1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Avcı bilir avını...
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Avcı bilir avını...

A+A-

-Hazırlan gidiyoruz, dediler...

-Nereye gideceğiz ki, diye sordum...

Sabahın erken saatinde kalkıp ava gideceklermiş, benim de gitmemi istediler.

Aslında o güne kadar avla ilgili düşüncem yoktu.

İyi mi, kötü mü diye hiç düşünmemiştim.

-Olur, dedim.

Eve doğru yöneldim ki aklıma geldi, döndüm.

-Ne giymek lazım?

Fark etmezmiş kıyafet, yeter ki bot gibi sağlam ayakkabım olsun, bir de matara falan getirmeliymişim susuz kalmamak için.

Yemeği de onlar getiriyorlarmış.

Sabahın körüydü kalktığımda.

O dönem pek erken kalkamazdım, zor geldi kalkmak.

Yarı uykulu düştüm yollara.

Gittim.

Arabalar hazır durumdaydı.

Avcıların ellerinde tüfekleri yarı kırılmıştı.

Başlarında şapkalar, sırtlarında parkalar.

Darcıkları da vardı.

Unutmadan, kemerleri de fişek doluydu.

İçimden, “sıkı av olacak”, dedim.

Benim tüfeğim yoktu.

Av tüfekleri…

O anda neredeyse unutmaya başladığım Baf çatışmaları geldi.

İlk savaşta çoğu Türk’te av tüfeği vardı.

Mahalle aralarına kum torbası koymuşlardı.

Arkasından uzanıp, “pat”…

Sanki öldürmek değil de gürültü çıkartmaktı gayeleri.

Nitekim savaşlarda ki mahalle arasındaydı, savaşlarımızda pek ölüm olmuyordu.

Hep rüyalarıma o savaşlar girip çıkıyordu.

Benim elimde silah, karşımdakinin elinde silah.

O atıyor, ben atıyorum.

Sonra…

Sonra karşımdaki Rum’un silahı tutukluk yapıyor.

Adam elime düşüyor.

-Aman, diyorum ona, sakin ol, ben seni öldürmek istemem.

Ufak ufak evine git, der yollardım evine…

Uyanmalarım hep huzurlu oluyordu bu yüzden.

Neyse, “arabalara” dediler.

Doluştuk.

Vrın dedi çalıştı motorlar…

Yürüdüler.

Nereye gidecektik bu küçücük adada?

Mera mı vardı…

Dağ mı, ova mı vardı insan olmayan?

Av var mıydı?

Bir sürü soruyla ilerlerken baktım, Kormacit’e daldılar.

Av bulacaklar.

İndik arabalardan, ormana doğru yürüdük.

Tek sıra halindeydik.

Ne bulursak götürecektik ki torbalar belimizde sarılıydı.

Karanlıktı daha.

Kuşlar uyanmamışlardı.

Tepeler, vadiler ve her yer sakindi.

Çat bir ses duyduk.

En uçtaki patlatmıştı karanlığa doğru.

Düşen bir şey yoktu.

Bu böyle öğlene kadar sürdü.

Ve tam dönmeye hazırlanmıştık ki bir sürü keklik kalktı.

Her taraftan patırtılar geldi.

İki keklik düştü.

Düşüşlerini gördüm.

Hayvanların ölümünü görünce, “bir daha ava gidecek olanın da” dedim.

Koştular.

Keklikleri almaya çabaladılar.

Birbirlerine, ”Ben vurdum” dediler.

Düşen keklik iki, kavga eden avcı, altıydı.

Geçen arkadaşlar söylüyordu…

Kıbrıs’ta avdan çok avcı varmış…

“Yazık”, dedim…

Rüyamda gördüğüm silahı tutukluk yapan Rum’u düşündüm…

Avcılar da benim gibi yapamazlar mıydı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.