Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ambeligu…

A+A-

Elye’den çıkarken dönüp arkaya baktım.

Köyün girişinde bembeyaz keçileri ile bir çoban vardı.

Çoban köyün tam dibindeydi.

Döndüm, keçileri göstererek, “Ne iş” dedim.

-Onlar cins dedi…

Daha önce hiç görmemiştim o kadar beyazını…

Süt verimleri çok iyiymiş.

-Mera var mı, dedim.

-Var, dedi.

Demek hala varmış…

Hala bitirememişler…

Otoyol gibi geniş yolun yanından geçerken çobanı düşündüm

Hele bitsin, dedim.

Amacım daha önce gitmediğim yerleri görmekti.

Arkadaşımla Ksero’ya doğru yöneldim.

Limnidi hem uzak, hem gitmiştim.

Ambeligu tabelasının tam altında durdum.

Geri döneyim, dedim.

Sonra tabelaya baktım.

Daha önce gitmemiştim oraya.

Yürüdük.

Tepelere doğru ilerledim.

Dağınık birkaç evden oluşan bir köy vardı, hemen girişte.

Pek beklediğim köy değildi burası.

-Dönsek mi?

-Yürü, dedi.

Yol dar ve kıvrımlıydı.

Dağlar yükseliyordu.

Dağlarda çok fazla ağaç yoktu.

Belli, ya savaşta yok olup gitmişlerdi, ya da bu bölge orman değildi.

Lefke biraz aşağıda kaldı.

İlerledik.

Sarı yeşil tonlar daha hâkimdi.

Birkaç kilometre gittikten sonra gerçek Ambeligu karşımızdaydı.

Artık aradığımız buydu dedim ve köy girişinde durdum.

Işık vadiye vuruyordu.

Vadide, yeni yapılmış birkaç evi aydınlatıyordu.

Önde sarı zemin, yanda dere, dere etrafında ağaçlar, ortada da camları aydınlık ev.

Ev, deyimimizle hanaydı…

Aradığım da, beklediğim de, buydu.

Hele bir de köy meydanında köyle ilgili ürünler bulursak…

Ve devam ettik.

Çok gitmedik.

Köyün meydanında geldik.

Meydana hâkim evin balkonunda iki kadın oturuyordu.

Ellerinde el işleri vardı.

Önlerinde kahveleri.

Sohbet ediyorlardı.

Bize baktılar, hoş geldin der gibi başlarını salladılar.

Kahveye benzeyen yapının önünde bir adam vardı.

-Kahve neresi dedim.

-Tam burası dedi.

Onlar işletiyormuş.

İçeriye baktım.

Masaları, iskemleleri, masa örtüleri ve diğer gap-gacağyıla tam köy kahvesi.

İçeriden, sonradan adını öğrendiğim Enver’in eşinin pişirdiklerinin kokusu geliyordu.

Gubez, paluze, hellimli, zeytinli…

Kısaca aklınıza gelecek Kıbrıs’a has ürünler masada duruyordu.

Oturduk.

-Sade, dedik.

Enver, “Benden” dedi.

-Hem kahveci, hem ısmarlayan olmaz, dedik.

-Olur, dedi.

Üstüne birer gubez, bir tabak da paluze ikram etti.

Elye’deki yolun ne amaçla yapıldığını dün yazmıştım.

O yola rağmen ayakta kalan Kıbrıs’ı Ambeligu’da buldum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.