1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Arabacıoğlu: Öğretmenin ders sayısı az
Arabacıoğlu: Öğretmenin ders sayısı az

Arabacıoğlu: Öğretmenin ders sayısı az

Mustafa Arabacıoğlu “istifa” kararını, sendikaların atılmak istenen her adımda masaya koyduğu “grev” tehdidine bağladı. Arabacıoğlu, eğitimde öğretmen sayısının yeterli olduğunu belirtti ve vurguladı

A+A-

AZ OLAN DERS SAYISI: Eğitim Bakanlığı’ndan istifa eden Mustafa Arabacıoğlu, öğrenci sayısı, sınıf sayısı ve ders sayısı hesaplandığında, mevcut öğretmen sayısının yeterli olduğunu belirtti. Arabacıoğlu, “Öğretmen sayısı az değil, az olan öğretmen başına düşen ders sayısı” dedi

YÖNETEN DEĞİL YÖNETİLEN: “Sistem öyle bir hale geldi ki, çocuklar eğitim amaçlı değil, eylem amaçlı kullanılıyor” diyen Mustafa Arabacıoğlu, esas tehlikenin bu olduğunun altını çizdi. Arabacıoğlu’na göre, sendikalar öğrencileri kullanarak hak kavgası yapıyor

SİSTEM BOZULDU: Lefkoşa’da öğretmen fazlası, Karpaz’da ise öğretmen azlığı olduğunu belirten Arabacıoğlu, “Merkez Lefkoşa’da görev yapan öğretmeni, Alayköy’e, Haspolat’a gönderemedim.16 kişilik iki sınıfı birleştirip 32 kişilik sınıf yaratamadım. Hep karşı çıkıldı. Oysa yasaya göre sınıf 35 kişilik olmalı. Sistem sadece öğretmeni koruyor, sendika, okul müdürleri hep öğretmeni düşünüyor” dedi

Baykan GÜRSES ÖZDAĞ

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan istifa eden Mustafa Arabacıoğlu, okullarda öğretmen eksikliği olduğuna yönelik eleştirileri reddederken, ortaya çok tartışılacak bir iddia attı, “Eksik olan öğretmen değil, öğretmenlerin verdiği ders sayısı. Öğretmenlerin ders yükünü normale çekmeye yönelik attığımız her adımda, sendika bizi grevle tehdit etti, öğrencilerin eğitim hakkını silah olarak kullandı” dedi.

Soru: Eğitimde sistem bozuk diyerek istifa ettiniz. Nedir bu sistemdeki yanlışlıklar? 

Arabacıoğlu: Bakanlık süresince yaşananları anlamaya çalıştım. Her eğitim süreci başlayacağında dönen bir plak var, burada hep aynı söylemler öne çıkıyor. Sendikacı arkadaşlar, her eğitim yılında “kadro ve müdür eksikliği var, bütçe yeterli değil, özel okullara kaynak ayrılıyor, özel eğitim teşvik ediliyor, külliyeye ayrılan kaynakla ilgili” söylemleri var. Bunların hepsi gerekçelerdir.
Sisteme baktığımda yapısal olarak kadro ihtiyacı vardır, ama yapısal bozukluk vardır. Derslikler oluşturulurken mevzuata göre oluşturulmadı. Yasamıza göre her 35 öğrenciye 1 öğretmen öngörülürken, bu kuralı biz genelge yayınlamamıza rağmen bu dikkate alınmadı.
Sistemde uygulamalardan kaynaklı bir sorun var, bir de var olan yapısal sorunlardan kaynaklanan sıkıntılar vardır. Bunları izah etmeye çalıştım. Her 35 kişiye 1 öğretmen öngörülüyor. Bu konuyla ilgili bütün okullarımıza genelge göndermemize rağmen bu genelgeye uyulmadı.
Buna uyan okullarımız oldu. Girne’deki 23 Nisan İlkokulu, Lefkoşa’da Şehit Ertuğrul İlkokulu, 9 Eylül İlkokulu uyan okullar oldu. Ama öyle okullar vardır ki, 12- 13 kişiyle derslik oluşturulan okullar var. Öğretmene sahip çıkılsın diye sınıf oluşturuluyor ve ona öğretmen atanıyor.
60 kişi ile 20’den 3 sınıf oluşturuluyor, 15 kişiden 4 sınıf oluşturuluyor. Bunu da sorgulamaya çalıştığımızda çeşitli gerekçeler öne sürülür. Nüfusun geleceğinden bahsederler, nüfusu bilmeyiz derler, işçi çocukları gelir gider gibi bir takım gerekçeler sunulur. Ve bu işi yokuşa sürüyorlar.
Örneğin Karpaz bölgesinde öğretmen açığı var deniliyor, biz de çalışma yaptık. Buradaki iki sınıfı birleştirdiğimiz zaman 31 sayısına ulaştı. 31 kişilik sınıfta ders yapılabilir. Bu konuda müdürü aradık aynı sınıfları (örneğin 3 A ve 3 B veya 4 A veya 4 B) birleştirecek olursanız 31 sayısına ulaşırsınız dedik. Sınıfları birleştirdiğim anda, derslikleri birleştirdiğiz anda 35’in altında bir sayıya ulaşır ve eğitimi aksatmamış olursunuz dedik.

