1. YAZARLAR

  2. Erçin Şahmaran

  3. "Amaç ETİ'nin garajları"
Erçin Şahmaran

Erçin Şahmaran

Star Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

"Amaç ETİ'nin garajları"

A+A-

Kıbrıs Türk Halkı kaybettiği değerleri sorgulamalı. Ve bunu anlamaya daha da geç olmadan başlamalı. Bu toplumun buna ihtiyacı var. Bu noktaya nasıl gelindi? Nerede hata yapıldı? Bunca zorluk ve acı belli bir zümrenin daha iyi yaşaması uğruna mı göğüslendi. Kendimizi bildik bileli Kıbrıs adasının coğrafik bölünmüşlüğü ve bu bölünmenin ortaya çıkardığı siyasi sorunla boğuşuyoruz.

Biz boğuşuyoruz ama “Zaman” telafisi olmayan tek kayıp. Ve bizim kaybettiğimiz zamanın da telafisi elbette yok. Kendi hayatımızdan çaldılar. Şimdi de çocuklarımızın hayatından, geleceğinden çalıyorlar. 1974 öncesi dağınık bir yaşam söz konusuydu. Ekonomik işlevler daha çok tarım ve ticaretti. Elbette bu faaliyetler küçük çapta sayılabilecek durumdaydı. 1975 sonrası, Rumlardan kalan sanayi ve turistik tesisler vardı. Yine 1975 yılında ekonomiyi yönlendirmek için KİT’ler kuruldu. Kıbrıs Türk Sanayi Holding İşletmeleri. Sanayi üretimi yapılıyordu. Kıbrıs Türk Meyve, Sebze işletmecilik Şirketi. Yani CYPRUVEX. Meyve, sebze ihracatı yapılıyordu. Ve Kıbrıs Türk Hava yolları. KKTC’nin milli hava yolu. Hava taşımacılığı yapılıyordu. Yerinde yeller esiyor. Yenisinin kurulacağı gündeme geldi. Aylar geçti. Bugün için ise söylenen “Böyle bir gündem maddemiz yok”.

ETİ, yani Endüstri Ticaret ve İşletmecilik Şirketi özelleştiriliyor. Önemli kitlerden biriydi. Toptan ticaret yapılıyordu. Personel sayısı 350-400’e kadar yükselmişti. Şimdi 20’si emekli olup da halen çalışanlarla beraber 63 personeli var. ETİ daha önceleri Renault markasının da bayisiydi. Ecza deposu, İngiltere ve Türkiye de şubeleri, gemileri birçok markanın bayiliği vardı. Şimdi maddi değer açısından Gönyeli’deki garajlardan başka pek bir şey yok. Bu kurumu kim alıp ne yapacak? “Her giden müdür bir bayiliğimizi aldı. Şimdi amaç Gönyeli’deki garajları birilerine vermek”  diyor bir çalışan.

ETİ’nin çalışanlara devredilmesi düşünülüyor. Ama çalışmayan bir kurumu çalışanlar niye alsın? Elbette kimse istemiyor. Çalışanların ETİ’yi almak için kişi başı 70 bin Sterlin para ödemesi gerek. Bu noktada düşünülmesi gereken iki nokta var. Öncelikle çalışanların durumu ne olacak? Üç yıl içinde devlete aktarılmaları söz konusu. Tabi ki isteğe bağlı. Böyle bir durumda yılları ve maaş baremleri nasıl ayarlanacak? Herhangi bir mağduriyet söz konusu olur mu? İkinci bir konu işlevini yitirmiş, piyasadaki etkinliğini önemli oranda kaybetmiş ve özelleştirme kararı alınan kuruma kim yatırım yapacak? Peki, adını saydığımız diğer kurumlarımız? Hangisi ayakta? Hiçbiri. Rum’dan kalanlarsa, sadece birkaç kişiyi zengin etmeye yaradı.

Başbakan Sayın İrsen Küçük dün gündeme dair açıklamalar yaptı. Bu noktada amaç kişileri tartışmak ve sırf muhalefetlik yapmak değildir. Amaç sorumlu konumda olanların yapması gerekenlerle, yaptıklarının karşılaştırmasıdır. Sayın Başbakan rakamların ülke ekonomisinin gerçek göstergesi olduğunu ve bir plan dâhilinde ekonominin geliştiğini, tespit edilen değerlerin gerçek değerler olduğunu bu değerlere inanmamanın planlamanın varlığını tartıştırır duruma getireceğinin altını çizdi. Sayın Başbakan bazı işadamlarının kendi günlük ya da aylık cirosuyla ekonomiyi ölçmeye çalıştığını bunun yanlış, ekonominin genel olduğunu ve tüm ülkeyi kapsadığını söyledi.

Elbette ekonomiyi ölçmenin yöntemlerini çok iyi bilmiyorum. Ama ülkedeki durumun birkaç iş adamının cirosuna endekslenmediğini farkındayım. Ve elbette ekonomi geneldir. Zaten anlatmak istediğimiz bu. Özelleştirmeleri de halkın isteği olarak aktarıyor Sayın Başbakan. Bütün kurumlar özelleştirilecek diye bir politika olur mu?  Ne kaldı ki elde? Bir elektrik, bir telefon. Özerklik mi? Durun bakalım. Her şeyden önce kurultay.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.