1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Alın teri esenlik içinde akıtılmalı…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Alın teri esenlik içinde akıtılmalı…

A+A-

   Bugün bir kez daha çelişkinin, tutarsızlığın ve adaletsizliğin bulaştığı bir ritüeli gerçekleştiriyoruz. 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı kutluyoruz!..

   Emeğin bayramı tabii ki kutlanacak. Ama bu kutlama ortamında ülkemizdeki emeğin acı gerçeklerini de görmezden gelme duyarsızlığını göstermeyelim…

   Hiç değişmez biçimde 2 Mayıs’ta yine bir gün önceki kutlamalar ve piknikler yapılırken, ağır iş koşulları altında boğaz tokluğuna ve güvencesiz çalışan insanlarımızın görüntüleri medyaya düşecek

    Birçok konuda olduğu gibi emekçilerin bayramını da evrensel niteliklerinden dışlayarak kendimize özgü bir festivale dönüştürdük. Yüklü maaş çeken, özlük haklarını milimine dek almış, parlak sosyal güvencelerin

zemininde gelecek kaygısı taşımayan, lüks arabalarında ve evlerinde konforlu yaşam süren müreffeh çalışanlar bayramı coşkuyla kutlarken; asgari ücrete ve hatta onun altında gelire talim eden, sosyal güvenceden, kadrodan ve güvenli gelecekten yoksun açlık sınırındaki gerçek emekçiler kendilerinin olması gereken bayramı da çaresizlikleriyle baş başa ağır iş koşulları altında geçiriyorlar. Ki o mutsuz işçilerin sayısı binlerle ifade edilmektedir. Bu dramdan sorumlu olanların çoğu da sendikacı, işveren ve politikacı kimliğiyle meydanlarda gövde gösterisindedirler bugün!.. Sendikacılarımız sözünü ettiğim bu acılı ve çilekeş, örgütsüz emekçilerin semtinden bile geçmezler. Onların ilgi ve eylem alanları, sendikalaşmanın çok kolay olduğu devletin iş alanlarıdır, devletin kurumlarıdır… 

   Oysa 200 yıl kadar önce 1 Mayıs’ı yaratanlar, tam da dikkatinizi çekmek istediğim türdeki sömürülen ve ezilen örgütsüz emekçi kitleleriydi… Tarih bunu böyle yazar…

        *        *        *

   1800’lerin sonunda bıçak kemiğe dayanmıştı. Günde 17-18 saat ağır koşullarda çalıştırılan Amerikan işçilerinin bu ağır çalışma koşullarına karşın hiçbir sosyal güvenceleri yoktu. Kaderleri kapitalist ve sömürücü patronların iki dudağı arasındaydı. İş saatlerinin ve koşullarının düzeltilmesi için en sonunda örgütlenerek mücadeleye soyundular. 

   1884'te Chicago'da Uluslararası İşçi Birliği ile Amerika İşçi Federasyonu 8 saatlik iş gününü kabul ettirebilmek için bir araya geldiler. İşverenlere isteklerini kabul etmeleri ve gerekli düzenlemeleri yapabilmeleri için iki yıllık süre tanıdılar. Sömürmeye ve emeği ucuza almaya alışan işverenler tabii ki bu isteği dikkate almayacaklardı... Bu vurdumduymazlık karşısında 1 Mayıs 1886'da Chicago'da Amerikan işçi sınıfı genel grev ilan eder… 80 bin işçi topluca yürüyüşe geçer... Ne ki devlet ezilenlerden yana değil, kapitalist ve zalim işverenlerden yana çıkar. Ulusal muhafızların toplumsal huzuru bozdukları gerekçesiyle emekçi kalabalığını yaylım ateşine tutması sonucu 6 işçi ölür ve çok sayıda işçi de yaralanır.

   Bu yetmez, toplu tutuklamalar yapılır. Yargılanan işçi liderleri Parsons, Spies, Engel ve Fisher işçi kesimlerinin tüm protesto ve itirazlarına karşın 11 Kasım 1887'de idam edilir. Amerika’da devletin de taraf olduğu bu emek düşmanlığı, tüm dünyada büyük yankılar yaratır. Paris'te 1889'da toplanan İkinci Enternasyonal her yıl 1 Mayıs'ın dünya işçilerinin birlik ve dayanışma içinde mücadele günü olarak kutlanmasını kararlaştırır. 1 Mayıs günü uluslararası işçi bayramı olarak ilk kez 1890 yılında Amerika, Macaristan, Belçika ve İsveç gibi ülkelerde kutlanmaya başlanır.

       *       *       *

   Ülkemizde hep edebiyatı yapılan sosyal güvenlik reformunun temel amacı "Kamu ve özel sektör arasındaki farkı ortadan kaldırmak" şeklinde sunulur.. İddia büyük!.. Ama gereğinin yerine getirilebilmesi ne mümkün!.. Kamu sektöründe popülizmden cesaret bulan laçkalıkları ortadan kaldırmadıkça özlenen anlamda reform yapılamaz. Hükümetler değişmekte, popülist anlayış ise yerinde durmaktadır. Bu gidişle kamu ile özel sektörde gelir, çalışma koşulları ve güvence eşitliği sağlanabilmesi ve özel sektör çalışanlarının sendikalaşabilmesi çok uzak bir hayaldir. İşsizlerin istihdam için ille de devlet kapısına yığılmaları, özel sektörde iş sahibi olanların bile ellerine geçirdikleri ilk fırsatta kapağı devlete atmaya çalışmaları hep bu yüzden değil mi?... Özel sektördekiler kamu sektörüne gıpta ile bakmakta hep berdevamdırlar.. Özel sektör çalışanlarını da kapsayacak çalışma hayatı reformunun mutlaka ödünsüz biçimde yaşama geçirilmesi gerekmektedir. Ki bu konuda zaten hükümetlerin verilmiş ama hiç tutulmamış nice sözleri vardır.

   Emeğin bayramını gönülden kutlar, tüm emekçilerin alın terlerini her zaman, her türlü kaygıdan arınmış olarak; esenlik ve güvenlik içinde akıtmalarını dilerim. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.