Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Av…

A+A-

Bu kavurucu sıcaklarda ince av mevsiminin ertelenmesiyle ilgili tartışmalar geçen haftanın ortasından itibaren gündemin baş sıralarına yükseldi. Tartışmaları yakından izleyenler, hatta tartışmalara katılanlar, ülkemizdeki av fenomenine karşı çıkan nice insan olduğunu da gözlemlediler. Gerek sosyal medyada, gerekse klasik medyada açıkça ve cesaretle belgelenen bu görüşleri de devletimizin dikkate alması gerektiği görüşündeyim.
   Siyasal kaygılar taşıyan bir hükümetin bu minik ülkede av konusunda kısıtlayıcı ya da yasaklayıcı kararlar alabilmesi o kadar kolay değildir. Gerçekten cesaret ister… Çünkü hem hazine geliri ve hem de oy bakımından önümüzde göz ardı edilemeyecek bir potansiyel var. Ülkemizde, Avcılık federasyonu’nun “20 bin” dediği çok kalabalık bir avcı camiası oluştu. Araziye çıktığı zaman devletin kolluk güçlerince de yeterince denetlenemeyen bu camianın her mensubu av ruhsatı için yılda 350 TL’lik bir ödeme yapar. Bu kalabalık camianın kuşkusuz ki oy gücü de yüksektir. Ama son günlerin tartışmalarına bakarak avcılar adına konuşanların devlete ve av karşıtlarına meydan okuyan bir tavır içine girmemeleri gerektiğini düşünürüm. Haklı olan kararlara ve düşüncelere saygı duyulması ve “ben kalabalığım, dilediğimi yaparım” mantığına prim verilmemesi gerekir.  
   Dr. Sibel Siber Hükümeti, avcılar camiasını karşısına almak pahasına katliamdan başka bir şey olmayan ince avı popülizmden çok uzak bir ilkesellikle erteledi. Gönülden kutlarım. 
        *       *      *
   Doğrusu ben hiçbir zaman benimsemedim ülkemizdeki bu av salgınını. Doğamızda yaşama hakkı olan hayvancıklar katliamdan geçirilir. Bu nedenle kaç hayvan türü ebediyen yok edildi akbabalar ve kartallar dahil, doğamızın dengesi ve güzelliği bozuldu. Araziye çıktığımda bazı avcıların çevreyi fişek yağmuruna tutarak yaptıkları tahribatın izlerini levhalar, ağaçlar, telefon ve elektrik direkleri üzerinde görmek ise beni fena halde öfkelendirir. Sevgili bir dostum “avcılar bir fişek içinde yüzlerce saçma kullanırlar. Adil bir mücadele değildir bu. Tek bilye atan fişek kullansalar bu mücadele daha adil şartlarda olur. Nasıl ki eski insanlar önce taş veya sopa sonra ok ile avlanırlardı. Yani teke tek, eşit şartlarda. Şu andaki avcılık bence doğadaki havyan katliamından başka bir şey değildir” diyor. Haksız mı?
   Aramızdaki çoğu kişiye göre avcılık, yani zevk için canlıların öldürülmesi, modern çağımızda normal kabul edilemeyen olumsuz bir alışkanlık ya da eylemdir. Bu nedenle doğal alanlarda tümüyle yasaklanmalı. Ülkemizde nerdeyse artık karga, serçe ve güvercin dışında kuş göremez olduk. Eskiden taşraya, ormana gidenler kuşların biteviye ötmesinden mutlu olurdu. Bir kaç dirhem eti uğruna minicik kuşların katledilmesi, ne spor ne de, hobi olabilir. Bu eylemin, doğal dengeyi bozduğu için zararlı, medeniyetle bağdaşmayan kötü bir alışkanlık olduğunu düşünenlere hak veririm.
   Her şeye karşın yine de sırf avlanmak isteyenlere, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, sadece bu amaçla oluşturulan özel avlanma çiftliklerinde izin verilmeli. Doğal alanlarda avlanılması tarım ve ormancılık bakımından da çok sakıncalı. Büyük maddi kayıplara yol açılıyor. Örneğin kuşlar tarafından tüketilip temizlenen zararlı böcek popülasyonunda patlama oluyor.
       *       *       *
   Bu arada hükümetin herkesin tapulu arazilerinde avlanma ruhsatı vermesi özel mülkiyete tecavüzden başka nedir ki? Av mevsimi her başladığında yerleşim alanlarına, evlere ve piknik yelerine bile yağmur misali saçmalar yağdırılır. Buna artık son verilmeli. Hükümetlerin vatandaşın tapulu arazisi içinde avlanma izni verme yetkisi olabilir mi?.. Çoğu vatandaş “benim tarla ve ağaçlarımdaki kuşları vurmaya kimin hakkı var?” diye sorar oldu.
   Gerçek avcıların da uygunsuz dönemlerde avlanmaya çıkılmasına tepki koyduklarına tanık olmak beni sevindirdi. “O ki gerçek avcıdır ve ava saygısı vardır asla bu sıcakta üveyik avını onaylamaz. Karşımdaki küçük bir kuş bile olsa 40 derece sıcakta su içmek için suya inen bir canlıya ateş etmem, edemem çünkü insanım. Kaldı ki o minik hayvancığın gerideki yuvasında bekleyen yavrucukları vardır” diyen avcıyı alnından öperim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.