1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Atun: “CTP bunun hesabını veremez”
Atun: “CTP bunun hesabını veremez”

Atun: “CTP bunun hesabını veremez”

Atun, CTP döneminde Sayıştaydan onaylanan AKSA sözleşmesinin kendi hükümetleri döneminde ‘gereksiz’ raporuyla reddedildiğini söyledi.

A+A-

Nupelda Karabuğday

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Sunat Atun, bugün elektriğin pahalı olmasının ve bir kurumun batırılma noktasına getirilmesinin asıl sebebinin CTP hükümetinin izlemiş olduğu yol olduğunu savundu. Elektrik konusunda devletin yatırım yapmak yerine, özel sektöre alım garantisi vererek yatırım yapmasını sağlaması durumunda kurumun batma noktasına gelmeyeceğini söyleyen Atun, 2012 yılında hükümete geldiklerinde AKSA Elektrik Santrali ile ilgili CTP hükümetinin yapmış olduğu kuruma iki makine garantisinin verildiği ‘Kalecik 2’ sözleşmesi ile karşılaştıklarını anımsatarak, “Hükümet ettiğimiz dönemde ülkede elektrik açığı vardı ve devletin yatırım imkanı yoktu. Bu yüzden biz de aynı sözleşmeyi Sayıştaylığa sunduk ancak maalesef enerji alım garantisinin çözüm olmayacağı, kurumun gereksiz atık maliyeti oluşacağı raporuyla reddedildik. O zaman ben sorarım; 2012 yılında Sayıştay, AKSA ile böyle bir anlaşmanın Elektrik Kurumu’na zarar vereceğini öngörebiliyor da, 2009 yılında CTP bu anlaşmayı yaparken o günün Sayıştay Başkanı, bugünün Elektrik Kurumu Başkanı İsmet Akim nasıl göremiyor? Tamamıyla bir göz yumma vardır bu durumda. CTP hükümetinin halka veremeyeceği en büyük hesap buradadır” şeklinde konuştu. Programda, UBP’nin hatalarının olduğunu da kaydeden Atun, “Özeleştiriyi de yapabilmek lazım ancak UBP, üreten, icraatlar yapan, yol haritasına sahip, ekonomik programı olan bir hükümetti ve bu programa samimiyetle sahip çıkıyordu. Şimdiki hükümetin icraatı yok, yol haritası yok, rotası yok” dedi. 

“PROGRAMLARINA SAMİMİYETLE SAHİP ÇIKAN HÜKÜMETTİK” 

ADA TV’de Erçin Şahmaran’ın sorularını yanıtlayan UBP Milletvekili Sunat Atun’un açıklamalarından öne çıkan çarpıcı detaylar şu şekilde; “Bir yıllık süreci değerlendirdiğimizde dağlar kadar fark var. UBP olarak doğrularımız da yanlışlarımız da vardı. Bunlardan ders çıkarılması gerektiğini vurguladık. Özeleştiriyi de yapabilmek lazım. UBP, üreten bir hükümetti. İcraatlar yapan bir hükümetti ve yol haritasına sahipti. Ekonomik programı olan bir hükümetti ve bu programa samimiyetle sahip çıkıyordu. Şimdiki hükümetin icraatı yok, yol haritası yok, rotası yok, elinde ekonomik plan program proje yok. Sadece elinde olanlar skandallarla anılan, her gün yeni bir kaosla uyandığımız bir dönem var. Ne yapacağını hiçbir şekilde bilemeyen hükümet vardır. Hükümetin başbakanı olduğunun farkında olmayan bir başbakanı vardır. Koalisyon ortakları arasında uyumsuzluk vardır. Bürokratlar arasında da durum aynı şekilde. Çevre bakanlığının müsteşarı da bu şekilde istifa etmişti. Bu konuda bakanın söyledikleri de oldukça sığ yanıtlardı. 

