Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Amasya…

A+A-

Arkadaşım, “Yürü Amasya’ya gidiyoruz” demişti…

Amasya nere, İstanbul nere?

Alt tarafı 700 kilometreymiş, 8-9 saat sürüyormuş.

Gidip, geleceğiz dedi.

Bakkaldan çay, şeker alıp geleceğiz gibi söylemişti.

Gezi, gezidir, yeni yer görmek iyi bir şeydir dedim…

Karadeniz bölgesini, İstanbul kıyıları hariç hiç gezmemiştim.

O insanlar nedir, nasıl yaşarlar merak ediyorum…

Kalktık gittik.

Bolu’da durduk.

Kahvaltı yaptık, kahve içtik.

Ankara istikametinden Gerede’ye gelince yukarı saptık…

Rotamız Tosya, Osmancık, Suluova ve Samsun’a 80 kilometre kala sağa dönüp Amasya…

Atatürk, cumhuriyet mücadelesini o bölgeden başlatmıştı.

Samsun’a çıkmış, Amasya’da toplantı yapmıştı.

Gidenler Amasya’nın güzel olduğunu söylemişlerdi.

Ortasından koskoca bir nehir akıyormuş…

Yeşilırmak…

Şehir ikiye ayrılmış.

Yukarısı, aşağısı…

Osmancık ve Tosya’da pirinç, Çorum’da nohut, Amasya’da elma çıktığını duyuyorduk…

Açıkça Osmancık pirincinin adının oradaki Osmancık’tan geldiğini bilmiyordum.

Öğrendim.

O pirinç tarlaları sapsarıydı.

Ve bölge dört tarafı dağlarla çevrili, içinden nehir, dere, çayların aktığı uçsuz bucaksız bir ovaydı.

Bulutlar, ormanlar, yeşil örtüsü, kuraklık, çoraklık…

Ne ararsanız oradaydılar…

Köyler dağların her tarafında vardı.

Evleri görmeden minareleri görerek her tarafın köy olduğunu anlayabilirsiniz.

Buraları cumhuriyetin temelinin atıldığı bölgelerdir…

Ancak, Avrupa kenti Lüleburgaz ile tam tezat teşkil ediyordu.

Amasya’ya az kala bir tabelada, “Bu şehri görmediyseniz en güzelini görmediniz” yazıyordu.

Arkadaşıma,”En güzeline varmak üzereyiz” dedim.

Merak iyice artmıştı…

Şehzadeler şehri de denilen Amasya’da ne görecektik…

Teferruata gerek yok.

Şehre girdik.

Ortasında nehir, nehrin etrafında üç tarafı dağlarla sıkıştırılmış binalar yığını gördük.

Yerli halkın övünçle bahsettiği özellikleri kabaca şunlardı…

Kral mezarlıkları, kalesi, müzesi, mağaraları…

Ortasından akan nehri…

Bamyası…

Dağdan bilhassa gece bakılınca görebileceğiniz ışık panayırları…

Bir de elma olmalı diye sordum birilerine…

Yüzüme baktılar.

Ve biri anlattı…

“Misket Elması vardı bize ait. Ancak rantabl olmadığı için tükettiler. Şimdi buradan çıkan elma sıradan…”

Türkiye ve diğer ülkelerde gittiğim birçok şehirden, daha iyi gezmek, daha çok fotoğraf çekmek için bir daha gelmek lazım, diyerek, gözüm arkada ayrıldım…

Gezdiklerimin arasından ilk defa bir şehir için “tekrar gelmeye gerek yok” dedim…

Ayrılırken “Bu şehri görmediyseniz en güzelini görmediniz” tabelasına bir daha baktım.

Buralarda başka bir şehir olmalı, diye düşündüm.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.