1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Ateşten gömlek içinde bir yıl…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ateşten gömlek içinde bir yıl…

A+A-

Bunun ilk denemesini hangi yetkili yapmıştı unuttum ama, “kahvaltılı basın toplantısı” geleneği artık iyice yerleşti. Hükümetinin ateşten gömleği giymesinin birinci yıldönümü dolayısıyla Başbakan İrsen Küçük’ün dün düzenlediği basın toplantısı da kahvaltılıydı. Hiç kuşkusuz önemli basın toplantıları için kahvaltı ritüeli yemeklerden daha uygun...

“Neden?” derseniz, yemeklerde işe alkol da karışır ve çoğu zaman ortaya beklenmedik durumlar çıkabilir.
Gelgelelim artık zaman değişiyor ve kahve, çay, meyve suyu gibi masum ikramların yapıldığı kahvaltılı toplantılarda da o beklenmedik durumlar aniden zuhur edebiliyor. Tıpkı dün tanık olduğumuz manzara gibi!.. Kahvaltılı basın toplantısı davetsiz konuklar sendikacıların baskınına uğramasın mı?.. Herkesin şaşkın bakışları altında sessiz sedasız salona girdiler ve yapacaklarını yaptılar. Sendikacılar özellikle halka ait kurumların elden çıkarılmakta olmasına kameralar önünde verip veriştirdiler… Ve bu gelişme bir “son dakika” haberi olarak görüntülü ve sesli medyamıza başbakanın basın toplantısında söylediklerinden çok daha önce yansıdı. Ev sahibi başbakan onları da kahvaltıya davet etti ama sendikacılar birkaç kez gayet imalı “Buyurun afiyetle yiyin” diyerek salondan ayrıldılar. Hadi gelin de afiyetle yiyin bakalım!.. 

Oradaki gazetecilerin bir bölümü olayı “etkili bir eylem” biçimi olarak tanımlarken, bir bölümü de “etiketsizlik” değerlendirmesinde bulundu. Bana kalırsa bu sürpriz eylemden alınması gereken mesaj şu: “Dikkat; sendikacılar her yerde çıkabilir…” Tıpkı bir zamanların adı “Şahan çıkabilir” olan o ünlü  televizyon parodileri gibi!..

Başbakanın ve tüm bakanların olay karşısındaki soğukkanlı duruşu onların artık eylemlere alışmış ve eylemcileri kanıksamış olduklarının göstergesiydi...
    *      *      *

Basın toplantısı “Ya başaracağız, ya başaracağız” (Tansu Çiller’in kulakları çınlasın), “Her alanda değişim, istikrarlı gelişim”, “Sıkıntılarını aşan, kendi ile yarışan bir ülke için” ve “kendi kendine yeten, dertleri biten bir ülke için” gibi kırmızı zemin üstüne yazılı sloganlar önünde başladı. O sloganların altını doldurma adına Başbakan İrsen Küçük’ün hiç duraksamadan okuduğu 48 sayfalık kitapçığın kapağının da kırmızı olduğunu görmek bende İrsen Bey’in favori renginin artık kırmızı olduğu düşüncesini oluşturdu. İktidar partimiz UBP’nin geleneksel rengi turuncu değil mi?..

Büyük rakamlarıyla dikkati çeken bir diğer slogan da “2014”dü ki, keşke o “hedef” sözcüğü, ikinci rakam sıfırın ortasına yazılmasaydı. Bu görüntüye bakan muzip kişiler 2014’teki hedefin “sıfır” olduğu esprisini yapmaz mı?..Karikatür gibi bir şey!..

Oysa bu rakamlı sloganla anlatılmak istenen hükümet hedeflerinin 2014’te sonuçlanacağıdır. Bir yılın içinde oluşan bunca karmaşaya ve sıkıntıya bakılmasın yani. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na gönderilen Derviş Eroğlu’dan devralınan hükümetin icraatı 4 yıllıktır ve beklentiler de buna göre ayarlanmalı. Yani hükümetimiz hattı değil, sathı kurtarmaya programlanmış!..

4 yıla göre ayarlanan hesapların tutması hepimizin en içten temennisi. Çünkü halihazırdaki durumlarımız hiç de iç açıcı değil... Ama gerek sayın başbakan, gerekse sayın bakanlar o kadar rahattılar ki, “durumlarımız fena halde kötü olsa da yöneticilerimizin elbette ki bir bildikleri vardır, Tanrı onları başımızdan esik etmesin” düşüncesine sığındım ben şahsen!..
    *      *      *

Sayın bakanlardan söz açılınca, dünkü kabine kadrosundaki tek eksiğin çevre, turizm ve kültürden sorumlu Ünal Üstel’in olduğunu gözlemledik. Kabinenin en çok seyahat eden bakanı olan ve göreve geldiği günden bu yana leyleği havada gören Üstel, şimdi de İran’da imiş... Hayrola; İran’dan turist mi getireceğiz?.. İran’ın turizm geleneği yok ki böyle bir beklenti içine girelim!.. Bir gazeteci dost da, aldı eline mikrofonu ve sorumlu bakan seyahatlerde zaman geçirirken çevre sorunlarının ülkede gemi azıya aldığından yana yakıla dem vurdu.

Ülkenin çevre ve kültür politikası bitip tükenmeyen seyahatlerle mi yönetilecek?.. Yerel kültürümüzü tanıtan eserler yerine stantlarda hellim, peksimet, ceviz macunu, Baf sakızı dağıttırmayı yeğleyen Ünal Üstel’in İran’dan ne gibi verilerle döneceğini ben şahsen çok merak ediyorum.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.