1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Alevilik ayrı bir din midir?
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Alevilik ayrı bir din midir?

A+A-

Max Weber, toplumların gelişiminde büyü, din ve bilim gibi bir yol izlendiğini, ileri sürer! En eski inanç sistemi, büyüdür. Büyü, Weber’e göre, rasyonel bir amaca varmak için; irrasyonel araçlar kullanma girişimidir. Yani somut birşey elde etmek için, akıl dışı bazı yollara başvurmaktır büyü. Din ise, irrasyonel bir amaca varmak için, (cennet, öteki dünya); rasyonel yollara başvurmadır![1] Birbirlerinin tam tersidirler.

Peki, inanç sistemi ile dinin farkı nedir?

Weber, bir inançlar siteminin, din olarak tanımlanabilmesi için, üç özellik içermesini öngörür: 1) Dünya ve evrenle ile ilgili kapsamlı ve bütünlüklü bir keramet iddiasına dayanmalı, 2) Akla dayanan bir metafiziği ve etiği olmalı, 3) Din dışı bir mümin kitlesi bulunmalı![2] Ve Weber’e bir katkı olmak üzere bir ek de ben yapayım: İktidar ilişkileri, yani öznesi ile nesnesi olmayan bir inanç sistemi de din diye yorumlanamaz. Sonuç itibarıyla bütün dünyasal dinler, bir biçimde siyasi iktidarı da ele geçirmekle, din haline gelmişlerdir. Bu bakımdan, Şiilik bir mezhep olabilmiştir. (İran’da iktidarı ele geçirebildiği için.)

Alevilik, İslâmın Türk yorumunu içeren bir inanç sistemidir. Ayrı bir din ve hatta sosyolojik anlamda mezhep de değildir. Türk İslâm’ıdır... Hadi, Anadolu İslâmı diyelim…

Günümüzde Alevilik diye tanımlanan, Osmanlı döneminde yaygın olarak Rafızilik  veya Kızılbaşlık diye geçen inanç sisteminin, İslâm’ın Türk yorumu olduğunu, Anadolu’da Mazdekçilik, eski Yunan antikitesi ve başka antik inanç sistemlerinin de İslâm ile harman oldukça, kendilerini  Türkmen Aleviliği ile özdeşleştirerek, bir tür resmiyet arayarak çağımıza geldiğini söyleyebiliriz.[3] Ama mektepli İslâm’dan farklı, tam bir heterodoksi’dir. X.yy’da, İran sınırındaki Türkleri müslümanlaştırmakla görevli olan İbn-i Fadlan, üç yüz yıldan beridir bu amaçla uğraşan amirlerine yazdığı yazılarda, “bunların müslümanlığı, şamanizmle karışık özel bir müslümanlıktır” der.

XIX. Yy’da, 1856’da Çukurova’da Türkmenleri zorla iskân etme görevini yerine getiren Cevdet Paşa, Menakip’te, “bunları zorla köylere iskân ettik, namaz kılmayı da zorunlu kıldık ama bir köy bana bir dilekçe ile baş vurarak, ‘bizim köy 100 hane, yanımızdaki köy, 500 hane! Siz, onlara da bize de günde beş defa namaz mecburiyeti koydunuz. Bu adalet mi?’ dediler.” der... Aradan 900 yıl geçmiştir ama Türkmen’in  müslümanlığı halâ kendine göredir!

Aslına bakarsanız, sünni olduğu ileri sürülen, Osmanlı’nın müslümanlığı da kendine göredir ama o da başka bir konu...

Bu bakımdan, Aleviler de bir azınlık değiller, hem Osmanlı’nın hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin asli kurucularıdırlar. Ortada bir Alevilik sorunu varsa, bu Türkiye devlet paradigmasının, ulusal bütünlüğün, devlet eliyle yaratılan homojen bir insan tipi ile gerçekleşebileceğini sanmasındandır.

Altı yüzyıl aynı meseleyi tartışmak da ancak bizde görülebilir…

--------------------------------------------------------------------------------

[1] - Ralph Schoerder. Max Weber ve Kültür Sosyolojisi. S.55. Bilim ve Sanat Yayınları. Ankara:1996

[2] - age s.62

[3] - Sayın Erdoğan Çınar’ın bu konuda yazdıkları, ciddiyetle ele alınması gereken bir bütün oluşturuyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.