1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Aramızdan bir Osmanlı sultanı geçti…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Aramızdan bir Osmanlı sultanı geçti…

A+A-

Bir televizyon fenomenine dönüşen ve Türkiye sınırları dışındakilerin de ilgi odağı olan “Muhteşem Yüzyıl”daki Osmanlı Hanedan mensupları, sultanlar birer kurmaca, birer canlandırma. Ama benimle güzel bir Girne gecesinde söyleşiye oturan vakur ve bir o kadar da mütevazı, güleç yüzlü ve bilge genç kadın, gerçek bir hanedan mensubu, gerçek bir sultan. O, Padişah İkinci Sultan Abdülhamit’in torunlarından Adile Namiosmanoğlu Tars. Eşi ekonomist çiftçi Ali Refik Tars’la birlikte ülkemizde geçirdiği kısacık sürenin bir bölümünü benimle söyleşiye ayırması, araştırmacı yazarlığım adına büyük bir onur ve şanstı.
  
Adile Hanımefendi’den önce karşılaştığım tek hanedan mensubu, yıllar önce Kıbrıs’tan geçen ve onuruna gazetecilerin de katıldığı bir resepsiyon düzenlenen İngiltere Prensesi Margareth’di. Ama Prenses Margareth’le söyleşebilmem tabii ki mümkün olmamıştı.
  
Adile Hanımefendi kim? Geçen yıl vefat eden ve büyük katılımlı cenazesi hala tüm canlılığıyla belleklerde olan,  Abdülhamit’in kızı Ayşe Sultanoğlu’nun oğlu Nami Osmanoğlu’nun kızı. Hanedan mensuplarının sürgün yaşamı dolayısıyla Tunus’ta doğan ve daha sonra yerleştikleri Fransa’da eğitim gören Adile Namiosmanoğlu, uzun yıllarını Türkiye dışında geçirdiğinden Türkçeyi kendine özgü, ama çok sempatik bir ağızla konuşuyor. Televizyondaki sohbetimizi görenler de teslim edeceklerdir ki, bu değişik Türkçesine karşın Adile Hanımefendi kendini çok güzel, zengin vurgulamalarla ve etkileyici biçimde ifade edebiliyor. Hanedan mensuplarına iade edilen özgürlükten sonra, 1975 yılından bu yana Türkiye’de yaşıyor Adile Hanımefendi.
  
Ünlü sergisi “Bu Gözler Kimin?”in kataloğunu adıma imzalamasını istediğimde “Osmanlıca mı yazacaksınız?” diye sordum. Verdiği yanıt modern Türkiye Cumhuriyeti’ne saygısının göstergesiydi: “Artık Osmanlıca, Osmanlı gibi tarihte kaldı. Bugünün Türkçesiyle yazacağım.” Ve merak edenler için mutlaka aktarmalıyım, sanatçı estetiğini yansıtan o yazım tarzıyla şu notu düştü: “Ahmet Tolgay Bey; hakikaten çok büyük zevk aldım sizinle tanışıp konuşmaktan. Bilginiz sohbetimizde harika bir sinerji yarattı. Bir daha görüşmek ümidiyle.”
  
Sanırım bir daha görüşmemiz ve o görüşmemi de okurlarımla paylaşmam mümkün olacaktır. Çünkü değerli sanatçımız ve sohbetteki arkadaşım Emin Çizenel, “Bu Gözler Kimin?” sergisinin bir Osmanlı atmosferi içinde, Kıbrıs’ta da açılabilmesi adına girişimlerini başlattı bile. Serginin sonbahara, muhtemelen Osmanlı yapıtı Büyük Han’da açılabileceğini umarım.
  
Türkiye’nin tanınmış bir ressamı olan Adile Namiosmanoğlu Tars’ın bu sergisi, 36 Osmanlı Padişahının yağlıboya tablosunu içeriyor. İstanbul’da, ismini açıklamayı sakıncalı bulduğum bir dostunun evinde korunan değerli koleksiyon, padişahların ilk kez aileden birisi tarafından resmedilmesi nedeniyle bir ilki teşkil ediyor. 36 padişahı tablolarında resmederken onların fiziki görüntüleri için hangi kaynaklardan yararlandığını sorduğumda “Minyatürlerden yararlandım. Her Sultan’ın pek çok minyatürü var, onları toplayıp kendime model yaptım” diyor.
  
Osmanlı padişahlarının Batılı tarzdaki resim sanatına duydukları ilgi, Rönesans ressamlarından Bellini’yi İstanbul’da ağırlayan Fatih Sultan Mehmet’e kadar gider. Birçok sultan Batılı ressamlara resmini yaptırmış, hatta Sultan 2’nci Mahmut devlet kurumlarına padişahın portresinin asılmasını emretmişti. Lefkoşa’da da adına bir kütüphane bulunan Sultan 2’nci Mahmut, sanatı ve kültürü gözeten yenilikçi bir padişah olarak Adile Namiosmanoğlu’nun büyük saygı duyduğu aile büyüğü. 
  
Osmanlı Hanedanı’nda her sultanın bir sanat sahibi olması gelenekti. Devletin modernleşmesiyle bestecilik, hattatlık gibi geleneksel sanatların yanında, ressamlığı seçen hanedan üyeleri de olmuştur. Adile Namiosmanoğlu Tars da, ressam hanedan üyeleri zincirinin son halkası.
  
Sanatçı Adile Sultan, Osmanlı padişahlarını konu alan eserlerinde gözler, daha doğrusu bakışlar üzerinde yoğunlaştı. Bizlerden gözlerimizi tuvaldeki gözlerle değiştirip, bir an için dünyaya padişahın gözlerinden bakmamızı, yani resim sanatı aracılığıyla onlarla empati kurmamızı istiyor.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.