine sığdırılmış mavi bilyelerimi
Eteklerinden sal yüreğimin senli bahçelerine.
Bendeki “ adın” alabildiğine “ hayat”,
Bendeki” hayat “ alabildiğine “ sen” olmuşken
Sana kavuşmam bir ölüm sonrası gelsin sevgili.
“ Sustuğumuz harf miktarı konuşurken sevdayı,
Yaşadığımız hayat kadar
Gözlerine sakla beni sevgili.”



Gitmeliyim…

Senden az biraz uzağa,nefesinin tenime dokunamayacağı kadar öteye,seni görmek için;gözlerimi yormam gerektiğini düşündüğüm kadar ileriye..Az biraz karanlığa doğru GİTMELİYİM..!”
İşte gidiyorum..
Bir şey demeden..
Arkamı dönmeden..
Şikayet etmeden..
Hiçbir şey almadan..
Bir şey vermeden..
Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum..
Gidiyorum!..
Hızlı adımlarımı saymaktan yorgun düşe düşe..
Ardım sıra gölgemin beni yakalama çabasını göre göre..
Ve yağmura karışmış, senin hiç bir zaman göremeyeceğin göz yaşlarımı sile sile...
Senli yıllarıma sayıp sövmemek için..
Dilimi ısıra ısıra,yumruğumu sıka sıka...
GİDİYORUM!..
Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde..
Yürüyorum sanki senin yanında..
Sesin uzaklaşır her bir adımda..
Ayak izim kalmadan gidiyorum..
Gidiyorum!..
Ardıma bakmadan...
Yağmurun çisesi saçlarımı döverken ve az biraz üşüyerek..
Ellerimi cebime,”SEN” i kalbime kovuyorum...GİDİYORUM...!”
Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı..
Gönül kuşu şarkıdan yorulmadı..
Bana kimse sen gibi sarılmadı..
Işığımız sönmeden gidiyorum..
Gidiyorum!..
Sensizliğin bir gerçek,Senin ise bir keşke olduğunu bilerek..
Son kez silüetini alnından öperek..
Senden az biraz öteye...
GİDİYORUM…



Aldırmıyoruz!

Aklımız çevirdi…Hayrola yolculuk nereye
Yürek atıldı; hiç hiçbir yere
Kandırdık aklımızı
Sonradan çaktı akıl
Küfürler etti ardımızdan
Dönüp bakmıyoruz…
Aldırmıyoruz…
Gidiyoruz..gündüz gece gündüz gece
Nereye;
Sormak yasak..akıl aramak asıl saçma
Gidiyoruz gece gündüz gece gündüz
Gelince düşünürüz o keskin kavşağa
Hele;
Aldırmıyoruz…
Bir bahar sabahı
Saçma bir türkü tutturduk seninle
Mahallenin delisi şaştı bu işe..
Hani sen; delisin diyorsun ya..
Artık mahallede deli üç oldu haberin ola…
Dalgamızı geçiyoruz…
Aldırmıyoruz…
Yürüyoruz…
Karanlıktan korktukça ıslık çalıyoruz
Bir sen bir ben bir de_met çiçek gülüşlerin
Gülüşlerle biz hep baharız
Deli miyiz sanki akıllanacak;
Daha;
Aldırmıyoruz..



Kıssadan Hisse
Tablo

Avrupa’nın ünlü sanat merkezilerinden birinde, çocuğun biri, vitrinde çok hoş bir tablo görür.
Tablonun bedeli oldukça yüksektir. Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider.
Şanslıdır, tablo hala satılmamıştır. İçeri girer, tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve; “Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm param da bu kadar” der.
Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve çocuğa satar. Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar. Mağazada adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar: “Sen ne yaptın, o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar düşük bir rakama sattın?”
Ressam cevap verir: “Evet, ben bu resme milyonlarını verecek bir
sürü insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi bulabilirdim?...”
(Oscar WILDE)



Günün Fıkrası

Son söz

Ölüm yatağındaki kadın kocasına sormuş:
Bana söz ver ben öldükten sonra elbiselerimi evleneceğin kadına giydirmeyeceksin...
Adam da demiş:
Saçmalama birincisi sen haftaya kalmaz iyileşirsin, ikincisi onun boyu seninkinden ufak elbiselerin ona olmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.