1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Antik çağdan beri var olan Değirmenlik…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Antik çağdan beri var olan Değirmenlik…

A+A-

Evim Lefkoşa Ortaköy’de açık arazidedir. Geceleri balkonuma oturduğumda Ercan Devlet Havaalanı’ndaki trafiği çok net gözlemleyebilirim. Her on dakikada bir Ercan’dan kalkan uçakların biteviye yanıp sönen ışıklarıyla tıpkı karanlıktaki ateş böcekleri gibi kuzeye doğru süzülmelerini keyifle izlerim. Aynı trafik yoğunluğunun gündüz saatlerinde de olduğu kesindir. Ama gündüz trafiğini balkonumdan izleyebilme durumum yok. Gündüzleri çok meşgulüm.
  
İşte bu yoğun hava trafiğini benden daha büyük bir keyifle izlediğine kuşku duymadığım bir kişi daha var. O da Osman Işısal… Kendisi, yerel yönetim sınırları içinde 16 köy bulunan Değirmenlik’in belediye başkanıdır. Aslen Matyatlı, 1976 göçünden sonra ise sürekli Değirmenlikli. Işısal, Ercan Devlet Havaalanı yerel yönetiminin sınırları içinde olmasından dolayı çok şanslı sayılır. Çünkü Ercan üzerinden yurt dışına çıkan her yolcudan kesilen 5 TL’lik harç, onun kasasına girer. Ercan’daki yolcu trafiği arttıkça, bu belediyemizin geliri de artar. Değirmenlik Belediyesi’nin Ercan’dan daha başka kazançları da var ama, en cazip olanı, işte bu yolcu çıkışı alınan harçtır.
 
O nedenden dolayı, özellikle Mesarya’nın öteki yoksul belediyeleri Değirmenlik Belediyesi’ne hep gıpta ederler. Dahası Ercan’ın getirisinden kendilerinin de pay alması gerektiğini açıkça seslendirirler. Bir ara, Kutlay Erk’in başkanlığı döneminde Lefkoşa Türk Belediyesi bile Ercan’ı yönetim sınırları içine almak adına atağa kalkmış, ama başarılı olamamıştı.
  
Osman Işısal, belediyesinin ekonomik durumunun çok iyi olduğunu belirtmekten çekinmiyor. Diğer belediyeler daha fazla devlet katkısı alabilme adına çırpınırlarken Işısal “Bana gölge etmesinler başka ihsan istemem” diyebiliyor. 18 milyon liralık bütçesinin dörtte birini Ercan darphanesinden sağlayan ve öz kaynak gelirlerinden de yakınmayan Işısal, belediyesinin mali durumundan memnun olan ender başkanlardan biri. Diğer belediyelerin kendilerine gıpta etmesine de anlam veremiyor. Ekonomik tedbirlerle, tasarrufla ve hesap kitapla her belediyenin öz kaynaklarını zenginleştirebileceği görüşünde. “Örneğin” diyor “Emlak zengini bölgelerimizden Çatalköy’ün durumu bizden çok daha iyi. Onların havaalanı mı var?” diye soruyor.
  
Tabii ki Değirmenlik’in eski refahı kalsaydı, belediyenin gelirleri ve yatırımları daha bir yüksek olabilecekti. Bugünün Değirmenlik’inde ciddi bir işsizlik ve üretim motivasyonsuzluğu kol geziyor. Bir zamanlar su kaynakları çok zengin olan Değirmenlik, halen musluktan içilebilir nitelikteki su ihtiyacını karşılayacak rezerve sahip olmasına karşın, yine de eski günlerinin görkemini özlemle anmakta. Bir zamanlar oralar pınarların beldesiydi. Mesarya’nın mesire yerleri Değirmenlik’in koynundaydı. Değirmenlik Başpınarı’nın gürül gürül suyunu sunduğu günleri anımsayan kuşaktanım. Şimdi ziyaret ettiğimde ise kuruyan Başpınar’ın hüzün verici manzarasıyla yüzleşiyorum. O pınarın bir zamanlar ne denli zengin ve coşkulu bir suyu yer yüzüne gürül gürül fışkırttığının kanıtı şimdi kupkuru duran su kanalları ve dehlizleri. Dehlizlerin içine girip başımızı hiç eğmeden ve rahatça hareket ederek dolaşıyoruz. Düşünün ki, içinde ufak bir arabanın yürüyebileceği bu dehlizler, bir zamanlar gürül gürül gelen o muhteşem suyla silme doluydu.
  
Başpınar’dan çıkan su, yakın geçmişe kadar su kemerleriyle Mağusa’ya kadar ulaştırılmaktaydı. Mesaryanın sulanmasını da sağlayan bu kemerlerin kalıntıları dikkat çekici.
  
Osman Işısal pınarlarının kuruma nedenini bölgede bilinçsizce ve sorumsuzca açılan kuyulara bağlıyor. “Değirmenlik’i kuşatan taş ocaklarının hiç mi etkisi olmadı su damarlarının tarumar edilmesinde?” şeklindeki soruma kesin yanıt veriyor: “Hayır olmadı.” Mesleği inşaat mühendisliği olan ve uzun yıllar Devlet Su İşleri Dairesi’nde çalışan Işısal şu görüşünü de açıklıyor: “Çoğu kişi bu taş ocaklarından tedirgin. Ama ülkenin temel inşaat malzemesi nereden karşılanacak? Denizden ve dere yataklarından çakıl ve kum almak yasa dışı.”

Değirmenlik yöresi antik dönemden beri var olan elverişli bir yerleşim alanı. Tarihi, milattan önce 12. yüzyıla uzanır. Kytrea olarak adlandırılan ilk yerleşim yeri köyün doğusundaki Aziz Dimitrigos kilisesi harabeleri yanındadır. Günümüzde kullanılan “Değirmenlik” adının ise Başpınar’dan akan kaynak suyu ile çalıştırılan çok sayıdaki değirmenden geldiğine inanılmaktadır. Bir zamanlar Mesarya’nın zeytinlerinden üretilen sağlık kaynağı yağlar ve tahılından üretilen unlar hep bu yörenin değirmenlerinden çıkmaktaydı. Dağ bayır dolaşırken pek çok değirmen yıkıntısına rastlıyoruz. Bazıları ise sapasağlam hâlâ ayakta. Bir de bölgedeki ve en gösterişli tepelerdeki kilise bolluğuna hayret ediyorum. Besbelli Ortodoks Rumlar bir zamanlar buralara yerleşim alanı olarak çok önem vermişlerdi. Kiliselerin bolluğu, bir zamanların nüfus yoğunluğunun da göstergesi. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.