Bunu müdür ile konuştum birkaç dakika sonra Okul Aile Birliği Başkanı beni aradı ve yapılana karşı çıktıklarını söyledi. Sistem bu!

Müdürü aradım ‘az önce sizinle konuştum okul aile birliğinin nerden haberi oldu’ diye sordum, ‘yanımdaydı’ yanıtını verdi.

Soru: Sistemden şikayet eden taraflar sistemin düzelmesi için iyi niyetli davranmadı mı?

Arabacıoğlu: Bize müdürlerin yardımcı olması gerekiyor. Her okulda bir müdürün olmasını isterim. Bir okulun müdürünün eksik olması kabul edilemez. Müdür muavini olmayabilir ama müdürün olması gerekir.

Her 200’e kadar öğrenci olan okulda en az 1 müdür muavini olması gerekir. 200’den fazla öğrenci olan bir okulda bir müdür ve bir de müdür muavini olmalı. Bu yasa gereğidir. Ama müdürler de bakanlığa yardımcı olmalıdır.

Derslik sayılarını oluştururken müdürlerin bizlere yardımcı olması lazımdı. Öğretmen açığının da buna göre belirlenmesi gerekiyordu. Ama bizde mantalite öğretmenine nasıl sahip çıkacağı yönünde… Özellikle merkezi yerlerde öğretmenler geldikten sonra buradan çıkmak istemiyor. Öğrenci azalsa dahi, müdür öğretmeni korumaya çalışıyor.

Arabahmet İlkokulu’nu, Şehit Tuncer ve Atatürk İlkokulu’na yönlendirmek istedik.

Burası eskiden araba garajı olarak kullanılıyordu, burası okula döndürüldü. Bir yangın çıksa üste ve alt katın tek çıkış kapısı vardır. Bu okulda toplam 100 öğrenci vardı. Sosyal aktiviteleri yoktu, 100 çocuktan basketbol veya voleybol takımı kuramazsın,  yeteneği olan çocukları öne çıkaramazsınız. Eğitim sağlıklı değildi, oradaki bilgisayar odasında eskiden mantar yetiştiriliyordu, oda küflü bir oda…
Bu okulu öğrenci ve derslik sayısında hiç artma olmadan aktarmak istedim.

İlk tepki sendikadan geldi. Orasını birilerine peşkeş çekeceğimizi iddia ettiler. Bunun ardından okul aile birlikleri ayaklandı, okulumuzu kapatmayız diyerek eylem yaptılar. Ve ben bu insanlardan özür diledim ve kendi çocuğum olsa bu okulda okutmazdım dedim.

