1. YAZARLAR

  2. İsmail Bozkurt

  3. Anayasa Mahkemesi'nin emeklilerle ilgili kararına dua edilmelidir
İsmail Bozkurt

İsmail Bozkurt

Vatan Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Anayasa Mahkemesi'nin emeklilerle ilgili kararına dua edilmelidir

A+A-

"Yanlış hesap Bağdat'tan geri döndü" ve Anayasa Mahkemesi, emeklilerden vergi alınmasını KKTC Anayasası'na aykırı buldu. Hukukta 2+2'nin, her zaman 4 etmediğini, süreç içinde aynı hukuk metninin değişik anlamda, hatta bir birinden tümüyle ters biçimde yorumlanabileceğini biliyoruz.

Ancak emeklilerden vergi alınması konusunda yapılana onay veren bir Anayasa Mahkemesi kararı, çok ama çok tartışmalı olurdu. Başka bir anlatımla hukuk söz konusu olduğunda, verilenin dışında başka bir karar beklenemezdi.

HATALI VE TERS BİR BAŞLANGIÇ

Emeklilerden vergi almak, işin hukuki yönü bir yana, birçok yönden hatalı ve ters bir politikaydı. Bu hata ve ters politikaları şöylece sayabiliriz:

Yazılı ve açık taahhütlere karşın, böyle bir politika, etik açısından kabul edilmezdi. Zaten saygınlığı dibe vuran siyaset kurumunu, halkın gözünde bir kez daha sıfırla çarpmış oldu.

Ekonomik sıkıntıyı açmak için yükümlülük tüm kesimlere dengeli bir şekilde dağıtılacağına, çok hassas bir konu olan emeklilik maaşlarını vergilemek veya işe böyle bir vergilendirme ile başlamak çok yanlıştı; akıllıca, anlaşılır, mantıklı ve basiretli bir politika değildi.

Yapılana sorun çözmek denemezdi, tam tersi sorun yaratıldı. Türkiye ile ilişkiler, inanılmaz biçim ve boyutta sıkıntıya ve olumsuzluğa sokuldu.

Önlemler ekonomik değil, maliydi. Hedef, bütçe açığını kapatmaktı. Alınan mali önlemler ekonomiyi daralttı, durgunluğu daha da artırdı, tüketimin azalma eğilimini kamçıladı.

Çağdaş toplumlar ve demokrasiler "insan" odaklıdır. Her şey, ama her şey "insan unsuru"nu göz önünde bulundurur. Emekli maaşlarından vergi almamak, KKTC'nin nadir "insan odaklı," "insan unsuru"na önem veren, adı konmayan "sosyal" uygulamalarından birisiydi. Emekliye, muhtaç olmadan, ülke koşullarına göre (oldukça) insanca yaşama ve (Devlet'in yapmadığı/yapamadığı) sosyal transferlerde bulunma olanağı veren güzel bir uygulamaydı. Bu uygulamayı bir anda tersyüz etmenin anlamı ve mantığı yoktu.

TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİN GERİLMESİ

Türkiye'yi yönetenlerin bir kısmı ve Türk medyası, giderek daha belirgin biçimde Kıbrıs'a "borudan bakmakta," Kıbrıs'ın yalnız görmek istedikleri yerini/konusunu/sorununu görmektedirler. Ve maalesef Türk halkının kafasında, kendisine yansıtılan bu borudan görüntüye göre bir "Kıbrıs" ve "Kıbrıslı Türk" imajı biçimlenmektedir. (Tabii "beşinci kol" da bu işi iyi kullanmakta, karşılıklı olumsuz düşünceler beslendikçe beslenmektedir.)

