1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Aşk, emek ve özveridir…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Aşk, emek ve özveridir…

A+A-

Geçen ağustos ayında Girne’deki bir düğüne davetliydim. Bir tanıdığımın kızı evleniyordu. Annemin vefatı nedeniyle gidemedim. Geçenlerde düğün davetini yapan arkadaşımla karşılaştım. Geç de olsa mazeretimi belirtip özür dilemeye çalışırken elini havada savurarak “boş ver, zaten boşandılar” dedi arkadaşım. Bir aşk evliliği ve aradan altı ay bile geçmeden boşanma!.. Son yıllarda sıkça rastlamakta olduğumuz bir durum. Evliliklerin yarısı boşanmayla sonuçlanıyor.
   Oysa bugün kutlanan Sevgililer Günü’nde evlilik, aşkı ebedileştiren olgu olarak sunulur. Milat’tan sonra ilk yüzyıllardan beri her yıl şubat ayının on dördünde kutlanan Sevgililer Günü'nün başlangıcı ile ilgili o günden günümüze kadar gelmiş çeşitli efsane ve öyküler var. Bu özel günün kutlanma nedeni, Hıristiyanlığı seçtiği, bu inancından vazgeçmediği ve üstüne üstlük Roma İmparatoru’nun buyruğunu çiğneyip genç aşıkları evlendirdiği için öldürülen asi Romalı Aziz Valentine’dir. İmparator Claudius’un sorunu, eşlerinden ayrılmak istemeyen erkekler yüzünden, ordusuna savaşacak asker bulamamasıydı. O nedenle evlenmeyi şiddetle yasaklamış, genç çiftleri evlendirecek olan papazların da idam edileceğini duyurmuştu. 
   Zalim imparatorun buyruklarına uymadığından, 14 Şubat 270’de idam edilen Valentine'nin ölüm günü, o günden sonra Sevgililer Günü olarak kutlanmaya başlanmış. Aziz Valentine, İmparator Claudius’un hükümdarlığı ile aynı dönemde bir tapınakta papaz olarak hizmet verirdi. Claudius’un Valentine'i tutuklatıp öldürtmesinden 226 yıl sonra, 496'da, Papa Gelasius, Aziz Valentine'i onurlandırmak adına, Şubat 14'ü Aziz Valentine Günü olarak belirledi. Yıllar geçtikçe yavaş yavaş Şubat 14 sevgililerin ve aşıkların birbirlerine aşk mesajları yolladığı bir gün haline geldi. Bununla paralel olarak, Aziz Valentine de, bütün sevenlerin koruyucu azizi haline gelip böyle anılmaya başlandı. 
   Sevgililer Günü, 1800’lü yıllardan sonra, Amerika'da Esther Howland'ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana günümüzde daha çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay haline geldi. Bunun doğal sonucu olarak, olayın ticari yönü çok gelişti. Neredeyse herkes her yıl 14 Şubat'ta sevgililerine veya eşlerine, bu günün ruhu ile bütünleşen, karşı tarafa sevgilerini anlatan hediyeler veriyor. Bu hediyelerin başında ise sade ama bir o kadar anlamlı çiçekler geliyor. Sevginizi alacağınız çikolata ya da yollayacağınız bir kart ile de anlatmanız mümkün. Sözün özü, bu özel günde, yanınızda gerçekten sevdiğiniz birisinin olması ve sevginizin karşılığının olduğunu bilmek, herhalde hepsinden çok, ama çok daha önemli.
   Yüzyıllardan bu yana aşkın teminatı ve yaşatıcısı olarak algılanan evlilik kurumu günümüzde neden sarsıntı geçirmektedir? Bunca boşanmanın kökenindeki etkenler nelerdir? En önemli etken, gençlerin aşkı çoğunlukla bir fantezi olarak algılamaları ve aşkın gerektirdiği özverileri göze alamamalarıdır. Aşk emek ve özveri ister. Aşk emekle örülerek büyültülür. 
   Bunu vurgulayan nice örnek ve öykü vardır. Kırgız yazar Cengiz Aymatov, 1970 yılında yayımladığı “Selvi Boylum, Al Yazmalım” adlı romanında, aşkın özveri ve emek olduğunu, çok sade ama etkileyici bir dille, sıradan kahramanlarıyla anlatır. Kırgızistan bozkırındaki yoksul Asya ile İlyas, görünüşte birbirlerini çılgınca sevmektedirler. Evlenirler... Bir de çocukları olur. Ama kamyon şoförü İlyas, mesleği gereği yerinde duramayan biri...    Yolculuklarından birinde rastladığı güzel bir kadına tutulur. Onunla yaşamaya başlar. Asya’yı ve çocuğunu ihmal eder. Ortada kalan Asya, çocuğuyla birlikte büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Kapısını açlık bile çalar. Evinin kirasını veremez, yollara düşer. Tam o sıkıntılı günlerinde karşısına Cemşit adlı duygulu ve özverili adam çıkar. Çocuğuyla birlikte Cemşit’in evine sığınır Asya… Onun koruyucu kanatları altına girer. Birkaç yıl sonra gönül macerasını bitiren İlyas çıkagelir.
   Öykünün en dramatik ve ders verici bölümü işte bu finaldedir... Asya, bir zamanlar çılgınca sevdiği İlyas’la şimdi onu ve çocuğunu emeği ve özverisiyle koruyan Cemşit’in arasında kalmıştır. Zor da olsa, kararını vermekte gecikmez. “Aşk emektir, özveridir” diyerek çocuğuyla birlikte tercihini Cemşit’ten yana kullanır. Aymatov’un romanı, 1976’da Atıf Yılmaz tarafından sinemaya uyarlandı. Asya’yı Türkân Şoray’ın, İlyas’ı Kadir İnanır’ın ve Cemşit’i Ahmet Mekin’in canlandırdığı film, Türk sinemasının başyapıtlarından biri. Televizyon dizisini ise hiç saymıyorum. Romanının alabildiğine sulandırıldığı, uydurma öykülerin ve karakterlerin katıldığı çakma bir diziydi bu.
   Aşkın yaşayabilmesi ve aşkı ebedileştiren kurum olarak görülen evliliklerin yıkılmaması için, karşılıklı sevgi, emek, saygı ve özveri, çiftler tarafından iliklere dek duyumsanmalı. Aşkı besleyen bu saydığım erdemler ve güzelliklerdir.. Aşkı, iki yürek arasında gerçekleşen o müthiş enerji alışverişine döndüren de yine bu erdemler ve güzelliklerdir. Aşka dair muhteşem sonuçlar, bunların bilinmesinden ve uygulanmasından doğar. Aşkın yaşatılmasını başka yollarda arayanları bekleyen, her zaman düş kırıklığıdır.  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.