Bunu yapmış olsaydık, en az o okuldan 12-13 öğretmen açığa çıkacaktı. İddia ile söylüyorum gidecekleri okuldan da 8-10 öğretmen açığa çıkar. Sadece bu düzenleme ile en az 20’ye yakın öğretmen açığa çıkar. Ama açığa çıkan bu öğretmenleri Lefkoşa dışına görevlendiremezsin.
Haspolat’ta veya Alayköy’de ihtiyaç varsa bu öğretmenleri gönderemezsin. Ama ben Karpaz’da öğretmen açığım var diye bağırıyoruz. Bir yanda benim öğretmen zenginliğim var merkezde…
Bu öğretmenin emeğine de yazık.

Soru: Bu konudaki tıkanıklık nereden kaynaklanıyor? Nerede tıkanma yaşanıyor?

Arabacıoğlu: Nakil Tüzüğü konusunda bir düzenleme yapıldı. Fakat nakillerin nasıl olacağı yasada bellidir. Biz ancak görevlendirme yapabiliriz. Bir öğretmen gönüllü olmazsa nakil kapsamına girmez. Lefkoşa’daki öğretmen de ben neden Alayköy’e gideyim der. Hatta Gönyeli’de yaşayıp Alayköy’e giden öğretmen dahi Gönyeli’ye gitmek ister. Zorluk görür çünkü… Sistem tıkandı.

Soru: Bu konuda çalışma yapmak için size hükümetten destek verilmedi mi? Burada merak edilen siz bakan olarak neden bu konunun üstüne gitmediniz?

Arabacıoğlu: Yasal düzenleme yapmamız gerekiyor. Görevlendirmelerle ilgili bir tüzük çalışması yapıldı, sendika tarafından mahkemeye götürüldü. Görevlendirmeler konusunda bakanlığın yetkisi yoktur dedi.

Öğretmenler yasasının 11. maddesine atıfta bulunarak nakil tüzüğünü yaptık ve görevlendirmeleri aldık. Görevlendirme yetkisi bakanlığın yoktur deniliyor. Mahkeme bu konuda daha karar vermedi. Burada bir yasal düzenleme yapmamız gerekiyor.

Ama bu yasal düzenleme yapıldığı zaman eylem olacaktır. Bunlarla ilgili kamuoyu oluşturmamız gerekmektedir.

Soru: Görev sürenizde neden yapmadınız?

Arabacıoğlu: Sistemi tam çözmeden bu konuların üzerine gitmek mümkün değil. Sistem öyle bir hale geldi ki, çocuklar eğitim amaçlı değil, eylem amaçlı kullanılıyor. Tehlike bu… Recep Tayyip Ortaokulu’nda 5 öğretmen var, burada öğretmen açığı var denir ve Lefkoşa’daki bir okulumdan öğretmenim var olmasına rağmen gönderemezsem bunun sıkıntısını ben içimde yaşarım.

Soru: Yani öğretmen açığı yok diyorsunuz ?

Arabacıoğlu: Gerçek anlamda yoktur. Belli alanlarda vardır. Ama düzenleme yaparsak öğretmen açığı olmayacak. Öğretmen açıklığının altındaki esas neden sistemdir.
Bunu kimse gündeme getirmiyor. Biz hep öğretmen açığı var diyoruz. Bana göre yoktur. Bugün Lefkoşa’da iddia ediyorum ki öğretmen fazlalığı vardır.

Soru: Sendikalarda bu konularda temas yapmadınız mı?

Arabacıoğlu: Konuştuk, defalarca konuştuk. Bir ortaokulumuzda 50 öğrenciyi 4 sınıfa bölmüşler. 5 kişilik sınıflar var. Mesela Fen bölümünde bir sınıfta 5 öğrenci var. Niyet olsa olur. Ama kavga etmeden yapmak lazım. Benim amacım da çatışma değildir. Benim amacım şu anda kamuoyunun bilmesini sağlamaktır.

Soru: Kamuoyundan mı çekindiniz, yoksa sendikalarla karşı karşıya gelmekten mi?