"Türkiye/Türkiye'yi yönetenler böyle istiyor" diyerek tüm kötülüklerin sorumluluğunu Türkiye'ye/Türkiye'yi yönetenlere yüklemekle; iş iyi işlere, Türkiye'nin parası ile yapılan yatırımlara gelince her şeyi "kendine yontmakla;" daha açık bir anlatımla Türkiye'den sağlanan olanakları siyasal rant aracı yapıp popülizme dayalı politikalara anayasal kurallarımızı meze yapmakla "rüzgâr ekip fırtına biçileceğim" ve Türkiye'de biçimlenen "Kıbrıs" ve "Kıbrıslı Türk" imajını pekiştireceğini bilmemek, en azından tahmin etmemek de öngörüsüzlükten ve basiretsizlikten başka şey değildi.

Yıllardır Türkiye'nin dayattığı paketler konuşulup yazılır. Buna karşın, A'dan Z'ye her şeyin sorun olduğu bu ülkede, iktidar sahipleri Türk yetkililerinin karşısına, kişilikli duruşla ve "dört başı mamur" bir plan programla hiç çıkmadılar. Tersine "cevizcinin çuvalından dağıtmayı" yeğleyip "Anavatan versin biz dağıtalım" kolaycılığına kaçtılar. Sahibi çuvalın ağzını bağlayınca, yukarıda saydığım olumsuzlukların yanında Anayasa'yı da çiğneyerek emeklilerden vergi almaya kalkışmak kadar anlamsız, hatalı, vizyonsuz, öngörüsüz, basiretsiz bir politika olamazdı.

HUKUK VE KURUCU İRADE AÇIKÇA ÇİĞNENDİ

Bir "hukuk" devletinde, "hukukun üstünlüğü"nün geçerli olduğu bir devlette, "sosyal" olma iddiasında olan bir devlette, KKTC Anayasası gibi bir anayasa yürürlükteyken emeklilerden vergi almanın olanağı yoktu.

KKTC Anayasası'nı yapan ve benim gibi bazı hükümet mensuplarının da içinde bulunduğu kurucu iradenin konu hakkındaki iradesi açık ve netti. Bu irade, emeklilerden vergi alınmasına olanak vermiyor.

Anayasa Mahkemesi'nin benzer konulardaki kararları da, yukarıdaki iki saptama doğrultusunda, açık ne netti. Konunun Anayasa Mahkemesi'nden geri döneceği hemen hemen kesindi. Özel sohbetlerde, bunu bizzat hükümettekilerin de itiraf ettiğini kendi kulaklarımla duydum.

Bütün bunlara karşın, yasayı çıkarıp uygulamaya koymak, kimse kusura bakmasın ama hukuk devletine/hukukun üstünlüğüne/sosyal devlete karşı bir kalkışma idi. Dava açıldıktan sonra kullanılan söylem, en basit anlatımla yargıyı baskı altına alma eğilimini yansıtıyordu. Bu bakımdan favuldu. Bir maç sırasında buna benzer bir olayın karşılığı, kırmızı kart olurdu.

SON OLARAK

Dört dörtlük bir karar oldu Anayasa Mahkemesi kararı! İçinde benim de yer aldığım kurucu siyasal iradeyi aynen yansıttı.
Bunun tarihi bir karar olduğunu düşünüyorum.

Yalnız salt hukuk açısından değil, siyasal iradeye haddini bildirme açısından da; anayasayı, hakkı hukuku çiğnettirip Kıbrıs Türk Halkı'nı cezalandırma emelinde olanlara dur demesi açısından da tarihi bir olaydır Anayasa Mahkemesi'nin kararı!

Dava aşamasında bilimsel bir kamuoyu araştırması yapılsaydı, halkın böyle bir karar çıkartılmayacağı kanaatini yansıtırdı diye düşünüyorum. Anayasa Mahkemesi bu kararı ile, halkın yargıya güven duymasını, "Lefkoşa'da yargıçlar olduğunu" görmesini sağladı.

Hükümet, eğer konuyu sağduyu ve ciddiyetle irdelerse Anayasa Mahkemesi kararının onu başka ciddi hatalardan kurtarma yolu gösterdiğini görecektir. Sözün kısası, Anayasa Mahkemesi'nin emeklilerle ilgili kararına yatıp kalkıp dua edilmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.