“ORGAN NAKLİ KONUSU” 

Sağlık Bakanlığı’nın Yakın Doğu’nun organ nakli ehliyetini iptal etmesi büyük skandaldır. Kendisinin bakan olduğunun farkında değil herhalde ki, yetkisini kendisinin verdiği hastaneyi İnterpol’e veriyor. O zaman sen necisin? Sağlık bakanlığı yasası hem yetki verme hem de denetimi zaten bakanlığa vermiştir. Şüpheli bir durum varsa sen yaparsın. Buna imkan sağlanacak donanımlı personel zaten bakanlıkta var. İnterpol’ün çağırılması kadar büyük bir gaf olabilir mi? Bu KKTC’nin en büyük gaflarından biridir. İşin arkasında belli ki Bakan’a YDÜ Hastanesi’nin ehliyetini, organ nakli yetkisini iptal etmesi için baskı yapan birileri var. Belki bunu bir sektör olarak görüp sektöre girmek üzere olan kendilerine siyaseten yakın özel hastaneler de olabilir. Bunun iç yüzü yakında ortaya çıkar. 

“GÜNAYDIN” 

Turizmciler feryat ediyor, teşvikler ödenmedi diye. Bu teşviklerin ödemelerini yapamazsak önümüzdeki yıl ülkeye turist gelmeyebilir. Bundan daha kötü bir beklenti bana göre olamaz. Bu büyük bir tehlikedir. Su konusu var, CTP’nin de DP’nin de yapılamaz diyerek muhalefetteyken karaladıkları projeydi şimdi bakıyorum Çevre Bakan’ı anlatıyor. Tek yaptığı basına verdiği pozlarla “asrın projesidir” diyor. Günaydın diyorum ben de ona. Bu projeyi hazırlayan kim? 2009 yılında göreve gelirken bunu 4 ana projeden biridir diyen UBP hükümetidir. Bütün bunlara sahip çıkmışlardır ve üzerine ciddiyetle eğilerek sonuçlandırmış bir hükümetiz biz. O zaman bu uygulanamaz diyordu bugünün hükümeti, koltuğa oturunca sahiplenmeye başladılar. 

“30 YILLIK SİYASETTEN İLERİ GİDEMEDİLER” 

CTP-DP hükümetini eleştiriyorum. Elbette icraatlarda yanlışlık varsa eleştirilir ve doğru söylenir. Su dağıtımındaki durumda zaafiyeti tanımladık tespiti yaptık ve öneri getirdik. Bakıyorum bizim eleştirilerimiz arttıkça özellikle CTP kanadı eleştirenleri karalıyorlar. İnternette yine fotomontaj fotoğraflarım yayınlanıyor, CTP bu saplantıdan maalesef hala kurtulamamıştır. Tek yaptıkları şey eleştirenin şahsını karalamak, eleştirene çamur atmak. Bu da sahip oldukları 30 yıllık siyasetin ileriye gidemediğini, bağnaz düşüncenin yeni siyasete bırakamadıklarını gösteriyor. Şuandaki hükümet yönetimindeki başarısızlıklarının nedenini de bu ortaya koyuyor.

“SAYAÇ İHALESİ SKANDALI” 

Sayaç ihalesinde çok büyük bir skandal var. Bazı köşe yazarı arkadaşlar da bu açıklamalara maalesef alet olmuş. Demişler ki UBP döneminde benim Enerji Bakanı olduğum, Ersin Bey’in Maliye Bakanı olduğu dönem Merkezi İhale Komisyonu aracılığı ile çıkılmış 130 küsur liralara sayaçlar alınmış. Merkezi İhale Komisyonu Başkanlığı’nın açtırdığı ihaleye ilişkin karar tutanağı da var. Bizim dönemimizde bir tek sayaç ihalesi yapılmış ve 19 Aralık 2012 tarihinde alınmış tek farz elektronik sayaç ihalesidir ve alan firma da 37 Euro’ya kuruma satmıştır. Merkezi İhale Komisyonu’nun tutanağı da ortada. Bu tutanak da , temizicraatların karalamalarla örtülemeyeceğinin kanıtıdır. Şuandaki hükümet döneminde kaça alınmıştır? 97 Euro’ya mal edildi ve 960 bin Euro kar elde edildi deniliyor. O zaman UBP döneminde sayaç başına ödenen para nerde bu hükümette ödenen fark nerde? Aradaki fark 60 Euro’dur o zaman sorarım 60 Euro nerede? Temiz insanları karalayarak bu noktaya gelirler, o zaman da resmi belgelere toslayıp geri düşerler. 