Arabacıoğlu: Benim sendikalarla karşı karşıya gelmek gibi bir endişem olmadı. Sendikalardan bir beklentim yok. Örneğin geçenlerde bir vakıf anaokulunda sınav yapıldı. Konu gündeme geldiğinde ilgili müdüre “sizin sınav yapma hakkınız yok” dedik. Bana “bakarız” dedi. Sistem bu noktaya getirdi. Arkasından da sendika gelip bana eylemden bahsetti. Yazı yazdık gönderdik, yazıyı almadı.
Faks gönderdik “hukuk dışı eylemde bulunuyorsunuz” dedim, faksı reddetti.  Sorun yaratan taraf ben değilim. Bu gibi olaylarla gerekli gereksiz eylem yapılır.
Konuşmaya başladığım anda sendikal eylemler başlardı.

“Hükümet destek verdi ama”

Soru: Bu konuda atacağınız adımlarda hükümet desteği bulmaktan mı çekindiniz?

Arabacıoğlu: Destek verildi. Ama bu bir süreçti. Bu süreç başladığı anda benim o makamda oturarak bu mücadeleyi vermem demek bakanlık ve okulları hedef almam demekti.

Soru: Yalnız kalmaktan mı korktunuz?

Arabacıoğlu: Yalnızlık değil. Her bakanlık ayrıdır, bunların sorumlulukları vardır. Ama günün sonunda esas sorumluluk Başbakan’dadır.
Bu konuda atılması gereken adımları attığım anda büyük bir tepki ile karşılaşacaktım. Ve manipülasyonla hastalığı gizlemeye çalışan kesimler olacaktı.

“Eşit işe eşit ücreti destekliyorum”

Soru: Öğretmenlerin ders saatleri konusunda da tartışma var

Arabacıoğlu: Eşit işe eşit ücreti desteklerim. Bunu düzeltelim dedim. Ama 2011 yılından sonra işe girenlerle öncesindekilerin özlük haklarını yatırmamız lazım dedim. Ortak bir yasa yapacağız dedim, yanaşmadılar.

2011’den önce giren ilkokul öğretmen, normal bir öğretmen haftada 45 derse girer. Meslekte 20 yılını dolduran bir öğretmen 23 derse girer. 25 yılını dolduran bir öğretmen ise 20 derse girer.
Sınıf öğretmenliği de olduğu için 2 saat da bu derslerde kesiliyor. Bunların dışında da kol faaliyetleri de var, bunlardan da 3 saat düşülür.

Ortaöğretimde bir öğretmen haftada 18-20 derse girmesi lazım. 20 yılı doldurmuşsa 15-18 saat derse girmesi lazım. Ortaokulda ve lisede sınıf öğretmenliği olmamasına rağmen 2 saat da bunlardan kesiliyor. Bir öğretmen 18 saat ders verirse bu sayı 12 saate düşer. Bu saatleri dolduran da var doldurmayan da…

Bu saatlerde okulda olan öğretmen de var, olmayan da… Sadece ders saatinde okula giden öğretmen de var. Bunları denetleyecek olan müdürlerdir. Raporları hazırlayacak olan müdürlerdir.
Biz bu konuları konuşmaya başladığımız anda sendikalar farklı yorum yapıyor. Orta eğitim sendikası öğretmenin sadece ders saatinde okula gitmesini savunuyor, ilköğretim sendikası ise öğretmenlerin okul saatinde okulda olmasını savunuyor.

Ama orta eğitim sendikası bunu savunmaz, çünkü kendini kurtarmadığı için buna karşı çıkar. Çünkü o gün 1 dersi varsa, neden gelsin ve bütün gün okulda kalsın der. Ders saatinde gelip kaçmayı savunuyorlar. Bunlar savunacak konular değildir.

Sistemin çökmüş halidir bu. Bütün öğretmenlere ortak haftalık bir ders saati koyalım dedim, 16 saat derse girecek dedim.

“Sistem kavgam vekil olarak sürecek”

Soru: İstifanız neyi değiştirecek? Sorunların çözümünü sağlayabilecek mi?

Arabacıoğlu: Milletvekili olarak bu konuda çalışma yapıp, kamuoyu yaratacağım. Her türlü görevi üstlenmeye hazırım.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.