1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Artık Nail Atalay da yok…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Artık Nail Atalay da yok…

A+A-

Nail Atalay’ın ombudsmanlığı bırakmasından sonra halefi bir türlü seçilemiyor ve ombudsmanlık makamının boş tutulması uzadıkça uzuyordu…Ombudsmanlık yasasının Derviş Eroğlu Hükümeti tarafından Meclis’ten geçirilmesinin geciktirilmesi, devletin üst kademelerinde ciddi bir krize yol açmıştı…  Zamanın Cumhurbaşkanı     Rauf Denktaş ile Eroğlu arasında su yüzüne çıkan  ilk  siyasal çatışma işte bu yüzdendi…

Denktaş, ombudsmanlık kurumunun devletleşme açısından taşıdığı önemi dilinden düşürmüyor ve bu konudaki kayıtsızlığından dolayı UBP Hükümeti’ne her gün  ver yansın ediyordu…En sonunda ombudsmanlık yasası Meclis’ten geçirilir… Sayıştay Başkanlığı’ndan emekli  Nail Atalay ilk ombudsman olarak seçilir…Ama  Denktaş’la UBP arasında başlayan kavga da büyüyerek sürer…
  
Atalay’dan sonra ombudsmanlık makamının boş tutulup önemsenmemesini ele aldığım bir yazımda “Bir zamanlar devlette kriz yaratan ombudsmanlık kurumu şimdi bomboş, atıl, hiç gereksizmiş gibi… Ama Denktaş dahil kimse bunu umursamıyor” mealinde yorum yapmıştım… O yorumumdan sonra Atalay ile aramızda var olan yakınlık daha bir yoğunlaşmıştı. Yazımdan çok etkilenmiş ve beni sık sık arar olmuştu.      
  
60’lı yaşlarının sonunda, çok ciddi rahatsızlıklarla boğuşmak zorunda kaldı. “Birleşmiş Milletlerde On Buçuk Yıl” adlı kitabının ikinci cildini yazmak en büyük ukdesiydi. Gittikçe ilerleyen norolojik hastalığı ona bu şansı tanımadı. Oysa bunu başarabilseydi, önemli ve duyarlı görevlerini Birleşmiş Milletler’deki misyonundan sonra da sürdüren bu değerli insanımızdan yakın geçmişe dair çok şeyler öğrenebilecektik.
  
Hastalanınca çevresindekiler azalmaya başlamıştı. Onunla bir araya geldiğimizde, yaşamı boyunca son derece sosyal olmuş bu ağabeyimiz, insanların vefasızlığından yakınırdı. Giderek konuşması çok az anlaşılır olmuştu. Ama vücut diliyle çok şeyler anlatıyordu.
  
Hastalığı ilerlerken, birisi evinde, diğeri bir restoranda iki uzun yemekte birlikte olmuştuk. O yemekler, henüz konuşmasının anlaşılır olduğu günlerdeydi. İki yıl kadar önce Nail Bey’in evindeki ilk yemekte, değerli eşi Mürüvvet Hanımefendi’nin donattığı masada, beni bilgilenme ve bilinçlenme açısından zenginleştiren bir sohbet ortamı gerçekleşmişti. Yemeğe, o günlerde kendisiyle ses getiren bir röportaj yapmış olan Dr. Filiz Besim de katılmıştı. Bir restoranda gerçekleşen ikinci yemek daha bir sosyaldi. Orada benden başka Dr. Filiz Besim, İsmail Bozkurt, Akay Cemal ve Hasan Kahvecioğlu vardı. Yemek restoranın üst katındaydı. Onu o kata çıkarıp indirebilmek için yaşanan zorlukları, şimdi üzüntüyle anımsıyorum. İlerleyen hastalığı benzeri yeni yemeklere olanak vermedi. 
  
Evindeki yemeğe, bir gazetede vefasızlıktan yakınan sözlerini okuduktan sonra gitmiştim...“Bu toplum size gerçekten vefa borçludur Nail Bey” demiştim ona. “Ama bazıları vefasızlık ediyor diye üzülmeyiniz. Nice güzel değerini yitiren toplumumuzda vefasızlık da kurumsallaşmıştır. Vefasızlar da, gün gele vefasızlığın acısını çekerler.”
  
Burada, eşi; emekli Türkçe öğretmeni Mürüvvet Hanım şunları söylemişti:
  
“Çilesi bol olsa da, yurt içinde ve yurt dışında çok güzel günlerimiz oldu. Ülkemize, ve halkımıza doyasıya hizmet verdik. Bunun huzuru bize yeter.”
  
O an, toplumumuzun gün görmüş asil insanlarının, çok zor koşullardaki geçmiş hizmetlerinden ne büyük bir iç huzuru duyduklarını ve emeklerini toplumlarına nasıl cömertçe helal ettiklerini bir kez daha duyumsadım.
 
Nail Atalay’ın anılarının ikinci cildi için büyük bir heves duymakta olduğunu o gün, o yemekte anlamıştım…“Birleşmiş Milletler’de On Buçuk Yıl” adlı kitabına yazdıkları yakın tarihimizin karanlık dehlizlerine projektör tuttu… Nice bilinmeyeni gün ışığına çıkardı… “Ama daha anlatılacak çok şey var” diyordu Nail Bey. “Peki niye anlatmıyorsun?” diye sorduğumda “Gelenektir ve etik kuraldır. Siyasetin gizli olaylarının açıklanabilmesi için aradan belli bir zaman diliminin geçmesi gerekir” yanıtını veriyordu...Ne yazık ki, öngördüğü  zaman dilimi tamamlanmadan, o bu fani dünyadaki serüvenini tamamladı.
  
Yakın tarihimize dair çok önemli bilinmeyenleri Nail Atalay’ın kaleminden ya da ağzından öğrenebilmek için,  Tanrı’nın onu sağlığına kavuşturmasını dilemiştim. Dileğim yerine gelmedi… Işıklar içinde yatmasını dilerim.    

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.