1. YAZARLAR

  2. Fatih Akın

  3. Alem buysa kral kim?
Fatih Akın

Fatih Akın

Empatik Bakış
Yazarın Tüm Yazıları >

Alem buysa kral kim?

A+A-

İlk çağ, orta çağ, yeniçağ, yakın çağ, teknoloji çağı derken şimdi de sosyal medya çağındayız.

Bu çağ diğerlerinden gerçekten çok farklı.

Bu yeni dönemde, toplum mühendisleri öyle bir âlem yarattılar ki, akademik dünya bile bu yeni zaman diliminin hızına yetişmekte yetersiz kalıyor.
Yüzyıla yön veren gizli eller -asıl hedeflerine ulaşmak için- yüzyılın pazarlama yöntemi olan (network marketing) ağ pazarlamasını en önemli
araç olarak kullanıyorlar.

Listende kaç kişi var, (followers) takipçilerin kaç kişi, kaç kişi seni dürtmüş, kaç kişi fotoğrafını etiketlemiş yeni trendler bunlar.


Bu dönemde müşteri yani üyeler kral ilan ediliyor. Müşteri her şeyi ister, her şeyde haklı.
Lakin tam burada "Aman dikkat!" diyelim çünkü işin sonunda soytarı olmak da var. 

Yanlış kullanılan teknoloji, tüketim çılgınlığı, popüler kültür ve yozlaşma da bu yüz yılda müşteri memnuniyetini sağlamak adına kullanılan diğer araçlar.

Bu çağın insanları en hassas değer yargılarını yine kendi hür iradeleriyle bütün topluma ifşa ediyorlar.

"Bin düşün bir söyle" düşünce tarzı bu yeniçağla birlikte tarih oldu. Kral da olmanın gücüyle(!) şimdi herkes her şeyi düşünmeksizin söylüyor.

Bu sistemi çözemeyen, yaşananları analiz edemeyen devletler ve toplumlar bu yüzyıl içerisinde yaşananların diyetini çok ağır şekilde ödeyeceklerdir.

Bütün kamuoyu faaliyetleri sosyal medya üzerinden inşa ve ifşa ediliyor. Ulusal medya, sosyal medya vasıtasıyla artık okurlarına mesajlar iletiyor, devlet yetkilileri de
 kamuoyunu artık sosyal medya vasıtasıyla bilgilendiriyor.

Devletlerin istihbarat yapılanması da bu sistemin yakın takipçisi.
Ortalık bilgi bankası gibi maşallah.

Bu sistem "007" James Bond gibi ajanların da işini çok fazla kolaylaştırıyor aslında.

Çünkü bu âlemde, kişilere ve toplumlara ait bilgileri ele geçirmek için on binlerce km yol kat etmek, ülke ülke dolaşmak gerekmiyor.

Yaşananlar, bir nevi dinamitle gölde ve nehirde balık avlamaya benziyor.
Suya bir dinamit atmanız kâfi ve ardından su yüzüne çıkan balıkları kolayca yorulmadan toplayabiliyorsunuz.

Anımsanmalı ki, yakın geçmişte Jullian Assange denilen bir adam ortaya çıkarak birçok ülkenin istihbarat kayıtlarını ve yakın tarihteki savaşların gizli belgelerini yayınlamıştı.

Bu WikiLeaks adlı belgeler dünya genelinde büyük bir deprem etkisi yarattı.

Sosyal medya da çok da farklı olmasa bile benzerlikler gösteriyor aslında. Tek farkı, kişilerin kendi bilgilerini dinamit yemişçesine bir etkiyle toplum mühendislerine teslim etmeleri.

Bilgilerin ele geçirilme safhasında en ufak bir mukavemet yaşanmıyor.
 
Toplumlar teknoloji hızıyla asimile olurken, bilgisayarının işlemcisi ve cep telefonlarının şebeke çekim gücü oranında bir hızla kültürel bir erozyon yaşanıyor.

Erozyonla kaybolan her bir değer yargısı da sanırım bir daha geri gelmeyecek.

Üyeler hipnoz olmuşçasına hareket ediyorlar. Bu sorunu tespit edip yaşananlara çözüm üretebilmek adına psikologların,
sosyologların ve iletişimcilerin ciddi çalışmalarla yaşananları analiz etmesi gerekiyor. 

Dünya genelindeki vatandaş sayısı milyarları bulan bu yeni dünyanın perde arkasında hayatlarını sürdüren gerçek kralları iyi tespit edebilmek gerekiyor.

Toplum mühendislerinin aradıkları her şey burada çünkü.

Dejenerasyon adına aşk burada, flört burada, toplum mühendislerince sunulabilen ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti burada,
kimi zaman da vaat edilen ve aranılan aile saadeti burada.

Hatta ve hatta evlenilecek en doğru kişi de burada.

Hepsi bir tek arama tuşu uzaklığında. Arzu ettiğin bir sevgili ismi varsa arama butonuna yazıp tuşlaman kâfi.

Ekrana gelen fotoğraflardan en çok beğendiğini veya hepsini listene ekle ve aralıksız sohbete başla.

Yaşananlar artık öyle bir hal aldı ki, Türk filmlerinin kötü adamı Nuri Alço bile bu yeni çağa dikkat çekmiş.
1980'li yıllardaki sinema filmlerinde gazozlarına ilaç atarak bayılttığı kadınlara tecavüz eden karakterleri canlandıran Nuri Alço, "Gazoz devrinin bittiğini,
artık internet devrinin başladığını söyleyerek uyarıyor aileleri.


Bu yaşananları ve sosyal medyanın gücünü ve tehlikesini Milli İstihbarat Teşkilatı tespit edebilmiş gibi görünüyor.

Yayımlanan bir gazete haberinde MİT'in, Cumhurbaşkanı da dâhil olmak üzere bütün kamu kurum ve kuruluşlarını sosyal medya konusunda uyardığını,
yayımlanan her bir paylaşımın devletin stratejik manevralarını ortaya çıkarabileceği konusunda MİT'in gereken uyarıları yaptığını okuduk.

Çok şükür ki MİT bu süreci göz ardı etmemiş.

Sitelerin, sistemlerin filtrelenmesi değil amacımız. Sadece zihinlerde filtreler oluşturulmalı otokontrol mekanizması devreye nasıl sokulmalı, topluma işte bunlar anlatılmalı.
Bundan dolayı devlet daha etkin rol almalı, eğitimler verilmeli, seminerler düzenlenmeli, ülke geneli sosyal sorumluluk kampanyaları hayata geçirilmeli.

İşte bundan dolayı bir kez daha soruyorum:

Nerde iletişim fakülteleri?
Nerde akademisyenler?
Nerde kanaat önderleri?


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.