“HALKA BÜYÜK SAYGISIZLIK” 

2014 yılındayız BRT bütçesi onaylanmış değil, TAK bütçesi onaylanmış değil, YYK geçirilmiş değil, Toprak Ürünleri Kurumu geçirilmiş değil. Benim 4 yıllık bakanlık tecrübem oldu, benim bildiğim bir sonraki yılın hazırlıkları Eylül ayı gibi bakanlıkta tamamlanır, Ekim ayı başında da Hazine Dairesi ile başlanılır. Daha 2014’ün bütçesi bile geçmiş değil. Bu halka karşı büyük saygısızlık. Bu kaostan dolayı BRT çalışanları haklarını alamıyorlar. Çalışanlar bu işyerinde özlük hakları alınamıyor diyor. Hükümet nerede? Hükümet oranın bir kurumu olduğunun farkında mı? Atamalar siyaseten yapıldığına göre siyaseten kendilerine bağlı bir yerdir. Başbakan oranın kendisine bağlı bir kurum olduğunun farkında değil mi acaba? Bu kadar büyük kaos içerisinde ülkenin olduğunun farkında değiller mi acaba? 

“ÖZEL SEKTÖRE ALIM GARANTİSİ” 

Bugün sloganlarla kurumu götürmeye çalışan elektrik kurumu yönetimine bakın, elektriğin üretim maliyeti 67 kuruşları geçmiştir. Ortalama kaça gidiyor? 44 kuruşla başlıyor tarife. Demek ki ilk tarifede daha zararı vardır elektrik kurumunun. Bu yapı sürdürülebilir bir yapı değil. Bıraktıkları borç nedeniyle kurum batma noktasına geldi. Vatandaştan iki kuruş keserek 147 milyon borçla devrettiler. Yatırım yapılmayıp özel sektörle alım garantisi verip özel sektöre yaptırsaydı elektriğin fiyatı daha düşük olacaktı, bu batak da olmayacaktı. Bunu yapan CTP’nin kendisidir. 

“KALECİK 2 SÖZLEŞMESİ” 

Biz hükümete geldiğimizde AKSA ile yapılan bir sözleşme bulduk.Burada AKSA ile 2009 yılında bir anlaşma yaptığı vardı bunun da adına Kalecik 2 anlaşması demişler. Kalecik 2 anlaşmasına göre o dönem, AKSA ile olan mevcut anlaşmayı 2024 yılına kadar uzattı CTP. 2 makine daha ek kapasite verdi. Esas işin kırılma noktası kilovat saat başına 0.157 sent önerdi elektrik kurumu, CTP kurumu 2. 98’e, sonra 3.08’e, 2009 itibariyle de 3.18’e artırdılar. Biz göreve geldik ve baktık ki ülkede elektrik açığı vardır, devletin yatırım yapabilecek imkanı yoktu, AKSA sözleşmesi var diye iki makine garantisi ile ilgili Sayıştay’dan izin istedik, Sayıştay’ın verdiği raporda, enerji alım garantisinin çözüm olmayacağı, dolayısıyla kurumun gereksiz atık maliyeti oluşacağı söyleniyordu. Yani KKTC’nin bir menfaati yoktur demişti o raporda. 2012 yılında Sayıştay, AKSA ile böyle bir anlaşmanın Elektrik Kurumu’na zarar vereceğini öngörebiliyor da, 2009 yılında CTP bu anlaşmayı yaparken o günün Sayıştay Başkanı, bugünün Elektrik Kurumu Başkanı İsmet Akim nasıl göremiyor? Tamamıyla bir göz yumma vardır bu durumda. CTP hükümetinin halka veremeyeceği en büyük hesap buradadır.” 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.