1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Anlam Verilemeyen Bazı Olaylar…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Anlam Verilemeyen Bazı Olaylar…

A+A-

Ne kadar erken kalkıp güneşe kalmadan yürüyeceğim diye sözler verilse de, uygulamak zor olur, gecesi güzel, muhabbeti bol Kıbrıs’ta.

Yine öyle muhabbetli bir gece geçirdim dün akşam.

Geldiğim ilk günün gecesinde uzun yıllardır görmediğim bir büyüğümle karşılaşmış, evine gideceğime söz vermiştim.

Girne’yi hafif tepeden gören bir yerdeydi evi.

Deniz belki de oradaydı ama gece olduğu, denizde gemi olamadığı için pek fark edemiyorduk Akdeniz’i.

-Oradadır be Dolgun, ama karanlıktır diye görülmez.

Baflıydı o büyüğüm.

Bir Baflı bir Baflıyı bulunca nereden başlanırsa başlansın konu Baf’a dolayısıyla Baf’tan koparılışımıza gelir, dayanır.

Çünkü her Baflının Baf’ta yaşanmış kendi macerası, kendi görüşü vardır.

Bugün (dün) 1 Ağustos idi…

Sabah yürüyüşe çıktığımda gün çoktan doğmuş güneş “Hım çıktın ha!” der gibiydi.

Ne şapka almıştım ne de gözlük; nasılsa erken çıktım diye.

Meğer burada hala erken başlıyormuş hayat her şeye rağmen.

Çıkmadan önce; “Limana kadar gidip döneceğim” diye kararlıydım.

Daracık sokaklarından geçip limana doğru kıvrılırken yolda burnuma denizin özlediğim kokusu gelip dayanmıştı.

“İşte bu!” dedim içimden.

Gerek teknelerin kendilerine has kokusu gerek denizin durgunluğu tam da Baf’ın kokusuydu.

Hiç ayrılmak istemedim o andan.

Ancak alnıma biriken ter tanecikleri “bir an evvel gitmezsen…” diyordu fısıltıyla.

Kordondan geçtim şemsiyelerin gölgelerini kullanarak…

Bir dükkan sahibi masaların olduğu zemini yolları da ıslatacak şekilde hortumla yıkıyordu.

İçimden “Acaba söylesem mi?” diye geçirdim ve vazgeçtim.

Birkaç adım attım ki diğer dükkanın sahibi hortumu yine yerleri ıslatmak amaçlı çıkartıyordu.

İçim nasıl parçalandı tarifi imkansız bir duyguyla; anlatamam.

Oysa ki ellerimi yıkarken bile tenime dokunup lavaboya akan her damlacığın ardından ya su kaynaklarımız kurur dışarıya tam bağımlı olursak diye hüzünlenirim.

“Yeter akıtmayın” demek için yaklaştım müşteri sanarak ilgi gösterdi…

Ne onun keyfini bozabildim ne de tartışmaya girerek kalbimi zorladım.

Dome otele doğru birkaç balıkçı gördüm oltalarını en ileriye atma yarışı yaparken.

Ne oltalarında vardı balık ne de yanlarındaki kovalarda.

İyi ki tutamıyorlar diye sevindim çünkü hemen diplerinden tıpkı 1970-1990’lı yılların İstanbul’un açık lağımına döndürülmüş Haliç’ini anımsatan kokular yayılıyordu.

Borunun ağzını elalem görmesin rahatsız olmasın diye  kapamışlar ama hemen dibine ucu açık başka bir boru ile bağlamışlar.

Ki Girne’deki tuvaletlerin pislikleri, “Girnelilere armağan olsun! ” diye.

Baf’a götüren deniz kokusundan Haliç’e götüren lağım kokusuna ulaşmak sadece ve sadece beş dakika ve birkaç yüz metrelik mesafeydi.

-Benim de anlam veremediğim bazı şeyler var ama bir türlü çözmedim Dolgun’um…

Anlam veremediği Baf’taki bazı olaylardı…

Yarın daha detaylı anlatacağım…
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.