1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Alın bu yazıyı gelen seneye koyun…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Alın bu yazıyı gelen seneye koyun…

A+A-

Bugün 29 Ekim, günlerden cumartesi.

Bugünün iki özelliği var…

Bincisi hafta sonu, ikincisi ayın sonu.

Bunlara ilaveten  bir de kış saati uygulaması getirdiler.

29 Ekim günü oldu sana çok önemli bir gün.

Kolay mı bir koltukta üç karpuz taşımak.

Hangisine dikkat edersen et, karpuzlardan bir tanesi fırlamak için fırsat kollar.

Ve biri fırladı mı şiş şiş gezinen kollar, boşalır.

Kalmaz övünecek bir şeyleri.

“Her işi yaparım abi” diyenler aslında hiçbir işe yaramayan tiplerdir.

Onlar her işe dalarlar, deneme yanılma türünden iş yapmaya çalışırlar.

Ya tuttururlar ya batırırlar.

Neticede insan hayatına mal olmadı mı yaptıkları hatalar, kovulurlar.

Ama ona iş yaptıranların canları sıkılır.

Çünkü hem, “ucuz işçi buldum” diye sevinmişlerdir, hem de paraları boşa gitmiştir.

Bugün cumartesi ve önemli günler arasında demiştim, ama esas önemli olduğu özelliğini  sona sakladım.

Bugün tören var tören, yollarımızda.

Kollar boş kalsa da bugün yollar dolacak.

Hem de rap rap asfaltı döven mangalarla, takımlarla ve de taburlarla…

Tank, tüfek, el bombaları ile.

Jeepler gececek yollardan, belki de uçaklar egzozlarını patlatacaklar gök yüzünde dosta düşmana.

Ancak bir kişi bu güzel törenden mahrum kalacak.

Oysa ki tam 365 gündür bugünü bekliyordu.

Derviş Eroğlu’dur bu, mahrum kalacak kişi...

Çünkü o, “önemli” işleri için küçük adadan Long Island’a gidecek ta New York’a.

Görüşmeler var yine.

Canı sıkılıyordur uçağa binerken.

“Nerden çıktı yine bu uzun yolculuk” diyordur içinden.

“Kalkacaksın sabahın köründe. Mecburen aktarma yapacak, İstanbul’a ineceksin.

Orada bekleyeceksin. Sonra bineceksin başka uçağa ver elini dünyanın ta öbür ucuna.

Sonra topu topu iki gün kalacaksın orada. Etrafı daha gezemeden, hava durumunu bile bilemeden, görüşmelere katılıp, hiçbir şey elde edemeden kös kös döneceksin. Güzergah aynı.

Önce havaalanı. Sonra mecburen İstanbul. Orada yine  beklenecek ve Ercan’a doğru sefere devam edilecek.Neden bu kötü zamanlama?” diye soracak kendine.

Oysa ki tarihi kendi belirlememişti.

Birileri ona, “şu gün gideceksin, şunları söyleyeceksin, anlaşma yapamadan döneceksin” dedi.

O da “Madem ki bu kadar basitti bu iş, keşke fax çekselerdi Ban’a benim yerime de yorulmasam. Yorulmayı bırak komutanımla birlikte jeepime binip halkımı selamlasaydım.

Ve onlara KKTC ilelebet ve de sonsuza kadar yaşatılacak sözleri söyleseydim ” demiş olabilir.

Sahi kendilerinin bile inanmadıkları KKTC’nin tanınacağı hikayesine, hangi halk inanır?

“Hesapları yaptık, çözüm için gidiyorum” diyen Eroğlu aslında birkaç gün önce Aplıç Kapısı için söylediği, “döndükten sonraki görüşmelerde onu da ele alırız”  sözü ile yalanlamıştı ya neyse .

Bugün 29 Ekim…

Komşu ülke Türkiye’nin  Cumhuriyet Bayramı.

Ve bu yazıyı yazarken Türkiye’deki törenlerin Van deprem nedeniyle iptal edilmiş olduğunu okudum.

Muhtemeldir ki bizde de yavru olarak iptal edilebilinir.

İptal edilmişse eğer alın bu yazıyı gelen seneye koyun…

Değişmez.

Çünkü hep aynı şeyler dönüyor burada, sadece isimler değişiyor.

Not: Doğan Harman’a üzüldüm…Nur içinde yatsın.

Günün Karikatürü:

1.20111029232252.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.